YUNAN ASKERLERİNİN GÜNLÜK VE ANILARINDA AFYONKARAHİSAR İŞGALİ -4

YUNAN ASKERLERİNİN GÜNLÜK VE ANILARINDA AFYONKARAHİSAR İŞGALİ -4

Hasan Tahsin Günek 13 Ağustos 2018 Pazartesi 13:35:03
 

Yunan hayallerini gerçekleştireceğine inanarak Anadolu’nun işgaline katılmak üzere yunan ordusuyla 1921-22 kışında Afyonkarahisar’a gelen Venardos, Afyonkarahisar’da yedek subaylardan oluşturulan bir müfrezeye katılmıştır. Venardos bu günlerle ilgili olarak günlüğüne şu satırları yazmıştı:
İ.A.Venardos
Afyonkarahisar Yedek Subay Müfrezesi
1921-1922 korkunç kış aylarında vardık. Yunan ordusu çölde (1921 Temmuz-Ağustos) geri çekilen Türk ordusunu takip ederek fazla bir dirençle karşılaşmadan kahramanca bir yürüyüşten sonra son bir gayretle Sakarya’nın dik yamaçlarında tarihimizin şanlı sayfalarını yazdı.
Sonra Küçük Asya Ordusu (1921 Ağustos-Eylül) geri çekilerek, Bursa, Eskişehir ve Afyonkarahisar’dan geçerek Menderes nehrini takip eden hat boyunca bir ön savunma hattı oluşturmak zorunda kaldı.
1921 senesi kış aylarında büyük insan gücü ve diğer kayıplar nedeniyle ordu birimleri arasında boşluklar eksiklikler meydana getirdi. Siyasi ve askeri otoritelerin göz yummasıyla “okul öğrencileri”  İzmir ve yakın çevresindeki birimlerde görev aldı.
Yedek Subay Okulu: 1910’dan bu yana Kolordu, yedek subayların seçimleri için yapılan sınavlardan ve eğitimlerinden sorumluydu. Ocak 1922’de piyade veya topçu teğmen olarak mezun olanlar arasından seçimler yapıldı. Afyonkarahisar’da Birinci ordu (RS) genel karargâhı bünyesinde Afyonkarahisar Yedek Subay Müfrezesi bulunuyordu. Bu müfrezeye katılmak için 1200 kişilik yedek subay okulundan 225 kişi seçilmiştir.
Bu dönemde Küçük Asya Harekâtı çıkmaza girmişti. Yunan hükümeti Ankara Hükümeti ile kuşatılmış durumdaydı. Uluslararası alanda esasen tek destekçisi İngiltere ve özellikle İngiltere Başbakanı Lloyd George, çeşitli (Sovyet, Fransız ve İtalyan) devletlerinin desteklerini almaya çalışıyordu.
12 Ağustos 1922 Akşamı Türk Saldırısı
Müfrezelerindeki teğmen öğrenciler neredeyse eğitimlerini tamamlamışlardı. Yeni takvime göre 26 Ağustos 1922 tarihinde günün ilk ışıklarıyla birlikte şehrin güneybatı yönünden Türk saldırısı büyük bir dalga halinde başladı.
Afyon şehri merkezinde beş bin Hıristiyan ermeni mülteci toplandı. Bağdat Demiryolu hattı (İstanbul İstasyonu yani bugünkü Ali Çetinkaya Gar) ve İzmir Demiryolu hattı (Bugünkü Afyonşehir İstasyonu) üzerinde bulunan iki tren istasyonu ve çevresinde askeri birimler ile hastane ve depolar vardı. İlk istasyon (Bağdat hattı) nispeten sakin olmakla beraber, ikincisinde (İzmir hattı) düzensizlik ve kargaşa hâkimdi.
Tahliye edilmeye çalışılanların yanı sıra Hıristiyan gruplar, Türk birliklerinin akınlarından kaçmak için trenlere binmeye çalışıyorlardı. Yedek subay okulunun öğrencileri yoğun topçu ateşiyle desteklenen saldırganların ordularına karşı muazzam bir mücadele verdi. Düşman I. ve IV. tümenlerin ön hatlarını işgal eder ve başarılı olarak birlikleri daha gerilere atarlar.
Ertesi gün, 27 Ağustos tarihinde durum daha kötüleşmişti. Takviye kuvvetlerin ulaşamaması ve çok fazla hareket alanının olmayışı Türklere üstünlük sağlıyor. Türk kuvvetlerinin ilerleyişinden dolayı Hıristiyan nüfus arasında meydana gelen panik sırasında bir bomba yedek subay müfrezesinin bulunduğu yerin yakınlarına düştü.
General Trikopis saat 10.30 civarı çekilmeye karar verir. Binbaşı Vlachos Simos komutasındaki Birinci Tabur bir köprübaşı geçişi sağlamakla birlikte, Afyonkarahisar yedek subay müfrezesi (piyade ve topçu) ile IV. Tümen kuvvetlerinin savunma hatları çökmüştü. Düşmek üzere olan şehirdeki yangını, bombardımanı, yaşanan karışıklık ve paniği ve her yeri kaplayan dumanı anlatabilmek mümkün değildi. Tüm zorluklara rağmen bir sonraki savunma hattını son akşam genel karargâh yakınındaki yedek subay müfrezesi tamamladı.
Türk süvarileri tarafından yapılan saldırılar paniğe ve büyük kayıplara sebep oldu. General Trikopis gece boyunca cephe hattından tam bilgi sahibi olmadan emirler yayınladı. IV. Tümen ve diğer birlikler arasında temas başarısızlığa uğramaktadır.
Türkler 28-29 Ağustos’ta İlbulak – Hamurköy denilen yerde meydana gelen savaştan sonra durdurulamaz oldu. Yunan kolları 26.Taburun müdahalesi sayesinde kazanılan başarıya rağmen yenilmiş ve 29 Ağustos öğleden sonra tümen, 11.alaya bağlı birlikler ve yedek subay müfrezesi imha edilmekten son anda kurtulmuştu.
Dumlupınar Savaşı ve Esaret
30 Ağustos 1922 günü sabah saatlerinde dört beş kilometre uzunluğunda ve iki kilometre genişliğinde olan ölüm vadisinde savaş, destek, ulaştırma ve sıhhiye birimleri toplanmıştır. Bir söylenti vadiyi çevreleyen tepelerin zirvelere kadar Mustafa Kemal liderliğindeki Türk ordusu tarafından işgal edildiği her halükarda sonucun zafer olacağı görünmekle birlikte, o tamamen imha etme yolunu aradı. At nalı şeklinde bir savunma hattı oluşturulmuş, at nalının üst kısmında yedek subay müfrezesi ile XIII. tümenin en iyi yetiştirilmiş alayları yer almıştı.
Trikopis’in grubu neredeyse üç ana gruba ayrılarak çözülmeye başlamış ve dağlarda binlerce ölü, silah, teçhizat, ulaşım aracı ve yaralı bırakarak geriye batıya doğru çekilmeye başladı. 2 Eylül 1922 tarihinde cepheyi dolaştım. Afyonkarahisar Yedek Subay Müfrezesinden kalanlar Trikopis ile birlikte yakalanarak teslim olmuştu.
Bir başka yunan askerinin hatıratında Yunan Ordusunun yaşadığı şaşkınlık ve panik hali şu satırlarla anlatılmaktadır(***)
Afyon’da, Türk saldırısı 200 hafif, 62 kadarda ağır silahla birbirini izleyen dalgalar halinde gelen bombardıman ile başladı. Sabah saatlerinden itibaren I. ve IV. tümenlerin sorumluluğu altındaki gelişmiş siperlerin bulunduğu, sırasıyla Kumalar ve Ahır dağlarında IV. Tümenin sağ kanadını ve siperler ve ayrıca V.tümenin solundaki ormanlık tepe Türkler tarafından ele geçirildi.
Küçük Kalecik ve Akarçay arasında geniş bir plato vardı. Dağlar konik, çatallı ve sert yapılı idi. Ana hatlar Kumalar ve Toklu tepesidir. I. ve IV. tümen arasında Kayadibi boşluğu, I. tümen sorumluluk sahasında Çayhisar boşluğu vardı. Bir başka ölümcül nokta ise, dik yamaçların düşmanın görünmeden girmesine imkân sağlayan I. Tümenin önündeki Sinirköy’ün derin uçurumlu sahasıdır.
17 Ağustos 1922’de Dumlupınar vadisinde yıkım
Türkler yön değiştirirken Trikopis’ in artık orduyla bağlantısı yok. Saat 10’da Afyon’u tahliye etmek için karar veriyor. Kafa karışıklığı ve kaosun bir göstergesi de şuydu. General I. ve IV. tümen merkezleri şehirdeyken dahi iletişim kuramamış ve bu durum öğleden sonra saat 14’e kadar devam etmişti.
Geri çekilme korkunç bir şekilde oldu. Telsiz haberleşme birimi, emirler ordu birimlerine bildirilmeden önce ana telsizi Eskişehir’e giden bir trene yanlışlıkla yüklemişlerdi. Ne yazık ki Trikopis ve ordusu arasındaki iletişim akşam geç saatlerde ancak tesis edilebilmiştir. Ne yazık ki çünkü Hacıanestis’in emri şu, Birinci Kolordunun olduğu yerde kalarak savaşmasında ya da en azından savaşarak adım adım geri çekilmesinde diretiyordu. Trikopis’ in tuhaf düzene itaat edeceğini gösteren korkunç emirleri, bütün bir bedeni yıkıma ve esarete sürükleyecektir. General, Hacıanestis’nin gerçekçi olmayan emirlerine meydan okumaya cesaret edemedi.
Mühimmat azdı. Hiçbir telsiz ve iletişim hattı çalışmıyordu. Bu durum tamamen düşman tarafından kontrol edilen bir bölge olan Ali Viran (Dumlupınar) vadisinde savaşın kabul edilmesine yol açtı. 17 Ağustos’tan sonra gerçek bir trajedi yazılmıştır.
Dip Notlar:
* Venardos’un günlüğünde Julyen takvimi kullanılmıştır. Bugün kullandığımız Gregoryen takvim gününe ulaşabilmek için günlükte geçen tarihlere 13 gün eklenmelidir.
**Venardos’un günlüğünden alıntı yapılmıştır.
*** İkinci günlük sahibinin ismine ulaşılamamıştır.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi