TAKKE VE SARIKLA NAMAZ KILMAK

TAKKE VE SARIKLA NAMAZ KILMAK

Muharrem Günay 18 Ekim 2014 Cumartesi 03:00:00
  İslâm dini gelmeden önce sarık Arap Yarımadasında yaygın idi. Bu adet Peygamber’in bi’setine kadar devam etti. Peygamber (sa.) ile Ashab (ra.) sarık giydikleri gibi küfür için mücadele veren Ebû Cehil ve Ebû Leheb’ler de giyerlerdi. Ancak Peygamber (sa.) bu âdete devam edilmesini istedi ve artık bu adet, adet olmaktan çıkıp sünnet oldu. Özellikle namazda bu sünnete ihtimam göstermelidir. Cabir, Peygamber’den şu hadîsi rivayet etmiştir: “Sarıkla kılınan iki rekât namaz, sarıksız olarak kılman yetmiş rekâttan daha hayırlıdır” (Taç, 1/169)
Rükâne (r.a.) şöyle demiştir: “Bir kere Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyururken işittim: Gerçekten bizimle müşrikler arasındaki fark, takkelerin üzerine sardığımız sarıktır.” (Tirmizi, Libas, 42, no: 1785)
İbni Ömer’den rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurdu: “Sarık Meleklerin alâmetidir”
“Sarığı terk etmeyin, zira o, meleklerin alametidir ve onu sırtınızın arkasına doğru sarkıtın.” (Haysemi, Mecmau’z- zevaid, Libas: 2, no: 8503)
Bunun için namaz kılarken sarığı ihmal etmemek daha uygundur. Sarığın boyu hakkında bir şey varid olmamıştır. O örfe/töreye bağlı bir şeydir. (el-Fetava el-Kübra. C. 1, s. 169)
Takkenin sarığın yerini tutup tutmadığı hakkında ihtilaf vardır. İbn-i Hacer’e göre, sarığın yerini tutmaz. Tutar diyenler de vardır.
Mehmet Talu hoca efendi sarıkla ilgili bir soruya şu cevabı vermiştir: Çevremizdekilerin ne dediği değil, Allah ve Resulu’nun ne dediği önemlidir. Cübbe ve sarık giymek sünnete en uygun kıyafettir. Hele hele sarık islamın şiarıdır. Dinimiz Müslümanın gayrimüslimden farklı olması hususunda önemle durmuş ve en belirgin göstergesi olarak baş kıyafetine ayrı ehemmiyet vermiştir. Bu noktadan hareketle sarık, iman ile küfrü ayıran alamet-i farika olarak vasıflandırılmıştır.
Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, medenî hayatımızdaki önemine binaen kıyafet üzerinde çokça durmuştur. Kadın ve erkeğin kıyafeti, çocukların kıyafeti, kıyafetlerin boyu, dar ve geniş oluşu, rengi, kumaşların cinsi, temizlik ve kirlilikleri, cuma ve bayram kıyafetleri, kıyafetin İslamî olan ve olmayanları vs. hep hadislerde mevzubahis edilmiştir. Bu sebeple bütün hadis kitaplarında Kitabu’l-Libas veya Kitabu’z-Zinet adı altında müstakil bölümler yer alır. Çevrenizdekilerin dediği gibi sarık, sadece bir Arap âdeti değildir. Bunca hadis-i şerif ortadayken sarığı din dışı gösterip adet seviyesine indirmek çok büyük bir haksızlıktır. Hem kaldı ki onların dediği gibi sarık bir adet olsa da, adetlerin en güzelidir. Çünkü Efendimiz (s.a.v.) ve İslam büyüklerimiz sarık giymişlerdir. Sarık namazın sevabını kat kat artırır. Çünkü o, Yüce Allah’ın huzurunda bir ziynet ve bir güzelliktir. Cabir (r.a.)’dan rivayete göre Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz: “Sarıkla kılınan iki rekat namaz, sarıksız kılınan yetmiş rekat namazdan daha faziletlidir.” buyurmuşlardır. (http://www.ismailaga.com.tr/sarikla-namaz-kilmanin-hukmu.html)
İslâmiyet Müslümanların yaşadığı çeşitli bölgelerdeki iklim farklılıklarını dikkate alan bir din olduğundan Müslümanlara özel bir kıyafet getirmediği gibi şu ve bu elbiseyi de yasaklamamıştır. Bunun için Müslümanların kıyafetleri bir değildir. İslamiyet’in koyduğu dar olmamak, vücudu gösterecek kadar ince olmamak, lüks ve israfa kaçmamak gibi usullere uymak kaydıyla kimisi entari, kimisi kürk, kimisi kaftan, kimisi şal, kimisi pantolon ve şalvar giyebilir. Bu hususta herkes serbesttir.
Ancak bir memlekette adet olmayıp, halkın dikkatini çeken kıyafete bürünmek de doğru değildir. Şafiî mezhebine göre; kişinin şahsiyetini zedelediği için böyle elbise giyenlerin şahadeti geçerli değildir. Ama tuhaf ve dikkat çeken bir kıyafet olmadıktan sonra, ehli küfrün giydiği elbiseyi giymekte de hiçbir sakınca yoktur. El-Muğire bin Şûbe’nin şöyle değdi rivayet edilmiştir.
“Peygamber (sav) kolları dar bir Rum cübbesi giymişti.” (Buhari,Müslim) Resulullah efendimiz, papaz ayakkabısı ve Hristiyan elbisesi giymiştir. (Redd-ül-muhtar) Yine Peygamber efendimiz (sav)in Şam’dan gelen bir cübbe ile namaz kıldığı bilinmektedir ki o zamanlar Şam Rum diyarı idi.
Bu hadisten anlaşıldığına göre, kâfirlerin giydikleri elbiseleri İslami ölçülere uyduğu müddetçe giymekte bir sakınca yoktur. (Mirkatü’l-Mefatih, c.4. s. 416)
Bugün giydiğimiz palto da dinen cübbe sayılır. Çünkü hadiste geçen cübbe ile palto arasında fark yoktur.
İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki: Resulullah’ın âdet olarak yaptığı şeyleri yapmamak bid’at değildir. Bunları yapıp yapmamak, ülkelerin ve insanların âdetlerine bağlı olup, dînî hükümler değildir. Her ülkenin âdeti başka başkadır. Hattâ bir ülkenin âdeti zamanla değişir. Bununla beraber, âdete bağlı şeylerde de, Resulullah’a “sallallahü aleyhi ve sellem” uymak, dünya ve âhirette insana çok şey kazandırır ve çeşitli saadetlere yol açar. (1/231)
Kısa ve Uzun Kollu Gömlekle Namaz Kılmak
Gömlek ya da üstlüğün kollarını yukarıya sıvayıp öylece namaz kılmanın mekruh olduğu fetvâ kitaplarında belirtilmiştir. Ancak kısa kollu gömlekle namaz kılmakta kerahet yoktur. Çünkü bu durumda kolları sıvayıp gömleğin kolunu yukarıda toplama söz konusu değildir. Uzun kollu gömleğin kollarını indirmeden o vaziyette tutmakta laubalilik vardır; ama kısa kollu gömlekte bu söz konusu değildir

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi