Muharrem Günay
Muharrem  Günay
muharremgunay@kocatepegazetesi.com
SÜCÛD
  • 0
  • 276
  • 23 Aralık 2019 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Burnu, alnı, elleri, dizleri ve ayakları yere koymak ve dokundurmak suretiyle secde etmek demektir. Secde, lügatte baş eğmek, tevazu’ göstermek demektir. Her rek’atte iki kere secde etmek farzdır.
* Secde ve rükû’ hâlinde durmanın en az miktarı, üçer kere tesbih okunacak miktardır. 5, 7 şer kere tesbih te okunabilir.
* Tek başına namaz kılan, üçten fazla tesbihte bulunabilir. Fakat imam olan zatın cemaatin rızası bulunmadan 3’ten fazla tesbihte bulunamaz. Cemaati usandırmak câiz değildir.
A- Secde Nasıl Yapılır?
Rükû’dan kalktıktan sonra secdeye giden kimse, alınla beraber burnunu da yere koyar. Özür olmaksızın sadece alnı yere koyup burnu koymamak câiz olmaz. Bu şekilde yapılan secde sahih değildir. Yanak ve çeneleri yere koymakla secde olmaz.
Secde hâlindeyken ayrıca eller ile dizler de yere konur. Bu sünnettir. İmâm-ı Şâfiî, Ahmed bin Hanbel ve İmâm-ı Züfer’e göre ise, farzdır.
İki ayağın veya bir ayağın parmakları yere konmadıkça secde câiz olmaz.
Peygamber efendimiz:
Resûlullah’ın, “Alın (la beraber burun), iki el, iki diz ve iki ayakuçları olmak üzere yedi kemik üzerine secde etmekle emrolundum” (Tecrid-i sarih) hadisi gereği secdede yedi uzvun yere değmesi gerekir. Alınla birlikte bunun da değdirilip değdirilmeyeceği konusunda tam bir görüş birliği olmamasına rağmen; hadisi rivayet eden Abdullah b. Abbas, Hz. Peygamberin alnını gösterirken burnunu da işaret ettiğini bildiriyor. Secdede el ve ayağın kıbleye doğru olması gerekir. Yukarıdaki hadis gereği secdede burun dâhil sekiz organ yere değdirilir. Göğsü ve dirsekleri yere değdirmemek, büzülmeyip kolları açık tutmak ve düz durmak sünnettir.
Peygamberimiz: “Ben yedi kemik üzerine secde etmekle emrolundum: alın, iki el, iki diz ve iki ayağın parmak uçları üzerine” buyurmuşlardır.
• Yalnız bir el ile bir dizi yere koymak, ayak parmaklarından sadece bir kısmını değdirmek kerahetle câizdir. Alnı yere koyarken iki ayağı birden geriden kaldırmak ise, câiz değildir, secdeye mâni olur. Secdede dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta da, baştaki takke ve sarığın alnın yere değmesine engel olmaması gerekir. Alın açık olmalı, takke veya sarık ile kapatılmamalıdır.
B- Rükû ve Secdede Duruş Miktârı
Rükûda ve secdede bir tesbih miktarı (bir kez sübhânellah diyecek kadar) beklemek farz; Rükûda bir kez sübhâne rabbiyelazîm, secdede bir kez sübhanerabbiye’l-a’la demek vacip; Üç kere demek sünnet; Beş veya yedi kere demek ise müstehabtır. (Adem Şener, Dini Bilgiler, İlmihal:83)
Abdullah İbn Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayete göre, Resulullah şöyle buyurmuştur:
“Sizden biriniz rükû’a varınca rükû’ halinde iken üç sefer; “Sübhâne Rabbiye’l-Azîm” derse yaptığı rükû’ tamam olur, bu en azıdır. Secdeye varınca secdelerinde de üç kez “Sübhâne Rabbiye’l- A’lâ” derse secdeleri tamam olmuş olur, bu da en az söylenmesi gereken miktarıdır.” (Tirmizî, Salât, 194)
Ömer Nasuhi Bilmen Efendi rükû ve secdede duruş miktarı hakkında şöyle der:
• “Farz olan rükû ve secde rükünlerinin yerine getirilmiş olması için, rükû ve secde denilecek kadar o vaziyette durmak yeterlidir; Muhakkak üçer kez tesbih okunacak miktar beklemek farz değildir. Fakat rükû ve secdede sünnet mikdârı en az üç kere tesbih okumaktır. Orta derecesi beş tesbih ve yüksek derecesi de yedişer tesbih okumaktır. Yalnız başına namaz kılan daha çok tesbih yapabilir. Fakat imam olan kimse, cemaatin rızası bulunmadıkça üçten fazla tesbihte bulunmamalıdır; Çünkü cemaatı usandırmak ve kaçırmak uygun değildir.” (Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali, sayfa: 132)
• İslâm ülkelerinde özellikle Mekke ve Medine’de rükû ve secde de Türkiye’de durulan miktardan daha çok durulmakta ve daha fazla tesbihat yapılmaktadır. Namazlarda esas olan, Peygamberimizin yaptıklarını yapmaktır. Zira O “benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz namazı öyle kılın” (Buhârî, Ezan, 18) buyurmuştur. Hadis kitaplarında yer alan konuyla ilgili rivayetlere göre Peygamberimiz sallallahu aleyhi v sellem, rükû ve secdelerde her zaman aynı tesbihatı söylemezdi. Bu yüzden bazen rükûsu uzun, bazen de kısa sürerdi. Namazla ilgili hadisleri toparlayan âlimler, bu tesbihatın en az üç defa yapılmasının sünnet ve yeterli olduğunu fakat dileyenlerin bu tesbihatı istediği kadar uzatabileceğini, bunun da sünnete uygun olduğunu söylemişlerdir. İslâm ülkelerinde görülen farklılıkları bu gözle değerlendirmek; birine doğru diğerine yanlış gözüyle bakmamak gerekir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM