ÜLKE HAYVANCILIĞI VE TEMEL SORUNLARI: ÇÖZÜMSÜZ MÜYÜZ?

ÜLKE HAYVANCILIĞI VE TEMEL SORUNLARI: ÇÖZÜMSÜZ MÜYÜZ?

Turan Civelek 11 Eylül 2018 Salı 13:19:59
 

Hayvancılık ve hayvansal üretim, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de önemli bir yere sahiptir. Artan nüfus, insanların beslenme ihtiyacı, hayvan ve hayvansal ürünlerle ilgili sanayi ve yan sanayi için gerekli olan hammadde talebinin karşılaması vb. nedenler hayvancılığın sürdürülebilir olmasını gerekli kılmaktadır.
Ülkemiz yönüyle irdelendiğinde, geçmiş dönemde (80’li yıllara kadar) hayvancılık açısından ülke stratejisinin, köylümüze iş imkanı sağlama ve şehirlere  göçün engellenmesi üzerine kurgulandığı görülmektedir. Bu dönemde hayvancılığa, bir ekonomik araç olmanın ötesinde, daha çok sosyal bir araç olarak bakıldığı dikkati çekmektedir.
Günümüzde ise bu bakış açısı tamamen değişmiş olup, hayvancılık ve tarım ülkelerin ekonomilerinin sürdürülebilirliği açısından bel kemiği konumuna gelmiştir. Beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasının ötesinde, sağladığı maddi girdi nedeniyle halkın genel refahı açısından değerli bir enstruman olarak görülmeye başlanan hayvancılığın önemi özellikle 30 yıl içerisinde gerçek manada ortaya çıkmıştır. Bu ikinci dönemde, öz kaynakları dahilinde başlıca halkın beslenme ve sanayinin ise hammadde ihtiyaçlarını karşılayan, üretim fazlasını ise genel ekonomi adına ihracat girdisi haline getiren ülkelerin önemli kazanımlar sağladığı görülmektedir.
Olaya sadece gıda açısından bakıldığında bile, yüksek oranda kaliteli proteine sahip kırmızı etin önemi açıkça görülecektir. Ülkeler kendi ihtiyaçlarını kendi üretimleriyle karşılamak ister. Coğrafi ve iklimsel koşullar yönüyle, dünya coğrafyası genelinde bir değerlendirme yapılacak olursa, ülkemizin büyükbaş ve özellikle de küçükbaş (koyun, keçi) hayvan yetiştiriciliği açısından en elverişli bölgeler arasında yer aldığı görülecektir.
Genel bir durum değerlendirmesi yapıldığında ise ülkemiz hayvancılığının başlıca sorunları şu şekilde sıralanabilir:
• Yerli ırkların ıslah edilmemiş olması ve Anadolu coğrafyasına uygun türlerin/ırkların bakım ve beslemesinin ağırlıklı yapılmaması
• Kaba yemin ve yem hammaddesinin ucuz şekilde sağlanamaması
• Yem maliyetlerinin yüksekliği ve yem bitkileri üretimindeki yetersizlik
• Meraların ıslah edilmemesi ve/veya gerekli şekilde değerlendirilememesi
• Küçükbaş hayvancılığın gerektiği şekliyle desteklenmemesi, et ihtiyacının karşılanması noktasında tüm kurgunun büyükbaş hayvancılık üzerine yapılmış olması
• Aile tipi işletmelerin yeterince desteklenmemesi. Dünya genelinde ve gelişmiş ülkelerde aile tipi işletmelere önem verilirken, ülkemizde bu tip işletmelerin ve ekonomiye ve isdihtama katkılarının tam olarak değerlendirilememesi
• Destekleme noktasındaki kağıt işleri, yoğun bürokrasi ve şartların ağır olması
• Destekleme sonrası denetim mekanizmalarındaki aksamalar
• Dişi/Damızlık hayvan populasyonunun korunamaması
• Desteklerin farklı çok sayıda kalem altında toplanmış ve tatminkar ölçüde verilmemesi olarak sayılabilir.
Geçmişten günümüze baktığımızda, her geçen gün mevcut sorunlara yenilerinin eklenmekte olduğu ve hayvancılık üretiminin beklenilenin aksine artmadığı ve hatta azaldığı görülmektedir.
Yetiştiricinin hayvancılığa bakış açısı günümüzde tamamen ekonomi temellidir. Ana konu ise, yapılan işten daha çok para kazanmakdır. Girdileri yüksek olan, ciddi emek, iş gücü ve yıl boyu aralıksız çalışma gerektiren böyle bir işin icra ediliyor olması yetiştiricinin beklentilerini de, haklı olarak, yükseltmektedir.
Anadolu coğrafyası özellikle küçükbaş hayvancılık başta olmak üzere, her türlü hayvancılığa elverişli bir sahadır. Yetiştiricinin uygun bir şekilde desteklenmesi ve doğru politikalar ile hayvancılıkta girdiler ve yanısıra elde edilen ürün maliyetleri de düşecektir. Üretici ve tüketicinin yüzünün, kısa vadede gülmesi, alınacak basit tedbir ve düzenlemelerle oldukça olası görünmektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi