Yıllardır neredeydik?

Yıllardır neredeydik?

Yine yoğun bir hafta sonunu geride bıraktık. Haber cümlesiyle yazarsak:
“Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Afyonkarahisar’da bir dizi temas ve ziyarette bulundu.” Bu cümlenin yüklemine oldum olası soğuk yaklaşırım. Ziyarette bulundu. Yani birisi Bakan Akdağ’ı, gökte ararken ziyarette buldu. Bu yüklemin yerine “ziyaret etti” desek kulağa daha hoş gelecek sanki.
Ama konumuz bu değil. Konumuz, Akdağ’ın ziyaretleri. Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ziyaretlerinde gündeme ilişkin açıklamalarda “bulundu”. Akdağ’ın “bitiriyoruz” dediği hastalıklar arasında tifo ve kuduz vardı. Ayrıca sudan bulaşan hastalıklar konusunda da azalma yaşandığını belirtti Bakan Akdağ.
2010’un ortasında ilimize gelen bir bakan, bunları “faaliyet” olarak saymamalıydı. Burada kabahat, Bakan Akdağ’ın değil kuşkusuz. Bir yerlerdeki eksikliği giderdiklerini anlattı Akdağ, özet olarak. Sorguladığım konu, bu hastalıkların ortadan kaldırılması ya da azaltılması için bundan önce ne yapıldığı.
Yine başka bir toplantıda ilçelere hastane yapılacağından bahsetti Bakan Akdağ. Yine aynı şeyi düşündüm. Hastane yapmak zaten şu anda “sosyal” devletin asli görevleri arasında, sağlık hizmeti dahilinde. Bu vurgunun yapılmasında da aynı mânâ vardı: Şimdiye kadar aksak olan “yatırım”a dikkat çekiliyordu.
Muasır medeniyet hayali
Şöyle durup düşünüyor insan:
2010’un ortasında kuduzdan, tifodan, benzeri hastalıklardan kurtuluyorsak; ilçelere hastaneleri yeni yeni yapmaya başlıyorsak bir yerde hata yapmışız demektir.
Hani çok söylenegelen “muasır medeniyet” seviyesine ulaşmak, hayal gibi bu durumda. Muasır medeniyete ulaşmaktan kastın sadece teknik anlamda değil, altyapı olarak da anlaşılması gerekiyor. Şimdiye kadar ne yapıldı, kim kabahatli diye sormak lazım? Bu ihmalde kimin sorumluluğu var?
Bir de yeni hastane ziyaretinde şöyle konuştu Bakan Akdağ:
“Bizim hükümetimizden önce bu tür hastane inşaatları 20 yılda bitiriliyordu. Şimdi yaklaşık 2 yılda bitiriliyor.”
Aradaki 18 senenin de hesabını yapmak vatandaşa düşüyor.
Hediye, Afyon ürünü mü?
Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın Afyonkarahisar ziyaretinde dikkatimi çeken bir husus da “hediye” oldu. Bir ziyaret sırasında kendisine bir “şey” hediye edileceğini anlayan Akdağ, ısrarla sordu:
-Afyon ürünü mü?
Bakan, istediği yanıtı alamadı, “Paşabahçe ürünü” cevabı, “En azından Türk malıymış” denilmesine sebep oldu.
Bir Afyon ürününün hediye edilmesi Afyonlular olarak bizim beklentimiz. Bununla birlikte anlaşılıyor ki Afyonkarahisar’a gelen kişiler, kendilerine mermer gibi Afyon’a has bir armağan verilmesini istiyorlar.
“Thawöğepsew Afyon”
Hafta sonu eski Halk Eğitim Merkezi salonunda da bir etkinlik vardı. İlk kez bir Kafkas gösterisini canlı olarak izledim. Gerçekten “mükemmele yakın” bir performans sergiledi Adige gençler. Fotoğraf makinesinin hızı yetişmedi neredeyse dans edenlerin hızına. Ben ritim konusunda Rumelilerin iyi olduğunu düşünürdüm. Cumartesi akşamı yakından şahit oldum ki Kafkasyalıların da ritimde söz hakkı var.
Gösterinin sonunda Türk, Rus ve Adige bayraklarının açılması, oldukça anlamlıydı. Türkiye’deki ve Rusya’daki insanlara “kardeşlik” mesajı verilirken kendi özerk cumhuriyetlerinin de tanınmasını sağlıyorlardı Adigeler.
Bir de çok naziklerdi. Neredeyse her alkıştan sonra “Thawöğepsew” diyorlardı, yani “Teşekkür ederim, teşekkürler”.
Gösteri sonrasında kendi aralarında konuşan Adigeler, Afyonkarahisar’da bir Kafkas derneğinin olmamasından yakınıyorlardı.
Bilmeyenler için bir not: Elbruz’un diğer yakasındakilerin, Karaçay Türkleri’nin Afyonkarahisar’da bir dayanışma derneği var.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi