TANRI’DAN KUT ALMAK  NE DEMEKTİR?

TANRI’DAN KUT ALMAK NE DEMEKTİR?

Kut devlet yönetimiyle ilgili siyasî iktidarı almaktır. Kitabelerde “Tanrı’ya benzer, Tanrı’da olmuş Türk Bilge Kağan”. “Tanrı irade ettiği için, kutum olduğu için kağan oldum” denmektedir. Kutadgu Bilig’de kutun nazari cephesi açıklanmıştır. Buna göre, “Kut’un tabiatı (doğası)hizmet, şiarı(özelliği) adalettir… Fazilet ve kısmet kut’ tan doğar… Beyliğe (kağanlığa) yol ondan geçer… Her şey kut’un eli altındadır, bütün istekle onun vasıtası ile gerçekleşir… Tanrısaldır. Dünyada tam bir iktidar kuşağı bağladı, kurt ile kuzu bir arada yaşadı… Bey, bu makama sen kendi gücün ve isteğin ile gelmedin, onu sana Tanrı verdi… Hükümdarlık iktidarı Tanrı’dan alır… Kut’tan feragat etmek, devletten, siyasî istiklalden vazgeçmektir(Kafesoğlu, İ, (1991), s.237-238).
Hıristiyanlık ve Yahudilikte olduğu gibi Hakan ne Tanrı’nın kendisidir, ne de oğludur. O da her insan gibi, iyi, kötü başarılı başarısız olabilir. Toplumda kişi, hakanın ‘insafına değil, ancak törenin insafına bırakılmıştır.
Yüce Allah âlemde nasıl ki adalete dayanan ve tıkır tıkır işleyen bir düzen kurduysa, Allah’ın halifesi olan insanoğlu da yeryüzünde hakka ve adalete dayanan ve saat gibi tıkır tıkır işleyen bir düzen kurmakla ve yeryüzünü imar etmekle işlemek (İmâretül arz) le yükümlü kılmıştır.
Cenâb-ı Hakk’ın kut vermesi ile tahta oturan ve hakanlık makamına getirilen Türk hakanlarının görevi de, Yüce Allah adına dünyada tıkır tıkır işleyen, kan ve gözyaşının akmadığı, barışın ve adaletin tesis edildiği bir dünya kurmaktı. Eski Türklerdeki bu hâkimiyet anlayışı, İslâmi anlamda insanın yaratılış gayesine ve yeryüzünde Allah’ın halifesi olarak yaratılmış olma düşüncesi ile bire bir örtüşüyordu.
Tarihte büyük devletler ve parlak medeniyetler kuran atalarımızın başarıları sadece askerlik-kahramanlık ve teşkilatçılık özellikleriyle açıklanamaz. Atalarımız; askerlik-kahramanlık, teşkilatçılık gibi özelliklerin yanında çok güçlü bir kanun-töre anlayışına ve bütün insanlığa hizmeti esas alan bir “Hayat Felsefesine-Dünya Görüşü” ne sahiptiler. “İyilik-faydalılık, Adalet-Könilik, Eşitlik- Tüzlük, İnsanilik-Kişilik“ gibi dört değişmez temel esası olan Türk töresi ’ne göre; “Bütün İnsanlık Türklere Yüce Allah’ın bir emanetiydi. Yüce Allah, Türk Töresine göre hareket eden, halka ve insanlığa hizmeti ilke edinen kişilere kut (şans, talih, bağış) verir ve onu hakanlık görevine getirirdi. Töreye uymayan ve görevlerini yerine getirmeyen veya getiremeyen idarecilerden Yüce Allah kutunu geri alır ve onları hakanlık makamından düşürürdü.
Eski Türklere göre nasıl ki gökte, yerde ve kâinatta tıkır tıkır işleyen bir düzen varsa; yeryüzünde de tıpkı saat gibi tıkır tıkır işleyen bir düzen olmalı ve bütün insanlık bu düzen içerisinde barış içinde yaşamalıydı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi