• 0
  • 654
  • 12 Kasım 2019 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Haksız, hukuksuz bir şekilde, mahkeme kararı olmaksızın sadece idari soruşturmalar sonrası ihraç edilen, mahkemelerde suçsuz olduklarını kanıtlamalarına rağmen KHK ile hayatları karartılan on binlerce insanın sorunları ortada dururken, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyesi Bülent Arınç ortaya çıktı, “KHK bir faciadır… Çevremde o kadar çok bu felaketi yaşayan insan var ki. Ben onlara acıyorum, merhamet ediyorum. Aslında onlardan da özür diliyorum. Evime temizlik yapmaya gelen, daire başkanlığından ihraç edilmiş bir kadını gördükçe, eşi polis, ihraç edilmiş bir başka kadını gördükçe ben yerin dibine geçiyorum. Ve onlara birkaç kuruş daha fazla vereyim de bir katkım olsun diyorum. Kırıkkale’den yumurta getirip de kapı kapı satmaya çalışan bir genel müdür yardımcısı gördüğüm zaman felaket görüyorum. Bir benzinliğe gittiğim zaman bir Danıştay üyesinin pompa tuttuğunu gördüğüm zaman acı duyuyorum. Bir lokantada, restoranda bulaşıkçı olarak çalışan bir genel müdür gördüğüm zaman perişan oluyorum. Bütün bunları yaşıyor Türkiye. Kimse savunamaz bunu.” diyerek “sütten çıkmış ak kaşık” oldu. Diğer yandan bu sözlerine karşı partili Cumhurbaşkanı’nın Arınç’a eseflerini sunmasının hemen ardından da çark etti.
İyi polis… Kötü polis…
Yerseniz…
***
Partili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan TBMM’de AKP Grup toplantısında yaptığı konuşmada “İMF bizden 5 milyar dolar, belki de avro borç istedi. Arkadaşlara dedim ki verin. Sonra baktılar ki bu çılgın Türklerin sağı solu belli olmaz. Almaktan vazgeçtiler.” dedi. Liberal Demokrat Parti eski Genel Başkanı Cem Toker’in İMF’nin resmi cevabını da eklediği konuyla ilgili tweet’i aynen şöyle; “İMF’ye resmi yazıyla ‘Türkiye’den borç istediniz mi’ diye sordum. Resmi yanıt elimde… Kamuoyu ile paylaştım. Yanıtta: IMF kimseden borç istemez. Ülkelere 2008 krizinde havuzdaki parayı artırma çağrısı yaptık. Türkiye bu çağrımıza “moral” destek verdi”
Ülkemizin ödemekte ciddi güçlük çektiği 453 milyar dolar borcu var, biz İMF’ye borç veriyoruz.
Yerseniz…
***
Bu hafta konuşan Erdoğan: “Sürekli ‘Faiz düşerse enflasyon düşer’ dedim. Sistem değişince Merkez Bankası’nı da görevden aldık. Çünkü laf dinlemiyor adam. Yeni arkadaşımıza ‘Bak böyle böyle, bunu düşüreceğiz’ dedik.”
2018 yılında Ankara’da düzenlenen TESK Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Merkez Bankası bağımsızdır kendi kararını kendi alır” demişti.
Yerseniz…
***
Reuters’a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devlet başkanı olarak yargının gücü benim elimde mi? Böyle bir saçmalık olur mu? Yargı bağımsızdır. Bağımsız yargı kararlarını vermekte serbesttir” dedi.
Bağımsız Merkez Başkanı söz dinlemeyince düşürüyor ardından yargı da bağımsız diyorlar.
Yerseniz…
***
Maliye Bakanlığı “yeniden değerlendirme oranını” %22.58 olarak belirledi. Yani Motorlu Taşıtlar Vergisi, Pasaport harcı, ehliyet harcı ve trafik cezaları yılbaşından itibaren %22.58 oranında artacak. Bu rakam neye göre belirleniyor. Paranın değer kaybına, yani enflasyona göre. ÜFE’nin yüzde 22.5 olduğu, devletin alacağına yıllık %22,58 artırdığı bir ülkede enflasyonun 8.5 olduğuna inanmak için zeka problemimiz olması lazım. Her şeye çift haneli rakamlarla zam gelirken, enflasyonda tek hanelere düştük. Buyurun.
Yerseniz…
***
Fatih’te ikisi kadın, ikisi erkek 4 kardeşin cesetleri bulundu. Kardeşlerin ekonomik sıkıntı içinde yaşamaya çalıştıkları, 4 kardeşten işi olanın maaşına haciz koyulduğu belirlendi. Bakkal defterinde 2000 liranın üzerinde borç vardı. Yapılan otopside kardeşlerin kanında siyanür saptandı. Benim güzel ülkemin güzel insanları, biz öldük bari kimseye zararımız olmasın diye kapıya “Dikkat siyanür var, polisi arayın, içeri girmeyin” notunu bırakmışlar. Ödenmeyen borçlar, hastalıklar, işsizlik, açlık, yoksulluk, ne derseniz deyin sonuç çaresizlik.
Bütçe görüşmeleri sırasında AKP’li vekil yumurta hesabı yaparak, asgari ücretlinin nasıl yaşayacağını anlattı ve “Rahat olun bizim dönemimizde yoksul kimse yok” dedi de içimize su serpildi.
Yerseniz…
***
Geçtiğimiz hafta konferans vermek için ilimize gelen sevgili ağabeyim Hüsnü Bozkurt’un paylaştığı bir tweetle bitirelim.
Gümrük memuru sorar: “Çantada ne var?”
Kaçakçı: “Kuş yemi”
Çantayı açan gümrük memuru çantanın silme saat dolu olduğunu görür.
Gümrük Memuru: “Bunlar ne” :
Kaçakçı: “Valla ben kuşların önüne koyuyorum, yerlerse”
Son Söz; “Adam hacı mı olur ulaşmakla Mekke’ye,
Eşek derviş mi olur taş çekmekle tekkeye” Atasözü

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM