TANZİMAT’TAN I. MEŞRUTİYET’E İMPARATORLUK ORMANLARI (1839-1877) -6

TANZİMAT’TAN I. MEŞRUTİYET’E İMPARATORLUK ORMANLARI (1839-1877) -6

Hasan Tahsin Günek 9 Ocak 2019 Çarşamba 13:53:50
 

1877 YILINDA HÜDAVENDİGAR
VİLAYETİ ORMANLARININ DURUMU10
Bricogne 1877 yılında “Revue des Eaux et Forets” adlı dergide yayınladığı “Osmanlı İmparatorluğu Ormanları” başlıklı ikinci makalesinde genel durum tespiti yaparak, Ormancılık heyetinin yaptığı saha çalışmalarından, özellikle Anadolu vilayetleri ve bunlara bağlı sancaklardaki orman varlıklarına, önemli su kaynaklarına, önemli dağlara ilişkin bilgiler vermiştir. Trabzon, Kastamonu, İstanbul ve Hüdavendigar vilayetleri ve bu vilayetlere bağlı sancaklardaki durumları yerinde görerek inceleyen heyetin tespitlerini kaleme almıştır. Vilayet ve sancaklarda bulunan ormanların üretim yönünden ekonomikliği, ormanlarda mevcut olan ağaç çeşitliliği, kapsadıkları alanlar 1877 tarihli bu raporda ayrıntılı olarak verilmektedir. Örneğin, Hüdavendigar vilayeti hakkında verdiği bilgilere göre “Küçük Asya’daki bu en büyük ve en zengin vilayetin toprakları, Marmara Denizi’nin kıyısından Sakarya Nehri’ne, İda Dağı’nın (Kaz Dağları) sırtından, geniş iç platonun sınırlarına kadar uzanır. Anadolu Yarımadasının merkezini oluşturan yüksek rakımlı platoya (1.200 metre) uzanan birbirini takip eden, ovaları tüm yönlerde çevreleyen ve çok değişik bir sıralanış gösteren dağ silsileleri muazzam bir alanını içine alır.
Ana sıra dağlar, Olympos (Uludağ), Demirci, Dyndimene (Murat Dağı), Ahır, Bayat, Emir ve Sultan Dağlarıdır. Olympos 2.235 metreye kadar yükseliyor. Yüksekliği tam olarak belirlenmemiş olan diğer dağlar, orman bitki örtüsünün sınırlarının çok ötesinde en yüksek zirvelere sahiptir. Ancak ağaçlık alanların sınırları, yüksekliği deniz seviyesinden çok daha yüksek olan platolara yakındır.
İklim çok değişkendir; Bursa ve Karasi’nin düzlüklerinde ılıman, yüksek dağlarda ve Frigya yaylalarında soğuk iklimin tüm özellikleri görülür. Hatta kışları  bol ve sürekli bir karla birlikte son derece düşük bir sıcaklık, yaz mevsiminde ise tahammülsüz kılan aşırı sıcaklığa ulaşır. Hüdavendigar ormanları hala çok önemlidir” dedikten sonra Hüdavendigar Vilayetine bağlı olan Balıkesir (Karesi), Bursa, Kütahya ve Afyonkarahisar sancaklarının durumları ayrı ayrı ele alınarak ormancılık heyetinin yaptığı çalışmalarda elde ettiği sonuçlar raporda ortaya konulmaktadır. Buna göre:  
Balıkesir (Karasi) Sancağı: Bu bölgedeki en güzel orman Kaz Dağı’nda yer almakta olup, büyük Kazdağı ormanlarının ayrılmaz bir parçasıdır. Diğer ormanlar, denizden fazla uzak olmayan Kirmastı gibi dağların orta yükseklikteki tepelerinde bulunur. Buralarda baskın ağaç türü hala geniş alanlar kaplayan meşe ağacıdır. Donanma hala her yıl ihtiyacının bir kısmını buralardan karşılar. Ancak, ağaçların çoğu yaşlı ve kusurlu olup istenilen özelliklerde değildir. Denizin yakınlığı, bu ormanların ürünlerinin gerçek piyasa değerini bulmasını sağlar. Ticaret bu eski orman alanlarını tahrip etmemiştir. Adına layık kalan masiflerin kapasitesi 20.000 hektardır. Bu ormanlar genelde karaçam ve Korsika çamından oluşmaktadır. Ayrıca güzel kayınlar da var. Ağaçların boyutları güzeldir. Aralardaki bazı boş alanlar çıkıldıktan sonra toplam kapasite, yaklaşık 80.000 hektardır. Sancağın tamamında ise 100.000 hektardır.
Bursa Sancağı: Sancağın batısındaki Karasi, Gönen, Adranos ve civarında meşe ve kayın ağaçlarının ana tür olarak bulunduğu, belirli aralıklarla iğne yapraklı ağaçlarında olduğu 18.000 ya da 20.000 hektarlık bir kapasitenin var olduğu, demiryolu için gerekli traversler için belli bir miktar kaynak sağladıkları ve bir miktar daha sağlayabilecekleri, genel olarak yerel ihtiyaçları karşılamak amacıyla kullanıldıkları, uygun bir yol bulunabilirse, Bursa şehri için önemli bir kaynak olabilecekleri, Bricogne’nun 1877 yılında yayınlanan raporundaki tespitlerdir.
Bricogne, Bursa şehrinin yakın çevresindeki orman ve ağaç türleri ile ilgili olarakta: Meşe ağacının yok olma eğiliminde olduğu 80.000 ila 100.000 hektar ormanlık alan içerdiği, askeri alanda cephane üretimi için gerekli hammadde üretimi ile Bursa şehrinin ve fabrikalarının aşırı tüketiminin bu yoksullaşmaya yol açtığını, dolayısıyla kaynak kıtlığının ipek fabrikalarının tedarik almasını zorlaştırdığını ve Bursa’da yakıtın sadece yumuşak türden ağaçlardan oluştuğu ve bu açıdan yakıtın İstanbul’a göre daha pahalı olduğu gibi hususları ayrıca belirtilmektedir.
Adolphe Bricogne, bu bölgede Türkmenleri ilk kez yaylada gördüklerini ve göçerlerin sürülerinin ormanlık alanlara verdikleri yıkım ve zararları yakından gözlemleyebildiklerini söylemektedir.
Bricogne’ye göre, göçebe nüfus her zaman önlenmesi zor olacak önemli zararlara neden olmaktadır. Onlar ormanlık alanlarda herhangi bir kısıtlama ve düzenleme olmadan kontrolsüz bir şekilde sürülerini otlatma hakkına sahiptirler. Yine Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında süre gelen müzmin bir alışkanlık olan ve bir sonraki yıl meraların daha verimli olmasını sağladığı gibi bir yanlış düşünce ile meraların ve kısa ağaçlık, çalılık alanların yakılması gibi bir uygulamaya maruz kaldığından da bahsetmektedir.    (Devamı Yarın)

 

Yararlanılan Kaynaklar:
10Revue Des Eaux Et Forets, Adolphe Bricogne, “Les Forets De L’Empire Ottoman”, Paris, Yıl:1877, s.369-384

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi