SİYASETİ  KİMLER YAPMALI?

SİYASETİ KİMLER YAPMALI?

MHP İl Başkanı sayın Kocacan’ın basın açıklamasında şahsıma yönelik olarak “ya siyaset yap, ya da mesleğini” bağlamındaki açıklaması karşısında hiç şaşırmadım. Eski siyaset anlayışını sürdüren, çağın gereklerini kavrayamayan, tek adamcı, siyaseti itiraz ederek değil, itaat ederek yapan bir anlayıştan tam da bu tarz bir düşünce beklenirdi.
Aslında bu anlayış bugünün sorunu da değil. 68 kuşağının tüm dünyayı etkisine alan özgürlük akımından ve savaş karşıtlığından, 1960 anayasasının özgürlükçü ve demokrat tavrının da etkisiyle ülkemiz de nasibini aldı. Gençler okudu, düşündü, fikirlerini söyledi. Hak ve özgürlükler temelinde başlayan öğrenci hareketleri, istihbarat örgütlerinin kaşıması ve provokasyonlarıyla ülkemizi 12 Eylül sürecine getirdi. “12 Eylül yönetimi, gençleri kökü dışarıda sapık ideolojilerden(!) koruyabilmek için, kökü içeride milli ideolojiler üretmeye koyuldu”. Siyasetten uzak, “Dindar bir nesil” yetiştirme projesinin temelleri aslında AKP’den çok önce bu dönemle birlikte hayata geçirilmeye başladı. Düşünen ve sorgulayan bireyler yetişmesin, gençler siyasetle uğraşmasınlar da ne yaparlarsa yapsınlar. Gençlerden istenen, kendilerine sunulanla yetinmeleri, sahanın kenarında top çevirmeleriydi. Bugün gelinen noktada AKP-MHP iktidarının da yapmaya devam ettiği şey tamamıyla bu. Biz yapalım, herkes itaat etsin. Kimse yapılanları sorgulamasın, eleştirmesin, yapılmayanları ifade etmesin. 12 Eylül Cunta yönetiminin Atatürkçülük kisvesi altında başlattığı apolitik bir ülke yaratma çabalarının bugün meyvelerini verdiği zannedilse de, “Gezi Direnişi” amaca ulaşılamadığını gösteriyor. Z Kuşağı üzerinde yapılan araştırmalar gençlerin siyaseten yeni arayışlar içinde olduğunu net bir şekilde gösteriyor.
***
Tabip odaları tüm dünyayı ve ülkemizi derinden etkileyen küresel sağlık sorunlarında yaşanan aksakları belirtemez, devletin halkından sakladığı rakamları açıklayamaz, önerilerde bulunamaz, sağlık çalışanlarının haklarını savunamaz. Tepki belli. “Teröristler”. Tabip Odaları siyaset yapmasın.
Mühendis-Mimar odaları yaşanacak olası depremle ilgili eksikleri, yapılan binalardaki kusurları, Marmara ve Trakya’yı kökten etkileyecek olan Kanal İstanbul projesini eleştiremez. Eleştiren “Vatan hainidir”. Mühendis odaları siyaset yapmasın.
İnşaatlar için binlerce ağaç kesilsin, ormanlar talan edilsin, meralar yerleşime açılsın, kıyılarımız birilerine peşkeş çekilsin, dağlarımız-ovalarımız siyanürle altın arayan yabancı şirketlere verilsin, Emirdağ Tez Yaylası, Kaz Dağları siyanürle zehirlensin, HES’ler nedeniyle Karadeniz’de her yağmur sel felaketine dönsün, ancak sivil toplum örgütleri tepkisini göstermesin. “Dış güçler”. Onlar siyaset yapmasın.
Ülkemizde insan hakları ihlalleri alsın başını gitsin, kimsenin adalete güveni kalmasın, tüm yandaş ve partili avukatlar hakim ve savcı yapılsın, muhalif olan, eleştiren siyasetçi, gazeteci, kim varsa sudan sebeplere cezaevlerine tıkılsın, olmadık eziyetler yapılsın, ancak Barolar fikir bildirmesin, eleştirmesin. Barolara siyaset yapmasın. Neden? “Milli birliğimize zarar veriyorlar”
Halk TV, TELE 1 gibi muhalif kanallara 5 gün ekran karartma cezası verilsin. Sosyal Medya kontrol altına alınmaya çalışılsın. Kimse gerçekleri öğrenemesin. “Bölücüler”
Halkın taleplerini değişik ortamlarda dile getirilmesinden, tartışılmasından daha doğal ne olabilir ki? Neden korkuyorsunuz?
Vatandaş siyaset yapmasın. İnsanlarımız tepki gösterdikleri konularda fikirlerini paylaşmasın. Emekçiler üç kuruş ücrete talim ederken, ülkenin dörtte biri işsiz durumdayken, üniversite bitirenler dahi iş bulamazken, alınan ücretler enflasyon karşısında eriyip giderken, esnaf-çiftçi kan ağlarken, garantili otoyol, köprü ve hastane projeleri nedeniyle ülkenin 30 yıllık geleceğine ipotek konulurken, yandaş holdinglere para aktarılsın, faiz lobisi ve dolar sahiplerine para kazandırılsın. Amaaaa vatandaşın sesi çıkmasın. Vatandaş sosyal medyada dahi tepki göstermesin, durumunu ilan edip feryat etmesin. Yoksa “Twetter da kapatılsın”
İtiraz edersek ne olur? Tabip odası terörist ilan edilip, kapatılır. Barolar “çok konuşamasın” diye kanunları değiştirip yandaş Barolar üretilir. Kanunla kurulan odaların isimlerindeki “Türk” ibareleri silinir. Yöneticileri terörist suçlamasıyla davalara konu edilir. Sosyal medya ağları kapatılır. Muhalif kanallara kapatma cezası verilir.
Peki o yapmasın bu yapmasın da, siyaseti kim yapsın?
Sadece dün birbirine ağza alınmayacak hakaretleri edip, bugün canciğer kuzu sarması olanlar mı? Dün, “Yetimin hakkını yedirtirsem namerdim” deyip, bugün iktidarın arkasında duranlar mı? Sadece siz mi siyaset yapacaksınız?
Yapılmaması gereken, siyaset değildir. Yapılmaması gereken; insanları kullanmak, inancı, milli duyguları istismar etmek, omurgalı durmamak, yetimin hakkını yiyenlerden hesap soracağım deyip, sonra unutmaktır. Halk bu siyaset tarzından bıktı. Bizler siyasetin sadece meclislere sıkıştırılmasını, hepimizi ilgilendiren kararların kapalı kapılar ardında alınmasını istemiyoruz. Çağımızın anlayışı toplumu ilgilendiren her konuda, herkesin fikrini söylemesi, kararların ortak akılla alınmasıdır. Bilgisi, birikimi olan herkes, birikimlerini kendisinin ve ülkenin refahı için açıkça ifade edebilmeli, tartışabilmelidir.
Son Söz; “Siyasetle uğraşmayacak kadar akıllı olanlar, daha aptallar tarafından yönetilerek cezalandırılırlar” Platon

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi