YUNUS EMRE’DE DİNÎ VE TASAVVUFÎ ANLAYIŞ -6

YUNUS EMRE’DE DİNÎ VE TASAVVUFÎ ANLAYIŞ -6

Yusuf İLGAR 27 Mart 2017 Pazartesi 12:45:06
 

(Dünden Devam)
Şeriat, şartı bırakmamayı emreder. Esasenşeriatin “şart” olması “hıyanet” ehli içindir. (20/4) Hakikat ehli şerîati zaten vazife telakkî etmektedir. Şeriat sûrettir; hakikat ise öz! (295/10) sûretten öze gitmelidir. Suretten geçemeyen “tapu” (huzur)dan içeri giremez.”20
Tarikat: Yunus Emre’ye göre, hakikat yolunun ikinci kapısı, tarîkattir. Tarikat, şeriattan içeri bir makamdır(38/3).
Şair, bir şathiyesinde, tarikatı, mecazen “kazan”a benzetir. (497/29 Derviş bu kazanda pişecektir (257/9)21.
N’itdi bu Yunus n’itdi bir togrı yola gitdi
Pîrleretegintutdı Allah görelüm neyler (71/23)
beytinde Yunus, doğru yola girip, pîr eteğini tuttuğunu söyler,  tarîkatte, “yolu doğru izleyen, mürşidini gözleyen, sırrını gizleyen” kişi hakikate ulaşır22.
Marifet: Mârifet, Allah’ı tanımaktır. Kalbin Hak ile hayat bulması ve diri olması, sırrın Hakk’ın haricinde kalan şeyden yüz çevirmesidir.
Yunus, ma’rifet makamını kıymeti yönüyle bir cevhere benzetir. Ma’rifet, Hakk’ın kula bahşettiği bir “sofra”dır. Fakra ulaşan kişilerin gönülleri ma’rifetle dolar.”23 Fakr, her türlü nefsî ve dünyevî arzuları kalbten çıkarmak, varlığın mutlak varlığa ait olduğunu bilmek demektir.24
Hakîkat: Şeriat, hakîkatinzâhiri; hakîkatşeriatin batınıdır. Yunus’un, beyitlerinde ortaya koyduğu düşünce bu çizgidedir.
Şeriatsız hakîkat bulunamaz. Hakîkat, hudutsuz bir deryadır. Bu deryada şeriat gemisi ile seyredilir; fakat, hakikat makamına ulaşabilmek için gemiden çıkıp denize gark olmak gerekir:
Hakikat bir denizdür şeriatdür gemisi
Çoklar gemiden çıkup denize talmadılar (38/2)
Hakikat ehline göre herşeyin iki yönü vardır. Meselâ şeriat nazarıyla bakan kişi, düşmanı dışarıda arar; hakikat nazarıyla bakılınca, gerçek düşman içeridedir:
Hakîkatdebakarısannefsün sana düşman yiter
Var imdi ol nefsünile vuruş-tokuş savaş yüri (403/2)
Hakikat ehli, kanâatı yar edinmiş, nefsî dileklerden el çekmiştir. (383/3)25.
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:
Yunus’un tefekkürü  “Kelime-i Tevhîd” inancına dayanmaktadır. O, Allah’ın birliğine inanan, ehl-i sünnete bağlı, Hz. Muhammed’î bir tarîkat izleyen, Vahdet-i Vücûd’cu bir Türk-İslam mutasavvıfıdır. Bu tarîkat yolculuğunda nefsini ortadan kaldıran, “Dört kapı-kırk makam” prensibiyle insanın yetişmesini benimseyen ve Hoca AhmedYesevî, Hacı Bektaş-ı Velî erkânıyla yetişen bir velîdir.
(Son)

20 Ay. Es. , s. 316.
21  Ay. Es. , s. 316-317.
22  Ay. Es. , s. 317.
23  Ay. Es. , s. 318.
24  Ay. Es. , s. 345.
25  Ay. Es. , s. 319.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi