• 0
  • 104
  • 13 Aralık 2019 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Beş vakit namazı, kendi vakitleri içinde kılmak demektir. Vakit girmeden namaz kılmak câiz değildir. Vakit geçtikten sonra kılınan namaz da artık edâ değil, kazâ olmuş olur. Vakit, her namazın vaktinin evvelini ve sonunu bilmekle ve kılacağımız namazı mekruh olan vakitten önce kılmakla gerçekleşir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Namazı vakit girer girmez kılmak Allah’ın rızasına, ortasında kılmak Allah’ın rahmetine, sonunda kılmak ise Allah’ın affına vesiledir.” (Dâre Kutnî)
Vakit, namazın şartlarından biridir. Günün belli vakitlerinde insanın yüce yaratanının huzuruna çıkıp, bir bakıma onunla konuşması kadar eğitici ve yönlendirici bir başka eğitim yoktur. Her yönüyle iç ve dış disiplini sağlar; ahlâk ve fazilet duygularını geliştirir, hayatı Allah’ın iradesi doğrultusunda düzene sokar.
•Ancak mahalli saatlere göre vakitleri belirlememiz emredilirken, 45. Dereceden itibaren gün ve gecelerin anormal şekilde uzayıp kısaldığı ve daha yukarılarda kutuplara doğru günlerin ve gecelerin aylarca sürdüğü bir gerçektir. Vakti namazın şartlarından biri olarak belirleyen dinimizin, sözünü ettiğimiz bölgelerde vakit kavramının kalktığını dikkate almış mıdır? Deccal hadîsi her türlü şüpheyi giderecek bir açıklıktadır. Bir günün bir yıl kadar süreceğini söylemesi üzerine ashab-ı kirâm’ın öyle bir günde namaz ve oruç ibâdetinin nasıl yerine getirileceğini sorduğu ve peygamberimizin de (a.s.), “Ona göre takdir edin” yani beş vaktin gerçekleştiği yerin saatlerine göre vakitleri belirleyip ibâdetinizi yapınız, buyurduğu, bizi yeterince aydınlatmaktadır. (Celal yıldırım, Ahkâm hadisleri, namaz kısmı)
Böylece İslâm dininin bütün çağlara ve milletlere hitap etme kudretini kendinde taşıdığı ve bütünüyle ilâhî olduğu bir defa daha isbatlanmış oluyor.
• Deccal Hadisi
İmâm Buhârî’nin Sahih’i ile Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde, Efendimizle Ashâbı arasında şöyle bir müzakerenin cereyan ettiğini görüyoruz. Peygamberimiz:
“Dinden dönüldüğü zaman, Deccal çıkar.” Başka bir rivayette:
“O, şarktan zuhûr eder ve kırk günde, yeri bir baştan bir başa dolaşır. O’nun bir günü sizin bir seneniz… ve bir günü de vardır ki, bir ayınız; diğer bir günü bir haftanız; sâir günleri ise sizin günleriniz gibidir.” buyurur. Sahabi sorar:
“Miktarı bir sene olan o günde, bir günlük namaz yeter mi?”
O cevap verir:
“Hayır, takdir ve hesap edersiniz.” (1 Müslim, Fiten, 110, nr. 2937; Müsned 4,181)
• Yani, bütün bir gece ve gündüz olan ayları ve haftaları yirmi dört saatlik günlere böler, ibadetinizi ona göre yaparsınız.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM