Türker Bahçeli ya da Varoşlardan Çıkma İntelijansın Toplumda Var olma Sorunsalı!

Türker Bahçeli ya da Varoşlardan Çıkma İntelijansın Toplumda Var olma Sorunsalı!

Talha Emir 15 Şubat 2013 Cuma 02:00:00
  Ne fiyakalı başlık oldu ama! Bazen akademisyenlerimiz, konu başlığı böyle panel, konferans filan yaparlar ya!.. Konu başlığını anlasanız zaten paneli dinlemeye gerek kalmayacak sanki…
Efendim, hâdiseyi duymuşsunuzdur büyük ihtimal. Duymadı iseniz Türker Bahçeli’den bir azar daha işitmeye hazır olun; “Teknoloji özürlü cühela takımı; hıh!”
Her ne kadar sayın doktor sözlerinin haddini aştığını, düşüncelerinin farklı algılandığını belirterek üzüntülerini ifade etmiş olsa da biz yine de bu sözlerin zihnimize düşürdüklerini aktarmak isteriz. Her ne kadar yapılan açıklamada özür mevzu bahis olmayıp, üzüntü ifadesi yer alsa da… Söylenenleri toplumun yanlış algıladığı belirtiliyor olsa da…
Hazretin hastaları kastederek sarf ettiği sözünü duymayanlara aktaralım; “Bir ara Aysun Kayacı çıkıp benim oyumla bu insanların oyu nasıl bir olur diye bir gerçeği açıkladı. Aslında birçok kişinin gönlünden geçen gerçeği açıkladı. Şimdi aynı şeyi ben söylüyorum. Bu insanlarla benim oyum nasıl aynı olur?”
Görüyorsunuz değil mi?
Vatandaşı aşağılamaya bahane arayan intelijansın görünümlü kafaların bakış açısı hep böyle mi olacak acaba?
Bilgi çağındayız ama saygıyı yitirdik dostlar… Ya da bilgiyi tanrılaştırıp, tanrının en büyük eseri insanı yerin dibine sokuyoruz.
Oysa her şey bilgi ile kendini ifade ediyor olsaydı bugün bütün işlerimizi google’a havale etmemiz lazımdı. Ne de olsa her bir şeyden haberi var; değil mi?
Öyleyse bilgi deyince ne anlamalıyız?
Ya da 1000 lira ile iyi bir yaşayacağını sanmanın, doğduğu tarihi bilmemenin bilgisi ile hayata ve insana dair bilgilerin kıyasını yapıp oradan insanı aşağılamaya yol mu aramalıyız?
Örnek; geçenlerde tanımadığı halde yatalak bir Rus gencine bakan, köylü bir Türk ana tipi vardı. Söz konusu annemiz, eminim bizim intelijans tayfasına göre cahil ve oyu kendi oyu ile eşit olmayan biridir. İyi de bu annenin bildiklerini bizim burnu büyük intelijansımız ne kadar biliyor acaba? Sabrı biliyor mu; insan ile hemhal olmayı biliyor mu; dert çekmeyi, çektiği dertten şikâyet etmemeyi biliyor mu? Paylaşmayı, az ile yetinmeyi, sofrasında garip gurebayı konuk etmeyi biliyor mu?
Bilmez… Ama bunu bilmiyor diye emin olun o cahil dedikleri insanlar bizim dik kafalı, çokbilmiş intelijans tayfasını küçümsemez. Aksine şefkatle yaklaşır. Çünkü bilgi başka bir şeydir, bilgi ile ermek ve olgunlaşmak, insaniyet vasıflarını kazanmak başkadır.
Başka bir örnek; yine bir tv yarışmasında 30 bin lira için yarışan bir pazarcı teyzemiz vardı. Az ile yetinmesini bilen, doktor karı-kocanın yıllık toplam kazançlarına bakıp “Siz, cenneti bu dünyada kazanmışsınız!” diyebilecek olan teyzemiz! Nice fakülte mezunu daha birinci soruda elenirken bilgisiyle yarışmada oldukça başarılı olan ellerinden öpülesi pazarcı teyzemiz!
Şimdi bu iki temiz annenin karşısına Aysun Kayacı’yı koyalım bakalım. Ve diyelim; “Evet, kesinlikle bu iki annemizin oyu ile Aysun Kayacı’nın ve onun gibi olanların oyları bir olamaz!”
Türker Bahçeli, bence ellerinin arasına başını alıp geldiği yerleri düşünsün. Belki kendi neslinin 1 kuşak öncesini düşünsün. Sonra bilgiyi, erdemi, fazileti, kemâli, hikmeti yeniden tanımlasın; kast teşkilatının şematik yayın organına dönmüş beyninde!
Ya da vicdanının sesini dinlemeye çalışsın, eğer sinyal geliyorsa…
Vicdan demişken; sucuklu, ballı kaymaklı, börekli…vb. kahvaltı masasını “aç var, tok var” demeden toplumla paylaşma bonkörlüğü gösteren, sonra da fakir edebiyatı yapan o gazetenin köşe yazarları bu sözler karşısında “vicdanların sesi” mi olacaklar, yoksa “patronlarının sesi” mi?
Merakla bekliyorum!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi