VECİZ SÖZLER

VECİZ SÖZLER

“Allah’ın emirlerine uymayanlar, Peygamber SAS’in emirlerine uymayan insanlar öyle bir zalimdir ki, o adamları asan Haccâc-ı Zâlimden daha beterdir.”
“Saltanat sahibi olmak hüner değil, Allah’ın rızâsını kazanmaktır hüner!”
“İki şey var: Seveceksin, sevileceksin!.. Sevmek için, sevilmek için ne lâzımsa onu yapacaksın!”
“Allah’ı tanımayan insan, anayı babayı nasıl tanısın?”
“En büyük felâket, insanları İslâm yolundan ayırmaktır.”
“Allah peygamberlerini nasıl seçti ise, velîlerini de öyle seçmiştir. Bizim işimiz Allah’ın emirlerini tutup, yasaklarından kaçmaktır.”
“Allah korkusu gönle girmedikten sonra, sözlerin hepsi boştur.”
“Okuma yazma bilmeyen cahil değildir; asıl cahil Allah’ı tanımayandır.”
“İbadetlerin en efdali, nefesleri boşa harcamamaktır.”
“Ne dervişlikte, ne şeyhlikte, ne imamlıkta iş yok; iş Allah’ın rızâsını kazanabilmekte, iş Allah’a kul olabilmekte!..”
“Allah’ın rızâsı az fakat devamlı ibadetle ve günahlardan kaçarak kazanılır.”
M.Zahid Kotku (rha)

kahraman olmak
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Allah uğrunda, hakkını vererek cihad edin. O, sizi seçti; din hususunda üzerinize hiçbir zorluk yüklemedi; babanız İbrahim’in dininde (de böyleydi). Peygamberin size şahit olması, sizin de insanlara şahit olmanız için, O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda), gerekse bunda (Kur’an’da) size “müslümanlar” adını verdi. Öyle ise namazı kılın; zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. O, sizin mevlânızdır. Ne güzel mevlâdır, ne güzel yardımcıdır!” (Hac, 78)
***
Rasûlullah (sav) buyuruyor:
“Dininizi koruyup emanetlerinizi ifâ et-meniz ve amellerinizi hayırla sonuçlandırmanız hususunda sizi Allah’a emanet edi-yorum.” (Ebû Dâvûd, Cihâd 73.)
***
***
Maraş tarihinde Sütçü İmam’ı bilmeyen yoktur. Bu bir Türkiye tecrübesidir.
Bu defa Fransız işgal askeri olarak gelir, şehre yerleşir, yerli Ermeni çeteleriyle birlikte devriye gezmeye başlar.
Bir devriye grubu, Uzunoluk hamamından çıkan çarşaflı ve peçeli kadınları görür. Onları taciz eder ve “Peçenizi çıkarın, güzel yüzünüzü görelim” derler. Kadınlar direnir. İtiş kakışı Sütçü dükkânındaki dede görür, gelir, tabancasını ateşler ve malum… Böylece Maraş’ta silâhlı mücadelenin ilk kurşunu sıkılmış, bu mücadele, Fransız işgalinin sonuna kadar devam etmiştir. İşgalci, kendi hukuku ile birlikte defolup gitmiştir. Giderken, mazlûmların öfkesinden korktuğu için, atlarının ayaklarına keçe bağlamayı da ihmâl etmemiştir.
Milli Mücadele’de, Maraş’ı “Kahraman” yapacak mücadelenin fitili ateşlenmiş olur…
alıntı

DOKUMACININ GÖZYAŞLARI

ÜNLÜ BİR dokumacı, dokuduğu kumaşı satmış. Daha sonra o kumaş parçasında bir kusur görülmüş ve geri çevrilerek bedeli istenmiş.
Dokumacı parayı vermiş, fakat gözlerinden yaş gelmiş.
Sormuşlar: “Niçin ağlıyorsun? Kumaşı geri verdik diye ise üzülme. Alıp gidelim ve paranı geri verelim.”
Dokumacı:“Hayır,… kumaş için ağlamıyorum” demiş. “Onun bir kusuru görüldü ve geri çevrildi. Fakat ya ömür boyu yaptıklarım Allah’a arzolunduğu zaman, böyle bir kusur yüzünden geri çevrilecek olursa, ne olur benim halim?
Ben bunu düşündüm de ağladım. Hayat, kumaş gibi değil ki, düzeltilsin ya da tekrar dokunsun. O, sadece bir kere gelir geçer.

mutluluğa 20 formül
1. Kusursuz olmaya çalışma. Unutma ki dünyada hiçbir şey mükemmel ve kusursuz değil.
2. Sevgi kapasiteni geliştir. Tabii önce insanları sevmen gerekiyor. İşe kendini başkalarının yerine koyup onların sıkıntılarına ortak olarak başlayabilirsin.
3. İyilik yap, denize at. Yaptığın iyilik karşısında takdir edilmeyi isteyebilirsin ama inan yaptığın iyiliği kendine sakladığında daha çok mutlu olacağından emin ol!
4. Bırak ilgiyi başkaları toplasın! Sürekli ilgi çekmek isteriz fakat ilgiyi yanımızdakinin toplamasına izin verdiğimizde o kişi sizin yanınızda çok mutlu olacak.
5. Anı yaşamayı öğren! Geçmişteki sorunlarının veya geleceğe yönelik endişelerinin şu anki yaşamını etkilemesine izin vermemelisin.
6. Öğrenmeye açık ol. Senin dışında herkesin çok bilgili olduğunu düşün.Yaşamında bulunan her şeyin sana öğretecek bir çok şeyi olduğunu unutma!
7. Sabır geliştirme egzersizleri yap! Eğer sabırlı olmazsan, sıkıcı gelebilir.
8. Elini uzat! Kırıldığın ya da küstüğün zamanlarda ilk adımı hep karşıdan mı beklersin? Unutma ki, haklı olmak mutlu olmaktan önemli değildir.
9. Gerçekleri kabul et.Şikayet etmek ve kendini ve çevrendekileri üzmek yerine gerçekleri olduğu gibi kabul etmeyi dene.
10. Yazmayı unutma!günlük tutuyorsan ne ala! Ama tutmuyorsan haftada bir kere olsun kalemi kağıdı eline alarak ya da bilgisayar başına geçerek birisine mektup yazabilirsin.
11. Bırak biraz canın sıkılsın! Sürekli bir yerlere koşuşturmaktan yorulan bedenimizin yanı sıra beynimizin de biraz tembelliğe ihtiyacı var.
12. Zihninde özel bir bölüm aç.Yapman gereken tek şey sorunları, farklı seçenekleri ve farklı çözümleri beyinin bu kısmına yüklemek ve gerisini ona bırakmak.
13. Kendine ‘sessiz zaman’ ayır. Mutlaka seninde herkesten ve her şeyden uzak kalmak istediğin anlar oluyordur. Bu zamanlar kendi sesini duymanı sağlayacak ve içini huzurla kaplayacak.
14. Önce karşındakini anlamaya çalış. Eğer çevrendekilerle doğru iletişim kurmak istiyorsan, önce karşındakileri anlamaya çalışmalısın.
15. Alçakgönüllü olamaya çalış. Kendini başkalarına kanıtlamak için ne kadar az çaba harcarsan içindeki huzur o kadar artar.
16. Eleştirileri kabul et.! Ufak bir eleştiride bile saldırıya geçmek yerine eleştirileri kabul etmeyi denersen, kendini daha iyi hissedebilirsin.
17. Gevşe. Rahatlamış insanlar çok başarılı olurlar, çünkü böyle bir durumdan sonra yaratıcılıkları da artar.
18. Parçalara bölünme. Aynı anda kaç iş yapabilirsin? Tek bir işe odaklanmaya ne dersin?
19. Planlarında esnek ol! Planların gerçekleşmediğinde hayal kırıklığına düşmek yerine planlarında değişiklikler yapmayı denersen daha huzurlu olabilirsin.
20. Mutlu olmaya çalış. Ne zaman mutlu olacaksın? Okulun bittiğinde mi? İşe girdiğinde mi? Mutluluğu bekleme ve erteleme.

RIZK BOLLUĞU
Bir derviş. Evden ayrılışında hanımına ise gidiyorum diyerek ayrılır, ancak doğru tekkeye gider ibadet ederdi. Aksam eve döndüğünde Hanimi:
– Yiyecek bir şeyimiz yok biliyorsun, elin bos mu döndün, dediğinde de
– Çalıştığım zat öyle cömert ki… Ondan para istemekten utanıyorum. Ay sonunda ücretimin tamamını toptan verecek, derdi.
Ay sonu geldiğinde, yine evden ayrılmış, tekkeye gitmiş, ibadete koyulmuştu. Aksam eve döneceğinde bir düşünce kendisini aldı, ay sonu idi, hanıma ne diyecekti. Mahzun mahzun eve doğru yürüyordu. Sonunda eve yaklaştı. Evden leziz yemek kokuları etrafa yayılıyordu. Şaşırmıştı, kapıyı hanimi güler yüzle açar, içeri girerler olanları kocasına söyle anlatır:
– Kimin yanında çalışıyorsan bey, gerçekten cömert biriymiş. Öğle sıraları idi, nur yüzlü iki zat kapıyı çaldı: “Bunlar beyinin is ücretleridir. Eğer bundan sonra da isine devam eder ve daha fazla çalışırsa, ücreti daha da artacaktır” dediler ve taze kesilmiş koyun eti, çeşit çeşit yiyecek, hiç tatmadığım meyveler ve bir kese de altın verdiler. Allah razı olsun o kimseden. Açlıktan artik tahammülümüz kalmamıştı.
Hanımından bu sözleri dinleyen derviş Allah’a şükredip, ibadetine devam etti….
Allah (c.c.) neye kadir değil ki!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi