Takvim ve Zaman Bilinci – Kocatepe Gazetesi

Takvim ve Zaman Bilinci – Kocatepe Gazetesi

Ümit Demir 24 Nisan 2015 Cuma 03:00:00
  Eski neslin büyük önem verdiği, oruçlar tutup kalbini arındırdığı 3 aylar, Receb ayı ile başladı. Bu seneki Receb ayı hasbelkader bendeniz için ayrı bir önem taşıyor. Neden önemli olduğunu açmadan Hicrî takvime ilişkin birkaç bilgi vermek istiyorum.
Her toplum, ulus, millet tarih boyunca kendince önemli gördüğü semboller, olaylar, kişiler üzerinden zamanını ölçmeye çalıştı. Eski çağlarda tarım faaliyetlerini takip etme, hayvanların ya da bazı elementlerin (taş, su, ateş, maden) insan yaşayışlarına ve davranışlarına etkisi de takvim oluşumunda etkili olmuştur.
Takvim bu haliyle beraber yaşayan insanların, ulus ve toplumların ortak değerlerinden de oluyordu.
Miladî takvime geçmeden kullandığımız Hicrî takvim de bizler için yapı taşlarından birisidir. Hicreti, peygamberi, islam uğruna rahatı terk etmeyi, kardeşliği, paylaşımı, yeni bir sistem kuruluşunu…vb. anlatması, hatırlatması ve bu idealleri vermesi açısından önemlidir.
Hicrî (kamerî) takvimin inanç ve sosyolojik etkileşimleri dışında bir de ekolojik sistemdeki yeri de var. Merhum Onk.Dr. Haluk Nurbaki, bunu da şöyle anlatıyordu;
“Arz üzerindeki bir takım olaylara baktığımız zaman aslında arzın biyolojisi kameri takvimle planlanmıştır. Çiçeklerin açmasından tohumların yetişmesine kadar canlıların doğurmasına kadar hepsi kameri takvime tabidir.
Bütün hayvanların doğum süresi ya 21 gündür ya 28 gündür yahut katlarıdır. Yani haftaya tabidir. Hiçbir doğum biyolojik hadise şemsi takvime göre ayarlanmış değildir. Hepsi kameri takvime göre ayarlanmıştır. Bunun daha ilginci insan hücresinin vücut içerisindeki mitozudur ki o da kameri takvime ayarlanmıştır. Bundan dolayı da kanser tedavisi yapılırken tedavilerde duymuşsunuzdur 21. gün 28. gün 15. gün gibi belli hücre mitozlarına göre ayarlarlar. Demek ki aslında asıl takvim kameri takvimdir.”
Hicrî takvim üzerinde neden bu kadar durduk? Çünkü kendi değerlerinden, kıymetlerinden, şekillendiricilerinden uzak kalanlar bir süre sonra kendini, nereden gelip nereye gittiğini de unutur gider. Mesela Kur’an’da haram aylardan biri olarak geçen Receb ayını bilmeyen bir nesil, onun haramlığını kâle alır mı? Kendini, zamanın kutsallığına ve sorumluluğuna bağlayabilir mi?
Halbuki tarih boyunca hemen hemen hiç bir takvim lâdinî, inançtan ayrı olmamıştır. Mutlaka günleri ya da ayları arasında “kutsal” sayılan bir zaman dilimi olmuştur.
Elbetteki bu takvim bilinci, bireylerin ve toplumların yaşantısını doğrudan etkilemiş, bunun üzerine medeniyet bina edilmiştir. Mesela Ramazan ayına dair fikir, müzik, sanat…vb. gibi başlıklarda sayısız eserler verilmiş, insanın ruhuna hitap edilmiştir.
Zaman şuuru, “ibnü’l vakt” diye de tabir edilen bizler için olmazsa olmazlardandır mutlaka.
Sözümüzü, konunun ehemmiyetine binaen uzattık, bu yüzden de Recep ayını neden önemli gördüğümüzü anlatamadık. Nasipse sonraki yazıda da ona değinelim.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi