YÜCE DİNİMİZ BÖLÜCÜLÜĞE ALET EDİLEMEZ

YÜCE DİNİMİZ BÖLÜCÜLÜĞE ALET EDİLEMEZ

Muharrem Günay 10 Temmuz 2010 Cumartesi 03:00:00
  Son zamanlarda Türk Medyasının büyük bir bölümü Mütareke basınına rahmet okutacak derecede yayın yapmaya başladı. Hemen hepsinin bir ortak noktası var PKK terörü kastedilerek “BU İŞ SİLAHLA ÇÖZÜLMEZ” diye ezber yapıyorlar, doğrudur, peki “BU İŞ SiLAHSIZ ÇÖZÜLÜR MÜ” bu konuyu hiç gündeme getiren yok..
Beyinler Yıkanıyor
Bunların amacı belli demek istiyorlar ki: “Ey millet sizinde gördüğünüz gibi PKK ile 1984 yılından beri silahlı mücadele devam ediyor; 40 bine yakın insan öldü. Fakat bu iş bitmedi. Sizinde gördüğünüz gibi bu iş silahla olmuyor, öyleyse PKK ile masaya oturalım, pazarlık yapalım, anlaşalım, yani daha açık bir ifade ile VERİP KURTULALIM.” İşte medyanın demek istediği bu her gün bu ezberi yaparak Türk milletinin beynini yıkama ve bölünmeye razı etme peşindeler. İslamcısı, libarali sözbirliği etmişçesine aynı şeyleri tekrarlıyor. Bir taraftan hükümete diğer taraftan PKK’ya akıl veriyorlar. PKK’ya “Eylemsizlik kararı al, ateş kes, silah bırak” diyorlar.“ “Gelin teslim olun, suçunuz neyse çekin, Türk adaletine güvenin, kendinizi fesih edin” diyen yok..
Liberalleri, Sarostan maaş alan entelleri anladık, İslamcı (!) geçinenlere ne oluyor. Hepsi birden Cumhuriyete, Milli devlete ve Türk milletine ve Türk milliyetçiliğine karşı olan düşmanlıklarını iyiden iyiye açığa çıkararak, din adına, İslam kardeşliği adına, Türk milletini bölme, parçalama ve Türkiye’de yeni bir millet inşa etme çabasına girişerek, adına ister “DEMOKRATİK AÇILIM” ister “KÜRT AÇILIMI” deyin bu fitne hareketine destek veriyorlar. Halbuki İslâm’a göre yaptıkları şey: “IRKÇILIKTIR, CAHİLİYE DEVRİ ASABİYETİDİR, ZULÜMDÜR.” Onlarda biliyorlar ki; Cumhuriyet kurulurken millet anlayışı, ırk ve etnisite temeline dayanarak inşa edilmedi. “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk Milleti denir” düşüncesi ile hareket edildi. Yani Türk adı: “Türkiye’de yaşayan Kürtler dahil, Türkmenler-Oğuz Boyları, Çerkezi, Arnavut’u Boşnağı hepimizin ortak adıdır.” Yani bir etnisiteyi temsil etmez. Türkler 8. yüzyılda bile bu millet anlayışına sahipti. Kültür demek millet demek bilincindeydiler. Göktürk Kitabelerinde bu açıkça görülmektedir. Sevgili Peygamberimizin hadislerinde bile Sirderya ve Amuderya (Seyhun, Ceyhun) nehri ötesindeki kavimlerin hepsine bir-den Türk denmektedir. Tıpkı, Arap olmayan Müslümanların hepsine “ACEM” denildiği gibi. “Kürtlere siz Türksünüz diye dayatamazsınız” di-yorlar. Ama asıl dayatmayı bin yıllık kardeşliği bölerek “Siz Türk değil Kürtsünüz” diyerek ve Türkiye’de yeni milletler inşa etmeye çalışarak kendileri yapıyorlar.
Türkiye’de yaşayan her milletdaşımızın başta başörtüsü olmak üzere, işsizlik, yoksulluk, yolsuz-luk, eğitimsizlik, geri kalmışlık gibi sorunları vardır. Bu sorunları etnik kimliğe indirgeyerek tanımlamak ne kitabımıza ne de sünnete uyar.
İslamiyet Bölücülüğe Alet Edilemez
Kur’an-ı Kerim’de hem “kavim hem kabile hem de Şuub-Şube’den, hem de milletten söz edilir. Millet sözcüğü bazen bizim anladığımız manadaki “Millet-ulus” anlamında kullanılsa da asıl manası “Din, şeriat, tutulan yol..” demektir. ŞUUB veya bizim anladığımız manada “ŞUBE” ise insanlığı oluşturan milletler için kullanılır ve kavimler ve kabilelerden oluşur. Yani “ŞUUB” bir kavimler ve kabileler birliğidir. İşte bizim TÜRK MİLLETİ dediğimiz topluluk insanlığı meydana getiren bu şubelerden bir şube olup, hepimizin ortak adıdır. Hepimizi altında toplayan büyük bir şemsiye ve çadırdır.
Bunu inkâr ederek, Türkiye’de Kürt, Çerkez vb. diyerek yeni milletler icad etme peşinde olmak, İslam’a göre haramdır, ırkçılıktır, nifaktır, fitnedir, bölücülüktür ve zulümdür. Maalesef Türkiye’de yapılmak istenen de budur ve din buna alet edilmektedir. Kendisini “TÜRK HİSSETMEYEN” ve bir kısmı gizli Türk düşmanı olan İslamcı geçinen yazarlar tarafından, bir kısmı da milliyetçilikle ırkçılığı karıştıran, milliyetçilik karşıtı olan düşünce özürlü yazarlar tarafında yapılmaktadır.
Türk milleti kavramına karşı çıkarak “TÜRKİYELİLİK” gibi kavramları ortaya atan yazar, çizer ve siyaset adamları konumuza en güzel örnek teşkil etmektedirler.
Türkiye’de yaşayan ve Türk milletini oluşturan Kürtler dâhil milletdaşlarımızın “Din, kültür, örf adet, tarih, coğrafya ve menfaat birliği” gibi ortak değerlerini bir kenara iterek, onların etnik kökenlerini ön plana çıkararak, ayrıştırmak, bölmek fit-neye sebebiyet verir. Fitne hem Kur’an-ı Kerim’de hem de hadislerde lânetlenmiştir. “Yeryüzünde fitne fesat çıkaranlara lanet olsun.” (Rad Suresi Ayet, 26) ”Fitne uykudadır. Fitneyi uyandırana Allah lanet etsin!” (Hadisi şerif, İ.Rafii) Maalesef dindar geçinen bir kısım yazar ve düşünürler Allah ve resulünün lânetlediği işi yapmakta, bilerek ve ya bilmeyerek fitneye sebep olmaktadırlar.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi