Muharrem Günay
Muharrem  Günay
muharremgunay@kocatepegazetesi.com
ŞEYTANIN İNSANI NAMAZDAN UZAKLAŞTIRMA YOLLARI- 2
  • 0
  • 115
  • 08 Ağustos 2020 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

(Dünden Devamı)
Senin kalbin temiz, önemli olan kalbin temiz olmasıdır. Elbette İslam’da kalp temizliği çok önemlidir ve niyet tabiri ile ifade edilir. Fakat kalbim temiz olduğunun işareti amel ve davranışlardır. Kalbi temiz olan bir mümin öncelikle ibadetlerini yerine getiren ve güzel ahlak sahibi olan insandır. Gönlünde Allah sevgisi ve korkusu olmayan bir insanın kalbinin temiz olmasından söz edilemez.
Şimdilik Cuma namazı ile idare et. Beş vakit namaz erkek, kadın akıllı ve ergenlik çağına ermiş her Müslümana farzdır. Elbette Cuma namazını kılmak hiç namaz kılmamaktan iyidir. Fakat Cuma namazı kılmakla üzerimize farz olan diğer namazlardan kurtulamayız. Çünkü kul ahirette ilk önce beş vakit namazdan sorguya çekilecektir, bunu hesabını kolayca verirse diğer hesapları vermek kolaylaşacaktır.
Peygamber Efendimiz:
Ölüm gelmeden önce hayatın, hastalık gelmeden önce sağlın, fakirlik gelmeden önce zenginliğinizin kıymetini bilin buyuruyor. Bu bakımdan zamanımızın kıymetini bilmek gerekir. 5 vakit namaza ayrılacak zaman topu topuna 40- 45 dakikadır. Kendimizi öyle ayarlamalıyız ki, zamanın içerisine sıkıştırılmış bir namaz değil, zamanı namazımıza göre ayarlamalıyız. Çalışmak, çoluk çocuğumuzun rızkını kazanmak elbette ibadettir. Fakat namaz dinin direği ve bütün ibadetlerin temelidir. Bütün ibadetler namazın etrafında şekillenirler. Kıyamette de kul ilk önce namazdan hesaba çekilecektir, namazın hesabı kolayca verilirse diğer ibadetlerin hesabını vermek de kolaylaşacaktır. Çalışmak öncelikle namazını kılanlar ve çoluk çocuğumu muhtaç etmeyeyim ve kazandıklarımdan da Allah yolunda harcamada bulunayım diye niyet edenler için bir ibadettir. Eğer çalışmak tek başına ibadet olarak yeterli olsaydı Allah, namaz, oruç ve hac gibi ibadetleri emretmezdi.
Çalıştığım kurumda izin vermiyorlar bu yüzden namaz kılamıyorum demek de bir bahaneden ibarettir. Çünkü namazımızı paydos vakitlerinde kılabiliriz. Zaruri durumlarda alışkanlık olmamak kaydı ile sabah namazının dışındaki namazları öne ve sonraya alarak birleştirerek/cem yaparak kılabiliriz. Bunu da yapamıyorsak iş yerinde kılamadığımız namazı eve dönünce kaza edebiliriz.
Namazında niyazında olan dindar insanlara bazı çevrelerce kem gözle bakıldığı, yobaz ve gerici gibi hoş olmayan sözler söylendiği bilinmektedir. Gerçek gerici ve yobazlar bu sözleri söyleyen ve böyle düşünenlerdir. Çünkü bir insanın inandığı dinin gereklerini yerine getirmek veya getirmemek en temel insan haklarındandır. Gerçek yobazlar ve gericiler en temel insan haklarından olan inanç ve ibadet hakkına saygı duymayan insanlardır. Bu tür insanları örnek bir insan ve örnek bir Müslüman olarak ve inandığımız gibi yaşayarak utandırmalıyız. Müslüman özellikle bu noktada çok dikkatli olmalı ve inandığımız gibi yaşamalıyız. Bir Müslüman bildiği işi yapmalı, yaptığı işi iyi bilmeli, hangi işi yapıyorsa o iş kolunda herkese örnek olmalıdır. Doktorsa en iyi doktor, öğretmen ise en iyi öğretmen, işçi ise en iyi işçi olmalıdır.
Namaz Allah rızasını kazanmak için kılınır. Namaz kılarken de spor yapılmış olur. Fakat spor yapmak için namaz kılınmaz. Namaz da bir spordur, ben sporcu olduğuma veya günlük spor yaptığıma göre namaz kılmama gerek yok demek yanlıştır.
Alkol almak hiç şüphesiz dinimize göre haramdır ve sarhoş halde iken namaz kılınmaz. Bir Müslümana alkol almak elbette yakışmaz fakat alkol alıyorum diye namazdan uzaklaşmak ve namaz kılmamak ta tamamen yanlıştır. Bir taraftan alkol almayı bırakma çabası içerisinde olmak diğer taraftan da namaz vakitlerinde alkol almamak gerekir.
Başımı örtmediğim veya örtemediğim için namaz kılmıyorum düşüncesi de elbette yanlıştır. Elbette din de hedef mümin kadınların hepsinin örtülecek yerlerini örtmesidir. Fakat bu hedefe ulaşmadan da sadece namaz kılacağımız zamanlarda örtülmesi gereken yerlerimizi örterek namazımızı kılmalıyız.
Çok günah işledim, nasıl olsa Allah affetmez düşüncesi tamamen yanlıştır. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez, Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler ümit keser. Bunu yanında nasıl olsa Allah affeder düşüncesi de yanlıştır. Allah cenneti boşuna yaratmadığı gibi cehennemi de boşuna yaratmamıştır. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmeyeceği gibi cezasından da emin olunmaz. Şeytanın insanı namazdan uzaklaştırma yollarından birisi de “Nasıl olsa Allah bağışlar” diyerek insanı kandırmasıdır. Bu konu da Kur’an’da şöyle buyrulur:
“Öyleyse sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Aldatıcı şeytân sizi Allah’ın bağışlamasına güvendirerek yoldan çıkarmasın.” (Lokman: 33, bak. Fatır: 5)
Bazı insanlar “Allah’ın bizim kılacağımız namaza ihtiyacı mı var” derler, namaz Allah’ın bunca verdiği nimete kulun şükrüdür. Aynı zaman da namaz kılmaya Allah’tan çok bizim ihtiyacımız vardır. Çünkü namazda kötülüklerden, fuhşiyattan uzaklaşmış, güzel ahlak sahibi bireyler ve bu bireylerden oluşmuş bir toplum oluşturma hedefi vardır.
Uzun yıllardır namaz kılmamış ve kazaya kalmış çok namazımız olabilir. Namaz kılmamak için bu durumda bir mazeret değildir. Böyle bir durumda her namazın ardından o namazın bir vakitlik kazasını kılabiliriz. Ayrıca kıldığımız namazların sünnetleri konusunda da Cenâb-ı Hak, farzlardan eksik olan namazlarımız için kulumun varsa nafile/sünnet namazlarını getirin diyecektir.
Hastalık ve özürlü olmak namaz kılmaya engel değildir. Yüce dinimiz bu konuda oturarak, sandalye ve tabure üzerinde, yatarak ve göz ucu (îma) ile kılmak gibi kolaylıklar getirmiştir.
Namazda esas olan tâdili erkâna uyarak namaz kılmaktır. Şeytan bu noktada insana vesvese vererek, tadili erkânı bozmaya ve acele namaz kılmaya teşvik eder. Biz de şeytanın bu vesvesesine karşı namaza mutlaka euzü ile başlamaya ve namaza kendimizi vererek, yani Allah’ın huzurunda olduğumuzu, biz O’nu görmesek te O’nun bizi gördüğünü düşünerek karşılık vermeliyiz.
Evimizin camiye uzak olması sevap ve fazilet bakımından bir avantajdır. Çünkü hadisi şeriflerden öğrendiğimize göre camiye gitmek üzere evinden çıkan bir müslümanın her sol adımızı atışında bir günahı silinmekte, her sağ adımını atışında da kendisine bir sevap yazılmaktadır. Sözgelimi evimizde cemaat sevabı almak için bir namazın farzını 27 defa kılsak bile camide cemaatle kılma sevabını alamayız. Bu bakımdan soğuk, sıcak ve uzaklık kavramlarına aldanmamalıyız.
Namazdan sonra yapılan istiğfarlar ve tesbihatlar namazın içerisindeki küçük günahlara ve hatalara kefarettir. Namazdan sonra tesbihat çekmeden ve dua etmeden camiden ayrılan bir insan çalışıp da karşılığını almadan giden bir insan gibidir.
Şeytanlaşmış insanlar insanı dinden, imandan ve namazdan uzaklaştırmak isterler. Bu tür insanlardan korunma ve kurtulma yolu öncelikle onları doğru yola davet etmek, bu mümkün olmadığı sürece de onlarla arkadaş olmamak, arkadaşlığımız varsa bu arkadaşlığı sonlandırmaktır. (Son)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM