TÜRKLERİN BAŞINA GELENLER-I – Kocatepe Gazetesi

TÜRKLERİN BAŞINA GELENLER-I – Kocatepe Gazetesi

Ramazan Balkan 17 Şubat 2014 Pazartesi 02:00:00
  Etrak-ı bi’idrak (Akılsız Türk)
Bu yazımı geçen aylarda Yasin AKTAY’ın “Türk Milleti Yoktur” anlamında yorumlanacak sözlerini sarf etmesi üzerine hazırlamıştım. Ancak dönem sonunda sınavların yoğunlaşması ve diğer işler karışınca yazı üzerinde düzenlemeler yapma fırsatı bulamadım.
Son zamanlarda hayata geçirilen bazı uygulamalar Türk Milletinin bir ferdi olarak hepimizi rahatsız ediyor. Resmi kurumlarımızdan TC ibaresinin çıkarılmaya başlanması, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” özdeyişinin şehirlerimizden kaldırılması ve en önemlisi de “Türk” kelimesine duyulan hazımsızlık. Örneğin ilimizle özdeşleşen madensuyu markasından “Türk” kelimesi çıkarıldı. Türk’üm, doğruyum, çalışkanım, diye başlayan andımız artık söylenmiyor.
Bugünü anlamak için dünü iyi bilmek gerekir. Bu sebeple öncelikle düne bakacağız. Bugün yaşananların tarihsel kökeni nedir? Onu bulmak faydalı olacaktır. Çünkü bugün öyle bir sürecin içine girdik ki bir zaman sonra toplum olarak Türk olmaktan nefret eder hale geleceğiz. Düne bakmak derken kastımız da budur. Çünkü böyle bir süreci yakın tarihimiz olan Osmanlı döneminde yaşadık. Dolayısıyla bugün yaşananları anlamak için Osmanlı dönemine bakacağız.
Osmanlı döneminde Türkler hakarete uğrayan bir topluluktur. Okuyucularımız bu tespitimizi anlamsız veya ağır bulabilir ama Osmanlı tarihçilerinin hazırlamış olduğu eserlerde Türkler hakkında çok sayıda olumsuz ifade kullanılmıştır. Mustafa Naima Efendi’nin Tarih-i Naima adlı kitabında Türkler için; “Nadan Türk (Kaba Türk)”, “Etrak-ı bi-İdrak (Akılsız Türk)”,”Türkmen-i bed-nam (Çirkin suratlı Türk)” ve “Melun Türk” tabirleri kullanılmıştır. Gelibolulu Mustafa Ali Efendi çeşitli milletleri methettikten sonra Türkler için; “Anadolu, Karaman ve Rum ülkesi adlarını alan pasaklılar ülkesi halkı (Türkler) elbette kır adamıdırlar. Bunlar ararlarında güzel ve sevimli olanı az görülen çeşitli biçimde çirkin kimselerdir” demektedir.
Mehmet Halife’nin Tarih-i Gılmani kitabında şu satırlar vardır; “Bundan sonra İbşir Paşa ile Anadolu’dan gelen bir alay çarıklı Türkler ve kul taifesi çok yüz buldular.” Koca Sekbanbaşı Risalesinde; “İptida Yeniçeri Ocağı yeniden tahrire muhtaçtır,… şimdi Acem bozuntusu, Türkmen hırsızları ve dönme bozmaları ocağa dolmuş ve işbaşına gelmiştir.” ifadeleri bulunur. Hoca Saadettin Efendi, Tacü’t Tevarih adlı eserinde; “Kavrayışı kıt Türkler”, “Hilebaz Türk” ve “Akılsız Türk” gibi ifadelerle Türkleri aşağılamış “Karakoyunlu Türkmenleri kudurmuş kurtlar gibi çevrede yaşayan halkı dalamaya başlayıp, asıl yaradılışlarının ve yapılarının gereğini ortaya koydular” ifadelerini kullanmıştır.
Koçi Bey risalesesinde; “harem-i hümayuna hilaf-ı kanun (kanuna aykırı) Türk ve Yörük ve Çingane ve Yahudi ve bi-din (dinsiz) ve bi-mezhep (mezhep) nice kallaş-ü ayyaş (kalleş ve ayyaş) şehir oğlanları girer oldu” diyerek, Türkleri; Yahudi ve Çingenelerle bir tutar. Yine; “tarih-i mezburdan beri millet-ü mezhebi na-malum (milleti ve mezhebi belli olmayan) şehir oğlanı ve Türk ve Çingane, ve Tat… ve Yörük ve katırcı ve deveci ve hamal ve kutta-i tarik (yoldan çıkmış) ve yan kesici ve sair” diyerek Türkleri bir çok yerde kötü sıfatlarla anar.
Osmanlı bürokrasisinin ve tarih yazıcılığının Türkler hakkında yaptıkları bu yakıştırmalar konusunda tespitlerde bulunan Ziya GÖKALP; Türklüğün Başına Gelenler adlı yazısında; “Türklükle iftihar eden tek fert yoktu. ‘Türk’ kelimesi ayıp bir unvan gibi kimse üstüne almıyordu. Türk; Doğu Anadolu’da ‘Kızılbaş’, İstanbul’da ‘Kaba ve köylü’ manalarında idi” demektedir. Hülasa etmek gerekirse devletin asli unsuru olmasına rağmen Osmanlı döneminde Türkler hor-hakir görülen bir topluluktur. Peki, bu duruma nasıl gelindi? Bu soruya bir sonraki sorumuzda cevap verelim.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi