“TANRI”LARI TANIYALIM… Kİ, GÖRÜNCE “LA İLAHE” DİYEBİLELİM

“TANRI”LARI TANIYALIM… Kİ, GÖRÜNCE “LA İLAHE” DİYEBİLELİM

Mustafa Yılmaz DÜNDAR 26 Ocak 2018 Cuma 22:22:58
 

– 90 –
“A” Takdimi’nde iki uç karakter, tanrı karakteri vardır. İnsan yerine özellikle “tanrı” diyoruz ki anlaşılsın. Çünkü “A” takdimindeki insanlar rablıklarını ilan etmiş tanrılardır. İki uç tanrıdan birisi narsist tanrı, birisi de hümanist tanrıdır. Narsist tanrıyı anlatacak olsam “tamam, zaten o cehennemin adamının ta kendisi” dersiniz. Hatta Allah muhafaza etsin, öyle biriyle yaşıyor, çalışıyor olsanız, onu gördüğünüz zaman “cehennemin dibine” dersiniz. Sizi bezdirmiştir, hayattan bezdirmiştir, hali bezdirmiştir, ona zaten cehennemi okursunuz. Ama hümanist tanrı sizi yanıltır, o çok iyi bir insandır; uyumludur, dürüsttür, iyilikseverdir, hayırseverdir, Afrika’da dört döner, açlara yardım için dolaşır. Çok dikkat edin, onu gördüğünüzde eğer ona “cennetlik” derseniz yanılırsınız. Narsiste “cehennemlik” derseniz yanılma ihtimaliniz düşüktür. Çünkü son nefesini bilmeyiz. Ama hümanist sizi yanıltır, ona cennetlik adam derseniz yanılırsınız. Neden? Çünkü bir tanrı! Rablığını ilan etmiş. Çok iyi bir insan olması onun cennetlik olduğunu göstermiyor. Çok dürüst, çok ahlaklı, hayır peşinde koşan, insanları çok düşünen, bunun için çok terleyen, uyumayan o kişi rablığını, tanrılığını ilan etmiş birisi olduğu için, onun o vasıfları ancak bu dünyada ona “aferin” getirir. “Aferin” derler, bir de şilt verirler, o kadar. Cennete gidemez. Çünkü cennete tanrılar giremez, tanrılara cennet kapalıdır, tanrı hümanist olsa bile. O yüzden, sizi hümanist yapmaya çalışan yöntemlere bakıp, yanılıp İslam’dan perdelenmeyin. Efendimiz’i okumayı bırakıp, Efendimiz’i bırakıp “bunlar da çok güzel şeyler anlatıyor, onlar da iyi insan oluyorlar” deyip hümanist kitaplara, öğretilere sarılmayın. Onların tümü “A” Takdim Formu”ndadır ve “A” Takdim Formu tanrılar dünyasıdır. Tanrının adı ne olursa olsun cennet ona kapalıdır. O zaman gelin o tanrıların bazılarını görelim.  
NARSİST TANRILAR:
Bu dünyanın en iyi yaşayanları narsist tanrılardır, tanrılar dünyasındaki sapmış çizgideki cenneti narsistler yaşar. O neyin cennetidir? Deccalin! Orası Deccalin cennetidir ve Deccalin cennetini Allah cehenneme çevirmiştir. Normal yaşantı sandığınız, yaşantım dediğiniz yaşantı içerisindeki “Deccal’in Cennetleri”nden de yeri gelince ileride bahsedeceğiz. Evet, narsistin cenneti bu dünyadır, narsist olması onun bu dünyayı iyi yaşamasını sağlar. İnsanlar ona yaranabilmek için, ona haber götürebilmek için çırpınırlar. O birazcık tebessüm etse “bana gülümsedi” diye günlerce sevinirler. Narsistlerin etrafında böyle üst tanrıdan merhamet bekleyen tanrılar vardır. Narsist tanrı eğer bir yöneticiyse çok güçlü olur, eğer bir kocaysa güçlüdür, eğer evli bir hanım narsistse hep kazanır, kimsenin ona gücü yetmez, kimse onunla mücadele edemez…
ÇARESİZ ve ZAVALLI TANRILAR:
Bunlar da daha çok inananların, müslümanların içinden çıkar. “Allah büyük biz küçüğüz, biz ne yapabiliriz ki, bizim O’na gücümüz yetmez, aslında bizim hiç bir şeye gücümüz yetmiyor, biz aslında zavallıyız” idrakındaki tanrılar bunlardır. Dikkat edin, camilerde vaaz adı altında bunu duyarsınız: İnsanın bir gücü yoktur, o çaresizdir diye anlatırlar. İşte o anlatılan çaresiz tanrıdır. Onun bir başka türü vardır, o da zavallı tanrıdır. Onları gördüğünüz zaman, “bunlar çok iyi müslüman” dersiniz, öyle sanırsınız, sanmayın. Niye? Adam tanrılığını ilan etmiş. Tanrı ama zavallı! Silahlarını bırakmış, kendini güçsüz, çaresiz sanan tanrı haline gelmiş. Kime karşı güçsüz ve çaresiz? Allah’a karşı. Bunlar hürriyetlerini müstakilliğe dönüştürüp kendi müstakilliklerini ilan etmiş tanrılardır. Ama o ilan ettikleri güç Allah’a yetmediği için kendilerini aciz, zavallı görür, böyle düşünürler. Bunlar, kendi gücü küçük Allah’ın gücü büyük sanan tanrılardır.
POLLYANNA TANRILAR:
Bu tanrı tip dünyada çok yaygındır. Bunlar “her şeye hoşgörüyle bakacaksın” felsefesiyle yaşamaya çalışırlar, bunu öğretirler, bunu önerirler: Her şeye iyi gözle bak, pozitif enerji yüklen. Dikkat et, orada negatif enerjiler var, senin pozitif enerjine zarar verir, şunun enerjisi bana çok pozitif geliyor ona gideyim” gibi cümlelerle tanımlamaya çalıştıkları pozitif ve negatif enerjilerle uğraşır dururlar. Bu dünyaya ve olaylara Pollyanna felsefesiyle bakmaya çalışırlar. Bu da tanrıdır, rabdır, ama Pollyanna’cılık oynayan rabdır.
STRESSİZ TANRILAR:
Bu tanrı stresten kurtulmuştur, daha doğrusu, stresten kurtulduğunu zannetmektedir. Bunlar çeşitli meditasyonlara gider, çeşitli terapiler alır ve kendilerince streslerini atarlar. Bunları niye söylüyorum? Onları okuyunca, görünce “o felsefeleri doğru yol” sanmayasınız diye. Böylelerini görünce “adam başarmış, hiç stresi yok” demeyesiniz diye. Tamam, diyelim ki stressiz yaşamayı öğrendi. Ama hala tanrı! Bu şu demek: Demek ki cehenneme stressiz gidecek, böyle yani. Sakın, öylelerini görüp de bu işi başarmış sanmayasınız. Onların yayınları, kitapları, reklamları, medyası çoktur hayatta. Onları görüp de Efendimiz’den sakın perdelenmeyin, sakın onları doğru sanmayın. Onların kitaplarını görüp, “nasıl da bizim tasavvufi öğretimize benziyor” deyip, alıp okuyup, günlerce hayatınızı boşa geçirmeyin. Gelip bana “on tane kitap okudum” diyor. Soruyorum: Ne okudun? Bunları sayıyor. Ya, sen bunlardan yüz tane okusan ne olur ki. Seni cehennemden kurtarmaz! Olsa olsa seni bu dünyada zavallı yapar. Karar verin, yani kararınızı doğru verin. Eğer siz “ben bu dünyayı sonuna kadar yaşayacağım, doyasıya yaşayacağım” diyorsanız narsist olun, çünkü ancak o zaman kazanırsınız. O felsefelere merak sarıp niye gidip zavallı oluyorsunuz. Hem tanrısınız hem zavallı. Eğer sizin “B Takdim Formu”na girmek gibi bir hedefiniz yoksa boşuna uğraşıp da hümanist olup ezilmeyin, yazık olur. Ne diyorlar: Yemeyenin malını yerler. Gerçekten yerler, seni mahvederler. Ondan sonra da çıkıp ağlarsın: “Dürüstseniz kaybedersiniz, iyilik yapmayın ki kötülük bulmayasınız” dersin. Niye? Tanrıların işi ezmektir çünkü. O zavallılaştığı için diğer tanrılar onu eziyor. Stressiz yaşam, rahat ve huzurlu yaşam gibi söylemlerle sizi stressiz tanrı olmaya davet eden düşünce ve felsefelere dikkat edin. Çünkü tanrılıktan kurtulmadıkça, stresten kurtulma öneri ve çalışmalarıyla siz zavallılaşırsınız, zavallı tanrı olursunuz. Eğer tanrılığınızı, tanrıların dünyasını iyi yaşamak istiyorsanız narsist olacaksınız, kural bu! Niye gidip de zavallı oluyorsunuz? Deccal’in cennetinde kural bu: Narsist olursanız ileri gidersiniz. Sonu cehennemmiş ayrı mesele, ama dünya cennetinde ileri gidersin, hiç değilse dünya cennetinde zavallı kalmazsın.
HEYKEL TANRILAR:
Bunlar da yaygındır ve meditasyonlarda üretilirler. Bu tanrılar yogalarda, meditasyonlarda uzak doğu felsefeleriyle üretiyorlar. Reiki gibi bir sürü uyduruk şey var ki hep bu heykel tanrılardan üretiyor. Allah yetmediği için insanlar onlarla meşgul. Camide üç dakika duramayanlar onların karşısında üç saat duruyor, camiye beş kuruş veremeyenler onlara bilmem ne kadar para veriyor. Bakın çok enteresan bir şey söyleyeyim: Bakıyorsunuz kişi “Allah” diyeni görmeye dayanamıyor, “Allah” diyeni seyretmeye dayanamıyor, yani o tipi sevmiyor, ama “cennete talibim” diyor. Hem tanrılar dünyasındaki tipleri seviyor, hem de cenneti istiyor. Ama cennette o tipler yok. Nasıl olacak o iş? Çok ironik değil mi? “Ben cennette onlara katlanırım, sevmediğim o diğer tiplere katlanırım” diyorsan, o iş olmaz, öyle bir şey olmaz. Unutmayın: Bu dünyada kimi seviyorsanız sonra da onunla berabersiniz, kimi seviyorsan onunla berabersin. Bu dünyada cehennemlikleri sevip, Allah’tan cenneti istemek nasıl mümkün olur? O zaman orada sana şöyle derler: Ama sen dünyada cennetlikleri sevmedin ki, ters iş yaptın. Bu yüzden, hem bu tanrılar hem diğer tanrılar aslında hep kendilerini kandırmaktadırlar. Evet, bu heykel tanrıları uzak doğu felsefeleri ve özellikle meditasyonla üretirler. Bakın nasıl? Onlara o salonlarda “düşünmemeyi” öğretirler. Bir televizyon programında onların bir üstadına rast gelmiştim, dinledim. Anlatıyor: “Başlangıçta başaramazsınız, ama sonra düşünmemeye alışacaksınız, alışırsınız” diyor. Yani biz sizi salonlarımıza oturturuz, düşünmemeyi öğretiriz, ama siz başlangıçta yapamaz yine de bir şeyler düşünürsünüz. Sonra biz sizi alıştırırız, bakarsınız ki hiçbir şey düşünmüyorsunuz. Şimdi size soruyorum: Hiçbir şey düşünmeyen nedir? Heykeldir. Hiçbir şey düşünmemeyi öğrenmek gibi bir aptallık olabilir mi? Hiçbir şeyi düşünmeyerek rahatlamak demek heykel olmak demektir. Heykel hiçbir şeyi düşünmez. İşte heykel tanrı dediğimiz bunlardır: Düşünmemeyi başarıp rahatlayan, cennete de öyle gidileceğini sanan tanrılar.
KOMANDO TANRILAR:
Bir komando tanrı ne yapar? Mesela, üç gün bağlamalı oruç tutar ve “başardım, üç gün dayandım” der. Dayan, ne olur ki? İyi komando olursun. Bağlamalı orucu “A” yapı tutuyorsa ne fark eder ki. “İyi hallettim, üç gün tamam, dört güne çıkmalıyım” gibi düşünerek bu tanrı kendi rekorunu egale etmeye çalışır. Onun övündüğü o teknikleri SAS komandolarına öğretiyorlar. “A” Takdim Formu”ndaysanız aç ve uykusuz kalmakla ancak bir komando olursunuz…
Bu sıraladığım tanrı tipleri benim gözlemlerim, gördüğüm ve tek tek bildiğim tanrılar. Yaşantıda tanrı tiplerine rastladıkça bu tipleri çoğaltıyorum, “yeni bir tanrı yakaladım” deyip gereğini yapıyorum, gördüğünüz gibi sizinle de paylaşıyorum.
Neden hep tanrıları konuşuyoruz? Tanıyalım diye! Tanrılık iddiasındaki o “A” yapıyı tanıyalım diye! Çünkü o tanrıların dünyasından ancak tanırsak kurtuluruz. Ancak öyle! Aksi halde insan bunlardan birini yaşayıp, hem de kendini “kurtulmuş” sanabilir. “A”dan kurtulabilmek için “A”yı çok iyi tanımak gerekiyor. Tanıyınca yapılacak şey nedir? Fiilen Kelime-i Tevhid zikri! Tanrıyı tanıyınca bunu yaparsın: O tanrıya “La ilahe” dersin, onu yok edersin, etkisiz hale getirirsin. Tanrı yoksa zaten “İllallah”. En önemli zikir budur. Mirac müjdesidir ki; bu zikri bu idrakla bir kere yaparsan cennete gidersin, bu manasıyla bir kere söylersen cennete gidersin. Yani bir kere şahit olursan… Bir kere fark edersen… Yani, bir kere bu “A” yapıya “La ilahe” dersen “B” Formu”na girersin: İllallah: İlla Allah. “B” Formu’na girmek İhlâs Hayat Döngüsü’ne girmektir, İhlâslı olmaktır.
Biliniz ki, “A” Takdim Formu”nda olan hiçbir zaman ihlâslı olamaz.

HİSSETMEK VE MUHTARİYET-90-

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi