Sezer Küçükkurt
Sezer  Küçükkurt
sezerkucukkurt@kocatepegazetesi.com
“YENİ NORMAL” DÖNEM
  • 0
  • 194
  • 12 Mayıs 2020 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Salgın tedbirleri kapsamında yavaş yavaş normal hayatımıza dönmeye başlıyoruz artık.
“Normal” kelimesini bile dikkatli kullanmamız gerekiyor. Zira bu “normal” bildiğimiz “normal” değil, “yeni normal…”
Konuyla ilgili tüm uzmanlar, devlet yetkilileri “yeni normal”e işaret ediyorlar. Tedbirleri elden bırakmadan günlük yaşamımıza devam edeceğimizi anlatmaya çalışıyorlar bu kavramla.
Berberler ve kuaförler açıldı, alış veriş merkezleri yeniden kapılarını müşterilerine açtı dün.
Camilerimiz ise mahzun. En kısa sürede camilerimizin de ibadete açılmasını, müminlerin camilere olan hasretinin sona ermesini bekliyor ve dua ediyoruz.

 

HÜZNÜMÜZ PAŞA CAMİİ İLE HAFİFLEDİ

 

Afyonkarahisar açısından camilerimizle ilgili hüznü bir nebze de olsa “Paşa Camii” hafifletti. Kocatepe Mezarlığı önünde, İzmir yoluna cepheli bir şekilde büyük bir ihtimam ve ihtişamla yapımı tamamlanan Paşa Camii’nde Ramazan ayı boyunca Kur’an-ı Kerim tilavet olundu. Gönül isterdi ki cemaatle birlikte olsun; ama ona da sıra gelecek inşaAllah.
Paşa Camii ya da bir diğer adıyla Umurbey Camii Afyonkarahisar’ın tarihten bu yana uzanan en önemli tartışma konularından birisi idi.
Bugünkü Anıtpark’ın olduğu yerde bulunan ve sonrasında yıkılan Paşa Camii ile ilgili bir çok tartışma yaşandı. Bunların en hararetlilerinden birisi 2013 yılında gündeme gelmişti. Ulusal basında geniş taraftar kitlesi bulan tartışma kapsamında “Caminin yıkılıp yerine Utku Anıtı’nın dikildiği” bir kez daha ve güçlü bir sesle dile getirilmişti. Bu görüşe karşı çıkanlar ile destekleyenler arasında hararetli tartışmalar yaşanmıştı.
Biz de naçizane bu köşeden tartışmalara değinmiş, “Yıkmadan yapmak mümkün mü?” diye sormuştuk.

 

MÜMKÜNMÜŞ

 

Gelin bugün o günkü, yani 26 Şubat 2013 tarihli köşe yazımızdan “Paşa Camii” ile ilgili biraz alıntı yapalım:
Geçmişle ilgili eski hesapları tartışma meselesi yapma huyumuzdan bir türlü vazgeçmiyoruz ne yazık ki.
Şimdi de “Utku Anıtı’nı yıkalım, yerine Paşa Camii’ni yeniden yapalım” hengamesine gömüldük. Zaman Gazetesi’nde Mustafa Armağan’ın Paşa Camii’nin yıkılış hikayesi ile Utku Anıtı’nın yapılışını detaylı olarak anlattıktan sonra “Bursa’da Osman Gazi’nin başına dikilen Şehitler Anıtı 28 Ocak günü kaldırıldı. Zafer Anıtı’nın da başka bir yere kaldırılarak Afyon’daki Paşa Camii’nin eski yerinde ve eski görünümüne uygun bir şekilde ihyası bir görev olarak omuzlarımızda durmaktadır” sözleri tartışmanın fitilini ateşledi.
Oysa eski yaraları kaşımanın, ayrışmaya neden olacak şeyleri tartışmanın faydadan çok zarar getireceğinin herkes farkında. Ne gerek var yenileri yıkmayı, yerine eskileri yapmaya çalışmanın? Yıkıp yapmakla bir şey elde edilmediği, ancak insanların gönlündeki yaraların kaşındığının en güzel örneği geçmişten bugüne uzanan tartışmalar değil mi?
Afyonkarahisar’ın kaybettiği eski eserlerle ilgili olarak öne sürülen en önemli iki örnek Osmanlı’nın en güzel izlerini taşıyan eski Hükümet Konağı binası ile Paşa Camii ya da diğer adıyla Umur Bey Camileridir. Taşlıdere girişindeki eski devlet hastanesi de bunlara eklenebilir.
Memleketin tapusu niteliğindeki bu eserlerin kaybı, yıkılışı elbette ki kültürümüz, tarihimiz açısından bir kayıptır. Ancak bu kayıpları yerine koymanın yeri, mevcut olanları yıkıp, yerine yenisini yapmak olmamalıdır.
Bakın, bugün yakın geçmişte yıkılmış olan Amasya’daki eski kışlanın, İstanbul Taksim’de de Topçu Kışlası’nın aslına uygun olarak yeniden yapılmaları gündemde. Bu çalışmalar için harekete geçilmiş durumda. Belki bizim bilmediğimiz başka örnekler de mevcuttur.
Eğer teknik olarak mümkünse, neden Afyonkarahisarlılar da Paşa Camii’ni ve Hükümet Konağı’nı yeniden kazanıp, gelecek kuşaklara aktarmasın? Bunu “yıkmadan” yapmak mümkün olamaz mı?
Eski Hükümet Konağı ile Paşa Camii’nin birebir kopyalarının, asıl yeri olan bugünkü Anıtpark civarında değil de başka bir alanda inşası mümkündür herhalde. Örneğin Kocatepe Mezarlığı karşısındaki Karakaya kayalığı bilindiği gibi taş ocağı olarak kullanılarak ortadan kaldırıldı. Karakaya’dan kalan alanın imarda “Belediye ya da İdare Merkezi” olarak ayrıldığı belirtiliyor. Bu alana eski Hükümet Konağı’nın birebir aynısı inşa edilse… Hemen yakınına da Paşa Camii’nin aynısını kondurabilsek…
Hem şehrin genişlemesi, yayılması planlarına hizmet edilmiş, hem de yeni gelişim bölgesi olan bölgenin tarihi, kültürel, dini dokusuna katkı sağlanmış olunmaz mı? O bölgede bir cami ihtiyacı bugün de var, gelecekte de olacak.
Kısa süre önce Zafer Müzesi’ni en küçük parçasına kadar söküp başka bir noktaya taşımayı tartışanlar biz değil miydik?
Zafer Müzesi örneği ile Hükümet Konağı ve Paşa Camii örneklerinin arasındaki fark, birinin halen ayakta olması, diğerlerinin ise bugün yerinde bulunmamasıdır. Zafer Müzesi’ni durduğu yerden alıp başka yere taşımak pek mantıklı olmayabilir. Ama amacımız Hükümet Konağı ve Hükümet Binasını yeniden kazanmaksa bunun karşılığı Utku Anıtı’nı Kent Meydanı projesini kaybetmek olmamalıdır.
***
Evet, kendimizce fikrimizi böyle dile getirmiştik 2013 yılında. Sonrasında, 2014 yılında yapılan yerel seçimler öncesinde o dönemin AK Parti Belediye Başkanı Burhanettin Çoban projelerini açıklayan bir toplantı düzenlemiş ve bizi sevindiren açıklamalarda bulunmuştu.
Başkan Çoban bugünkü Türbe yokuşunda bulunan ve eski Veterinerlik binası olarak bilinen binanın yerine eski Hükümet Konağı’nın birebir aynının yapılacağını, bu binanın da Kent Müzesi olarak değerlendirileceği sözünü vermişti.
Ayrıca 1933 yılında yıkılan, bütün teknik çizim ve rölovesi korunmuş vaziyette bulunan Paşa Camii’nin de yeniden birebir inşa edileceğini açıklamıştı. Başkan Çoban Paşa Camii’nin inşa edileceği yer için uygun bir alan düşünüleceğini de sözlerine eklemişti.
İmaret Camii’nde cenaze namazları ve sonrasında yaşanan hengame uzun zamandır Kocatepe Mezarlığı yakınında bir Cami inşa edilmesi ve cenaze namazlarının bu camiye yönlendirilerek, cenaze konvoylarının şehir trafiğinden uzaklaştırılması fikirleri de uzun zamandır varlığını koruyordu.
Tüm bunlar birleşti ve Paşa Camii bugünkü yerinde Afyonkarahisar Belediyesi’nin öncülüğünde yapılmaya başlandı.

 

EMEĞİ GEÇENLERDEN ALLAH RAZI OLSUN

Birçok hayırsever devreye girdi. Kimi trilyonlarca, kimi yüzlerce liralık katkılarla Paşa Camii için omuz verdiler. İsimleri malum ama pek çoğu isim zikredilmesini istemiyorlar. Bu da ayrı bir asalet.
Kimi teknik birikimini ortaya koydu, kimi emeğini ve mesaisini. En ince ayrıntılarına kadar mimari çalışmalar yapıldı. Hangi malzemenin nereden temin edileceği, hangi malzemenin nasıl ve nerede işleneceği. Özel seçildikten sonra koruyucu malzemelerle sağlamlaştırılan ağaçların birbirine nasıl ve ne şekilde bağlanacağı. Caminin temelinde nasıl ve neyle dolgu yapılacağı, inşaat bitince cami içerisindeki nem oranını ayarlayarak, taşıyıcı ağaç direklerin asırlara meydan okuması için nelerin yapılması gerektiği… Ve daha bir çok detay en ince ayrıntısına kadar düşünüldü, hesaplandı, değerlendirildi, uygulandı. Ecdadın yapıp bıraktığı tarihi miraslar yerinde incelendi. Neler yapmışlar, nasıl yapmışlar bakıldı ve yeniden öğrenildi.
Bugün tartışma konusu olan “Şadırvan” meselesi de çalışmalar başladığında konuşulan ve karar bağlanan detaylardandı mesela. Yani sonradan “Hadi şuraya da bir şadırvan koyalım” denilerek yapılmış bir çalışma değil bugün tartışılan meseleler.
Sonuç itibariyle tam bir el birliği, emek birliği, sermaye birliği ve gönül birliği ile “Paşa Camii”miz bugün yeniden hayata dönmüş oldu. Üstelik eskisinden çok daha güzel ve işlevsel olarak. Sıvasını karan ustadan, birlikteliği oluşturan öncülere kadar, parasıyla sevaba ortak olandan, duasıyla çalışmalara destek verenlere kadar hepsinden Rabbimiz razı oluverir inşaAllah.
Bu memleketin tapu senetleri olarak ecdadımızdan bizlere miras kalan Ulu Cami, Mevlevi, İmaret, Mısri Camileri gibi bu salatin camimizi yeniden hayata döndürerek “Yıkmadan yapmanın” mümkün olduğunu gösteren herkese minnetarız.
***
Kim bilir, bugün ve bugünden sonra ilimizde yetki sahibi olan/olacak başkaları, memleketin diğer kaybolmuş eserlerini de canlandırma adına adımlar atarlar da, “kadim kent” Afyonkarahisarı-mız kaybettiği miraslarını tek tek yeniden kazanır. Geleceğe miras “mücehherler” bırakılır, bugünlerden yarınlara, özenle.

 

YENİ DÖNEMDE TÜRKİYE

 

“Yeni normal” diyerek başladık, Paşa Camii’nden çıktık, laf nerelere geldi?
Kovid-19 salgınından etkilenen dünya ülkeleri Mayıs ayının başından itibaren kademeli olarak ‘yeni normal’ olarak adlandırılan bir aşamaya geçiyor. Bu yeni aşamada koronavirüse karşı korunma tedbirlerinin uygulanmasına devam edilirken toplum hayatı ve ekonominin işleyişini sağlamak maksadıyla birtakım yeni düzenlemelere gidiliyor. Halihazırda İspanya, Almanya ve İtalya gibi ülkeler ölüm ve yeni vaka oranları düştükçe ikinci aşamaya geçiş işlemini hızlandırdılar.
Türkiye ise gelişmiş sağlık sistemi sayesinde kademeli olarak bu geçişi sağlamak konusunda kararlı. Tedarik ve üretim zincirlerini zorlamadan Kovid-19 salgınına karşı mücadele eden Türkiye, bu süreci diğer ülkelere nazaran daha çabuk ve hasarsız atlatacaktır. Yeni dönemde sağlık turizmine önem verilip Türkiye’nin bir sağlık üssüne dönüştürüleceği hususu bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından vurgulandı. Aynı zamanda turizmde uygulanacak tedbirlerle ilgili çalışmalar ortaya kondu. Benzer çabalar tüm devlet kurumlarınca sürdürülmektedir. Türkiye’nin Kovid-19 sonrası döneme hem düşünsel anlamda, hem de kurumsal anlamda hazır olması büyük önem taşımaktadır.
Şimdi Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere yönetim kademesinin mesaisini ve enerjisini bu “yeni dönem”e verdikleri konuşuluyor. Allah dimağlarına parlaklık, görüşlerine keskinlik, yüreklerine serinlik, kararlarına isabet nasip eylesin.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM