TÜRKAN ŞORAY SEYDİLER KASABASI’NA GİDER Mİ?

TÜRKAN ŞORAY SEYDİLER KASABASI’NA GİDER Mİ?

Hasan Özpunar 4 Mart 2016 Cuma 12:59:54
 

Bugünlerde nereye baksak, başımızı nereye çevirsek “Yeşilçam’ın Sultanı Türkan Şoray Afyon’da” yazılı reklam panoları. Geçtiğimiz aylarda açılan büyük bir Alışveriş Merkezi reklam kampanyasına büyük bir bütçe ayırmış olmalı. Zira son aylarda pek çok ünlü ismi Afyonkarahisarlılarla buluşturuyor, fakat gelen misafirlere Afyonkarahisar ne kadar tanıtılıyor onu bilmiyoruz.
Türk sinemasının Sultanı Afyonkarahisar’a ilk kez gelmiyor elbette. Geçtiğimiz yıl Mayıs ayı içerisinde de özel bir kolejin davetiyle Anneler Günü kutlamasına gelmişti. Burada yaptığı bir konuşmada da ‘’Afyonkarahisar’da yıllar önce bir köy filmi çektiğini, ancak ismini hatırlayamadığını’’ belirtmişti.
 Sultanın bahsettiği 1974 yılında çekimleri ilimiz İscehisar ilçesi Seydiler Kasabası’nda (o tarihte köy) yapılan “Açlık” isimli film.
 Aslında bu film Seydiler’de çekilen ilk yapım değil. 1970 yılında Kartal Tibet’in oynadığı
“Tarkan” filmi de yine bu mekanlarda çekilir.
Yönetmenliğini Türk  sinemasının  ilk  kadın  yönetmeni Bilge Olgaç’ın  üstlendiği
“Açlık” adlı filmde  Türkan Şoray’ın  yanı sıra tiyatrocu  Mehmet Keskiner, Hüseyin Kutman  ve Mümtaz Ener gibi  tanınmış  oyuncular   rol alır.
Filmin konusuna gelince;
 Küçük yaşta ağaya (Hüseyin Kutman)  evlatlık olarak verilen Meryem (Türkan Şoray)  büyüdüğünde ağanın yanına evlatlık aldığı kız çocuklarını taciz ettiğine şahit olur ve bu duruma isyan eder. Köyde babası ile birlikte yaşayan saf, fakir bir genç  (Mehmet Keskiner) evlenmek istemekte fakat başlık parasını denkleştirecek maddi güce sahip değildir. Gencin babası (Mümtaz Ener) çareyi ağaya gitmekte görür. Ağa tacizlerine karşı gelen ve evdeki diğer kızları da karşı gelmeye zorlayan bu kızı (Türkan Şoray) fakir gence vermeye razı olur.
Evliliğinin ilk günlerinde mutlu görüntüler sergileyen Türkan Şoray kâh evi sıvıyor, kâh kazan kurup çamaşır yıkıyor, kah çapa yapıyor. Kocasının İstanbul’a çalışmaya gitmesiyle küçük çocuğu ve yaşlı kayınpederiyle baş başa kalan Meryem  artık   her  işe koşmaktadır. Yaşanan kuraklık sebebiyle sıkıntılı günler geçiren aile sonunda tarlayı sürmekte kullandıkları tek öküzü keserek yerler. O da bitince bu sefer yıllar önce terk ettiği ağanın kapısını çalar. Sonrasını isterseniz filmi seyretmenizi tavsiye ederim.  Film tv kanallarında sık sık yayınlanmakta.
Türkan Şoray’ın filmleri arasında nitelikli olarak öne çıkan bu filmin yönetmeninin de bir kadın olduğunu belirtmiştik. Filmlerinde kadın sorunlarına sıkça eğilen Bilge Olgaç yıllar sonra yalnız yaşadığı evinde sobadan çıkan yangın sebebiyle hayata veda etti. Yönetmen Bilge Olgaç filmin çekildiği yıllardaki bir röportajında senaryonun çorak bir bölgede geçmesi sebebiyle Seydiler’i tercih ettiğini ve bu tercihin çok isabetli olduğunu, köy halkının samimi, içten yardımlarını gördüklerini ifade eder ve bu yardımın karşılığı olarak bir TV hediye ettiklerini belirtir. Öte yandan İstanbul dışında film çekiminin herkesin bir arada olması, her an işe çıkılması, gereksiz bekleme olmaması gibi açılardan işleri hızlandırmasının yanı sıra ekiptekilerin evlerini özlemesi gibi bir dezavantajı bulunduğunu söylemektedir.
Filmin kadın erkek ilişkilerine yeni bir bakış açısı getireceğini söyleyen yönetmen Olgaç “Filmi seyreden Anadolu köylüsünün kadına bakış açısı değişecektir.’’ demektedir.
Seydiler Köyü’nde çekilen filmde köy hayatından görüntüler, peribacaları oluşumları gibi ayrıntılar dikkat çekici, ayrıca köy halkı da bu filmde epeyce rol almış. Filmin final sahnesinde ağanın evinden yiyecekleri alıp köy dışındaki evine götüren Türkan Şoray’ın daracık sokaklardan geçmesi ve onu takip ederek evi basan köylü kadınlar, çocuklar filmin asli oyuncusu gibi zira en çok akıllarda kalan sahne burası.
Filmin çekildiği ev, köy sakinlerinden Ali İhsan Fidan’a ait. O  yıllarda köyün biraz dışında  olan  şimdi ise köy içinde kalmış bu ev iki odalı, toprak damlı bir köy evi. Şimdilerde yeni odalar ilave edilmiş. Evin sahibi Ali İhsan Fidan ve eşi ile yaptığımız sohbette çekimlerin sonunda film yapımcılarının kendilerine televizyon hediye ettiklerini ancak o tarihte köylerinde elektrik olmadığı için bu televizyonu İscehisar Jandarma Karakoluna verdiklerini  belirtmişlerdi.
  Yaklaşık 1 ay süren çekimler süresince Afyonkarahisar’da kalan film ekibi vatandaşların da çok ilgisini çeker. O günleri  hatırlayan eski faytonculardan Galle lakaplı  Muharrem Kavrı, Türkan Şoray’ı faytonuyla gezdirdiğini bir anı olarak bizlere aktarmıştı.
2 farklı afişle vizyona giren filmin ilk afişi sırtında bebeği ile tarlada çift süren Türkan Şoray ve usta karakter oyuncusu Mümtaz Ener’i gösteriyor. Arka fonda yer alan peri bacaları bölgeyi bilenler için akıllara hemen “Seydiler” i getiriyor.
Yapımcılığını Funda Film-Fethi Oğuz’un, senaristliğini aynı zamanda yönetmen Bilge Olgaç’ın üstlendiği filmin müzikleri Yalçın Tura’ya ait. Hasretinle Yandı Gönlüm şarkısıyla tanıdığımız Seha Okuş’un unutulmaz türküleri eşliğinde zevkle seyredilen film 79 dk. uzunluğunda.
Türkan Sultan’ın Afyonkarahisar’ın bir köyünde geçen filminin hikayesi işte bu şekilde.
Aslına bakılırsa bu film ile Seydiler’in çok güzel reklamı yapılabilir. Bizden Seydiler Belediye Başkanı’na hatırlatması. Bir organizasyon yapıp Türkan Sultan’la vatandaşı buluşturmalı.
Kim bilir Seydiler Kasabası sakinleri de belki bir gün filmi Türkan Şoray’la izleyip filmde rol alan, şimdi hayatta olmayan büyüklerini de yâd ederler.
Filmin afişlerinde yer alan kucağına Afyon ekmeği almış Türkan Şoray fotoğrafı Afyonkarahisar’ın lokum, sucuk, kaymaktan sonra önemli gıda ürünü olan ekmeğin pazarlanmasında kullanılabilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi