Tepkide Haklılık ve Güzellik – Kocatepe Gazetesi

Tepkide Haklılık ve Güzellik – Kocatepe Gazetesi

Ümit Demir 17 Ekim 2014 Cuma 03:00:00
  Ne zaman Müslümanların kutsal günleri, mutat bir ibadeti olsa değişik yerlerden ilginç tepkiler gelir, farklı olaylar gelişir. Eskiler bilir, hacca karayolu ile gidildiği zamanlarda mutlaka hac yolu üzerindeki bir ülkede bir salgın hastalık çıkardı mesela. Buna benzer pek çok örnek var: her Ramazan ayında başlayan imsak tartışmaları; namaz vakitlerinin 3 mü, 5 mi olduğu; başa örtünün olup olmadığı…vb. gibi.
Fakat birileri bir dinin parçalarını/emirlerini/ritüellerini çarpıtırken ya da bunlara hakaret ederken o dinin temsilcileri de cevap verme anında birkaç hata yapıyor. Biliyorsunuz, gündemdeki son konu, kurban ibadetine karşı hakaret ve ona verilen tepkilerdi. Bir sanatçı, bir kıyas yaptı ve bunun üzerine tepkiler oluştu.
Haksız olduğunu düşündüğüm savunma amaçlı birinci tepki; muhatabını yerden yere vurmak, onu adamdan saymamak, sözünü değersizleştirmek için kendisini değersizleştirmek… Mesela, “Zaten bunca yıldır sanat adına ne yaptı ki? Kendi anladığı işte bile başarısız olan birisinden ders alacak değiliz herhalde!” ya da “Kendisinin oldukça çarpık bir hayatı var. Önce kendisine çekidüzen versin…” gibi cümlelerle muhatabımızı itibarsızlaştırmak, dolayısıyla sözü dinlenmeyecek biri olduğuna kamuoyunu inandırmak!
Oysa bunun yerine bu eylemin (kurban ibadetinin) bir inanç işi olduğunu, inanca saygının gerekliliğini anlatabiliriz. Nasıl bir ineğe tapana saygı duymak inanca saygı ise aynı şekilde kurban kesene de aynı saygı ölçüsünde davranmak gerekmez mi, diyebiliriz. Ayrıca inancın emrettiği bu ibadetin varsa mantıklı/rasyonel açıklamalarını, şahsî ve içtimaî faydalarını anlatabiliriz. Elbette bu da mecburi bir şey değil. İnanç gönül işi olduğundan yapılan her şeyi kişilerin kıt ve kısıtlı akıl kılıfına uydurmak zorunda da değiliz. Bu tür izahlar karşısında muhatabımız su-i niyetinden bunu dinlemese, önemsemese bile aynı fikirde olup ılımlı olan başkalarının kafasındaki soru işaretlerini giderebiliriz.
Kurban kesmeye itiraza dair ikinci hatalı tepki; kurban ibadeti ile normal zamanda kesilen hayvanları bir tutmak, o hayvanların derisinden yapılan giysileri ve eşyaları kullanmasını örnek vermek, yediği etleri yüzüne vurmak: “Sen sanki normal zamanda hiç et yemiyorsun!”, “O giydiğin ayakkabı hangi hayvanın derisinden acaba?” ya da “Kurban bayramında kesilmeyen hayvanlar, diğer günlerde kesilmiyor mu sanıyorsun sen?” gibi cümlelerle kendimizi ve ibadetimizi haklıya çıkarmak…
Oysa tersi de olabilirdi. Mesela dünyada hiç hayvan kesilmeseydi, hayvanların derilerinden ve etlerinden kimse faydalanmasaydı ve Müslümanlar yine bu ibadeti yapıyor olsaydı, o zaman da aynı savunmayı yapacak mıydık? Ya da Müslümanlara “Kurban vahşettir” diyen birisi gerçekten de etyemez, hayvan ürünleri kullanmaz biri olsa yapılan savunmanın onun akıl ve vicdan terazisinde bir kıymeti olur muydu? İlk tepkiye haklı gerekçeler sunamamamız, bizim ikinci tepkimizi de geçersiz kılıyor hatta bizi zor durumda bırakıyor.
Üçüncü tepki birinci tepkiyle benzer… Muhataba verilen cevabın olabildiğince terbiyesiz/adâp dışı oluşu! “Seni beyinsiz! Sen ne anlarsın bu işlerden…”, “Ahlâkı herkesçe malum birisisin, dinden imandan ne anlarsın?” gibi hakaret içeren cümlelerle tamamen saldırgan pozisyonuna düşmek…
Özellikle İslam dini yumuşak olmayı, güzel söz ile karşılık vermeyi, kötülüğe iyilik yapmayı, kaba ve sert olmamayı öğütlemiş hatta yeri gelmiş emretmiştir. Buna rağmen İslam adına bu konuda konuştuğunu gördüğüm kişiler (köşe yazarından sosyal medya kullanıcısına…) sanki bir laf yetiştirme yarışındaymışcasına -acımasız kafes dövüşünü andırıyor bazen- dillerini alabildiğine çirkinleştiriyorlar.
Eğer ki ilk tepkimizde ilim ile, genel kabul gören akıl ve mantık ile verilecek bir cevabımız olsaydı diğer iki olumsuz tepkiye ihtiyacımız kalmayacaktı. İlmimizin olmayışı aynı zamanda bizim yeterli seviyede ahlâka sahip olmadığımızı da gösteriyor ki bu da oldukça üzücü bir durum!
Özel olarak kurban ibadetini konuşuyoruz madem, ayeti hatırlatmakta fayda var; “Allah’a ulaşacak olan sadece takvamızdır!” Yani Allah şuuru ile güzel ahlâkı en üst seviyede yaşıyor oluşumuz… Bunun bilincinde olanların yukarıda dikkatimizi çeken üç yanlış tepkiyi vermek yerine daha yararlı ve İslam’a yakışır yaklaşımlarda, İslam ahlâkını gösterir davranışlarda bulunmaları gerekmez mi?

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi