Turan Emeksiz – Kocatepe Gazetesi

Turan Emeksiz – Kocatepe Gazetesi

Hasan Özpunar 26 Nisan 2011 Salı 03:00:00
  BEYAZIT MEYDANI’NDAN AFYONKARAHİSAR’DA BİR CADDEYE

Geçtiğimiz aylarda Belediye Meclisi’nde de gündeme gelen cadde ve sokaklara isim verilmesi görüşmeleri sırasında en çokta Turan Emeksiz ismi üzerinde duruldu. İsmi kaldırılsın denirken aslında yıllar önce kaldırıldığı fark edildi. Peki ismi uzun yıllar şehrimizin önemli bir sokağında asılı duran Turan Emeksiz kim ?
27 Mayıs darbesi bir döneme son veren, adları milletimizin gönlünde yaşayan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan gibi değerli insanların idamlarıyla Türk demokrasi tarihinde unutulmaz bir yara açan ve her on yılda bir darbe – muhtıra döneminin başlangıcı.
14 Mayıs 1950’de “Yeter söz milletindir” sloganıyla başlayan Demokrat Parti iktidarı 27 yıl süren tek parti iktidarına son vermiştir. 1954 seçimlerinde de aynı başarıyı gösteren Demokrat Parti oyların % 57’sini, CHP % 36’sını aldı. Bir sonraki seçimlerin yapıldığı 1957 yılında ise Demokrat Parti oylarının düşmesine karşılık muhalefetin oylarının yükselmesi ilerleyen günlerde muhalefetin dozunun yükselmesine sebep olur. 1959 yılına gelindiğinde iktidardaki Demokrat Parti gerek üniversite çevrelerinden gerekse başka kesimlerden gelen tepkileri göğüslemeye çalışmaktadır.
18 Nisan 1960‘ta çıkarılan Tahkikat Kanunu muhalefetle iktidar arasındaki bağların tamamen kopmasına sebep olur.
28 Nisan 1960’ta İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi önünde toplanan binlerce öğrenciye polisin müdahale etmesiyle olaylar çığırından çıkar. Bu olaylar sırasında aslen Malatya’lı olan 22 yaşındaki Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz’in ölümüyle sonuçlanan olaylarda bir kaç öğrenci de ağır yaralanır. Hüseyin Onur adlı öğrencinin bacağı kesilir.
27 Mayıs’a giden yolda en önemli kilometre taşı bu gösteriler olur. Polise göre kalabalığı dağıtmak için havaya ve çevreye açılan ateşte bir kurşunun tanka çarparak sekmesi sonucu isabet ettiği Turan Emeksiz ölmüştür.
Bu tarihten itibaren Turan Emeksiz adeta bir milli kahraman haline getirilir. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra darbe yapanların dört elle sarıldığı bir Turan Emeksiz vardır. Cenazesi 27 Mayıs sonrası ilk günlerde mezarından çıkarılarak, 9 Haziran 1960 günü vurulup öldüğü Beyazıt Meydanı’nda yapılan büyük bir törenle yine aynı olaylarda ölen Nedim Özpolat’ın cenazesiyle birlikte Anıtkabir’e gömülmek üzere gönderilir. 10 Haziran 1960’da büyük törenlerle Anıtkabir’e nakledilir. Büstü dikilir. İsmi caddelere, sokaklara, okullara hatta vapura verilir. Ölüm yıldönümlerinde çelenkler konulur. Adına armağanlar verilir, Gençlik Günleri düzenlenir.
Şairler artık şiirlerini Turan Emeksiz için yazmaya başlarlar. En başta da o günlerde Rusya’da olan Nazım Hikmet.
Beyazıt Meydanı’ndaki Ölü
Bir ölü yatıyor
on dokuz yaşında bir delikanlı
gündüzleri güneşte
geceleri yıldızların altında
İstanbul’da, Beyazıt Meydanı’nda.
Bir ölü yatıyor
ders kitabı bir elinde
bir elinde başlamadan biten rüyası
bin dokuz yüz altmış yılı Nisanında
İstanbul’da, Beyazıt Meydanı’nda.
Bir ölü yatıyor
vurdular
kurşun yarası
kızıl karanfil gibi açmış alnında
İstanbul’da, Beyazıt Meydanı’nda.
Bir ölü yatacak
toprağa şıp şıp damlayacak kanı
silâhlı milletimin hürriyet türküleriyle gelip
zaptedene kadar
büyük meydanı.
Nazım HİKMET – Mayıs 1960 Ve tabiî ki yıllar sonra Ahmet Kaya’nın besteleyip, söylemesiyle tanınan Enver Gökçe’nin şiiri;
KATLİME FERMAN
Bir yürüyüş eylediler sabahtan
Ilgıt ılgıt kan gider loy loy!
Dayan dizlerim dayan!
Ağla gözlerim ağla!
Namlu p..t olmuş, at ayağı p..t.
Yine düşman elindeydi vatan
Bir oğul çıktı Malatya’dan:
Anası Yılmaz çağırırdı
Haram süt emmemişti anadan.
Ve Beyazıt derler bir büyük alan
Düşman sarmıştı sağı solu
Düşman çok, cephane yoktu.
Yetişmemişti daha Cemal Paşa kolu
Amandı el aman!
Tank paletleriydi alanda dönen
Kusan namlularda, kalleş ölümcül
Ve vuran ve kıran ve haykıran
Malatyalı şöyle baktı bir
Ana baba günüydü herhal
Her yönde toz duman!
Vay anam vay,vay!
Bu belalı başınan
Kime ne diyem
Ya derdime derman
Ya katlime ferman!
Başı daralınca Yılmaz’ın
Baktı atacak taşı yoktu
Baktı eli durmuş, ayağı durmuştu
Vurulmuştu.
Çıkardı yüreğini kan içinde
Çarptı kötünün kafasına
Hay bu nasıl devran?
28 Nisandı yavru hey!
Ham meyveyi kopardılar dalından.
Enver GÖKÇE
Yukarda bahsetmiştik her yere Turan Emeksiz adı veri-lir. Elbette ki Afyonkarahisar’da bu furyada geri kalmaz. Devir 27 Mayıs darbesi’nin hemen sonrası. İdari görevlerin hepsi askerler tarafından yürütülmektedir. Afyonkarahi-sar’ın hem Valisi hem de aynı zamanda Belediye Başkanlığı görevini yürütmekte olan Tümgeneral Naim ÜRESİN’in başkanlığındaki Belediye Meclisi toplantısında Devrim şehitlerinin isimlerini mutlaka bir yerlere vermek gerekir. Aranır, taranır eski Sağlam Palas oteli (şimdiki Soydan Otel) köşesinden başlayarak aşağıda Afyon Lisesi’nin arkasından Yeşilyola kadar uzanan caddeye Turan Emeksiz adı verilir.
27 Mayıs sonrası iktidarın sahiplendiği Turan Emeksiz adeta bir dönemin sembol ismi olur. 27 Mayıs’ın Hürriyet ve Anayasa Bayramı olarak kutlandığı yıllarda o da Hürriyet şehidi olarak bayraklaştırılır. O yıllarda Doğu Bloku ülkelerinden Türkiye’ye yönelik olarak yayın yapan Türkiye Komünist Partisi’nin yayın organı “Bizim Radyo” bir yayınında Turan Emeksiz’in gizli Türkiye Komünist Partisi üniversite hücresinin sekreteri olduğunu ve polisin bilerek bu genç komünisti vurarak öldürdüğünü belirtir. (Bizim Radyo, Bülten No:124, Bülten Tarihi 6 Mayıs 1966
Özellikle 1970’lerin başlarına kadar aksatmadan yapılan törenler, anmalar 1968’te başlayan öğrenci olayları ile artık gitgide unutulmaya başlanır. Özellikle Deniz Gezmiş’in idamı ile Turan Emeksiz’de yerini yeni bir sembol isme bırakır.
Ara sıra gazetelerde Cağaloğlu’na dikilen büstü’nün yıprandığı, tanınmaz hale geldiği şeklinde haberler çıkar. ( 31/03/1993 Milliyet )
Günlerden bir gün 25 Ağustos 1988 günü Milliyet Gazetesi’nin manşeti “Anıtkabir’de Mezar Nakli” Haberde 27 Mayıs sonrasında Anıtkabir’e defnedilen devrim şehitlerinin cenazelerinin Cebeci Şehitliği’ne naklediği belirtilmektedir.
Bu cenaze nakli aileleri de kızdırır. Aile 1960 yılında cenazelerini kendi memleketlerinde toprağa vermek istediklerini ancak Komite Başkanı Cemal Gürsel’in Anıtkabir’e gömülmeleri için ısrar ettiğini belirtir ve Cebeci Şehitliği’ne nakil için kendilerinin rızalarının alınmadığını belirtirler. Bir zamanlar büyük törenlerle, binlerce kişinin katılımıyla Anıtkabir’e defnedilen cenazeler, sessiz sedasız birkaç işçi ve askerin gözetiminde çıkarılır ve Cebeci’ye nakledilir. Yani Turan Emeksiz tam üç kez defnedilir.
1960’lı yıllarda yapılan ve İstanbul’da Şehir Hatları Vapuru olarak uzun yıllar çalışan Turan Emeksiz vapuru geçtiğimiz yıllarda hurdaya ayrılarak satıldı. Vapuru satın alanlar restore ederek farklı bir şekilde hizmete soktu. Turan Emeksiz Vapuru bugünlerde Mudanya’da bir sahil beldesinde otel – restoran olarak hizmet veriyor.
Gariptir 1960’lı yıllarda kendi memleketi olan Malatya’da yapılan ve adının verildiği “Turan Emeksiz Lisesi” ise yıllar önce Malatya Lisesi’ne dönüştürüldü. Velhasıl Turan Emeksiz’e kendi hemşehrileri bile sahip çıkmadı.
İşte Beyazıt Meydanı’nda başlayıp Afyonkarahisar’ın bir arka sokak tabelasında yaklaşık 40 yıl devam eden bir ismin hayat hikayesi. Her ne kadar tabela değişse de halkın yıllarca görmeye alışık olduğu “Turan Emeksiz Caddesi” hafızalarımızın bir köşesinde yer etmiş. Gayri ihtiyari o cadde gündeme gelince Turan Emeksiz’i de hatırlıyoruz.
Yine 27 Mayıs darbesinin izlerini taşıyan ve o dönemde 27 Mayıs Caddesi olarak isimlendirilen güzergah ise 1985 yılında Bankalar Caddesi adını aldı. Geçtiğimiz günlerde ise Milli Egemenlik Caddesi olarak isimlendirildi. Unutmadan aynı dönemden kalma bir de “Milli Birlik Caddesi” ismi vardı. Sanki 27 Mayıs’ta iş başına gelen Milli Birlik Komitesini hatırlatırcasına. Oranın ismi de geçtiğimiz senelerde Birlik caddesi olarak düzeltildi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi