Yeryüzündeki Fitne ve Anarşinin Sebebi Nedir?

Yeryüzündeki Fitne ve Anarşinin Sebebi Nedir?

Muharrem Günay 20 Temmuz 2010 Salı 03:00:00
  Fitne, anarşi, terör, bozgunculuk, günah, şirk, bela ve daha başka manalara gelirse de, ekseriya bölücülük, bozgunculuk anlamında kullanılır. İslâm âlimleri fitneyi: “Müslümanlar arasında bölücülük yapmak, onları sıkıntıya, zarara, günaha sokmak, insanları isyana kışkırtmak demektir” şeklinde tanımlamışlardır. Bozgunculuk ve fitnenin olduğu yerlerde insani değerler barınamadığı gibi, düzen ve huzur da bozulur.
Müslümanların kendi aralarında güç birliği ve ittifaklar oluşturmaması, yeryüzündeki fitne ve fesadın en önemli sebeplerindendir. Yüce Allah bu gerçeğe şöyle dikkat çeker: “İnkâr edenler birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz aranızda dost olmazsanız yeryüzünde kargaşalık, fitne ve büyük bozgun çıkar.” (Enfâl,73). “Kâfirler de birbirlerinin yardımcılarıdır; eğer siz emredildiğiniz gibi yardımlaşmazsanız, yeryüzünde bir fitne (İslam zafiyeti) ve büyük bir fesat (küfür hâkimiyeti) olur” (Enfal,185). “Fitne, adam öldürmekten daha büyük bir günahtır.” (Bakara,217)
Haksızlık Karşısında Susan Dilsiz Şeytandır.
“Emri bil ma’ruf ve nehyi anil münker” görevinin yâni “İyiliği emretmek ve kötülüğü men etmek” görevinin yerine getirilmeyişi de fitnenin yeryüzüne hâkim olma sebeplerindendir. Bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz: ma’rufu emreder, münkerden nehyedersiniz ve Allah’a inanırsınız…” (Al-i İmran, 3:110)
“Onlar, işledikleri kötülükten, birbirini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Andolsun yaptıkları ne kötüdür!” (Maide Suresi, [5:79])
Lokman suresi 17. âyette “Namazı dosdoğru kıl, iyiliği emir ve tavsiye et, kötülükten sakındır. Bu yüzden maruz kalacağın şeylere katlan” buyrulur.
Emri bil ma’ruf ve nehyi anil münkerin önemine dikkat çeken sevgili Peygamberimiz bizlere şu tavsiyelerde bulunmaktadır:
“Sizden kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim, Îmân 78; Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17)
“Bana hayat bahşeden Allah’a andolsun ki, siz ya iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız ya da Allah kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez” (Ebû Dâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9; İbn Hanbel, V, 388).
“Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma si-rayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah’ın azabı şiddetlidir” (Enfal, 8/25
Peygamberimiz. “Ünsur ehâke zâlimen ev mazlûmen” Peygamberimiz “Zalimde mazlumda olsa kardeşine yardım et” buyurur. Bunun üzerine. “Yâ Rasûlullah, mazlumsa yardım etmeyi anlıyorum fakat, zalimse nasıl yardım ederim?” diye sordular. Sevgili Peygamberimiz. “Te’huzü fevga yedeyhi” “Onu zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır” buyurur. (Buhari, Mezalim 4, 111, 98; İkrah 7, VIII, 59, Tirmizi, Fiten, 68,IV,523)
Hz. Musa (AS) Allah’ü Teala ile Tur Dağı’nda kelam ederken bir gün derki,“Yarabbi Ad Kavmi’nde, Lut Kavmi’nde, Semut Kavmi’nde hiç mi iyi insan yoktu ki hepsini helâk ettin.” Başka bir gün yine Tur Dağı’na çıkacağı sırada uykusu gelir derin bir uykuya dalar. Uykusunda kendisini cennette yüce Mevla ile perdesiz konuşurken görmekte iken, bir karınca gelir ısırır. Musa (AS) uykusundan uyanır ve tatlı rüyası yarıda kalır. Buna çok sinirlenen Musa (AS) bu öfkeyle kalkar ve yuvada bulunan bütün karıncaları helak eder. Tur Dağı’na ulaşıp Cenab-ı Hakk ile kelam ederken Yüce Mevla, “Ya Musa seni ısıran bir tek karınca olmasına rağmen neden tüm karıncaları öldürdün” buyurur. Musa (A.S) da “Yarabbi diğer karıncalar iyi olsaydı o bir tek karıncanın yaptığı kötülüğe engel olurlardı” buyurur. O zaman Yüce Mevla da “Ya Musa, işte Ad Kavmi’nde de, Lut Kavmi’nde de Semut Kavmi’nde de iyiler vardı ama kötülere engel olmadılar” buyurur.
Dünyaya şöyle bir baktığımızda, kan ve gözyaşının aktığı, güçlünün zayıfı ezdiği, hak sahiplerinin hakkını alamadığı bir zulüm düzeninin hüküm sürdüğünü İslam ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyada terör olayları başta olmak üzere bir fitne ve kargaşa döneminin yaşandığı görülmektedir. Bu tablonun baş sorumlusu hiç şüphesiz Müslümanlardır. Çünkü Müslümanlar yeryüzünde barışı ve adalet sağlamakla görevlidirler. Fakat aralarında birlik ve dayanışma olmadığından bu görevlerini yerine getirememektedirler. Dünyada barışı adaleti tesis etmek bir yana bugünün İslam coğrafyası kendi kendini idare etmekten aciz bir konuma düşmüş Yahudi ve Hıristiyanların oyuncağı konumundadır.
Yeryüzündeki anarşi, fitne ve teröre son vermek ve barışı, adaleti tesis etmek için, Başta Türk Dünyası olmak üzere, Müslümanların ve İslâm devletlerinin birlik içerisinde olması ve her alanda birlikler oluşturması gerekmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi