ŞEYTANIN AVUKATI-7 – Kocatepe Gazetesi

ŞEYTANIN AVUKATI-7 – Kocatepe Gazetesi

Mustafa Yılmaz DÜNDAR 25 Aralık 2018 Salı 14:12:53
 

ŞEYTANIN AVUKATI KUSUR
ARAMAYI, KÜFRETMEYİ SEVER
“Müstakilen varım ve muhtarım” iddiasıyla şeytanın avukatlığını yapan insan nasıl konuşuyordu, onu birlikte mercek altına almaya başlamıştık. Onun en sevdiği cümle kipi emir kipinde cümle kurmaktı. Emir kipi ile konuşmayı sevenler farkında olmadan Ezan’la yarışırlar demiştik. Şeytanın avukatlığını yapan insanın korktuğu veya çekindiği bir sözde ilah ile ilişkisinde cümleleri yalvaran kipe kayıyor olsa da içinden geçirdiği cümleler yine emir kipiydi. Önceki yazımızda tanımaya başladığımız “şeytanın avukatı”na ait konuşma tarzlarına devam ediyoruz:
– Şeytanın Avukatı ağzını açınca bir başka insana ya o kişinin ismini eğip büken bir lakap ile veya o insanda kendince bir kusur tespit edip o kusuru bir lakaba çevirerek hitap etmeyi çok sever. Çünkü Şeytanın Avukatı kendi sözde ilahlığını önemsemek, yüceltmek ama başkalarında gördüğü sözde ilahlığı ise küçümsemek, itibarsızlaştırmak ister. Bu amaçla “gülme” yöntemini de kullanır. Bir insanın zorluğu, mahcubiyeti, kusur zannedilen şeyleri, mesela ansızın düşmesi gibi şeyleri hiç farkına bile varmadan gülünç bulur, güler, kendisini engelleyemez, gülmesini durduramaz. “Elimde değil, gülüyorum” der. Doğru! Çünkü kendisini şeytana otomatik olarak bağlamış… İnsanlarda kusur aramak, görmek, yaymak, alaya almak, insanları bu bakış açılarıyla köşeye sıkıştırmak, meziyet olabilecek şeyleri görmezden gelmek, meziyetlerini söz konusu bile yapmamak, Hakk’a karşı sağır, dilsiz ve kör olmaktır ki, bu durum Şeytanın Avukatı’nın önemli vasıflarındandır.
– Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası’nın zann’larının ve fiillerinin ortaya çıkmasına kolaylık sağlayan zeminlerden öfke ve cinsellik platformunun bir ara kesiti vardır ki Şeytanın Avukatı bu öfke ve cinsellik platformuna ait ara kesitin cümlelerini de kurar. Dünya insanları genelinde, burada bahsedeceğimiz ara kesit cümleleri o kadar yaygın bir kullanıma ulaşmıştır ki, avukat ne konuşacaksa, fark etmez, önce bu ara kesit cümlesini kurar, sonra söyleyeceğini söyler, daha sonra yine bu ara kesit cümlesiyle sözlerini tamamlar. Şeytanın avukatlarının bazılarının ise, alışılmış yaşantısı ve konuşmaları hep bu ara kesite aittir. Bu ara kesit nedir? Öfke platformu ve cinsellik platformunun bu özel ara kesitine ait cümleler, cinsellik içeren “galiz küfürler”dir.
EY ŞEYTANIN AVUKATI, AŞAĞILARIN AŞAĞISI NEDİR, BUNU ŞAHSINDA GÖREBİLİYOR MUSUN?
Allah’ın insana bir nimet olarak verdiği cinsellik, esfele safiliyn hayat tarzı içerisinde Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası sahiplerince; bir öfke giderme aracı, intikam malzemesi, Nefret Kökenli Kıyas Şeytanlık Zann Alanı’nı dengeleyecek sadr rahatlatıcısı olarak kullanılmaktadır. Kişi öfkesinin hamlesi olarak cinsel bir davranışı dile getiriyor, cinsel bir fiil aracılığıyla kavga ediyor ve bu kavgasını da cümlelerle ifade ediyor. O zaman soralım: Ey Şeytanın Avukatı, Aşağıların Aşağısı nedir, bunu şahsında görebiliyor musun?
Galiz küfür cümleleri bu özel ara kesitin en alt seviyeleridir; daha ileri seviyelerde cinsel tacizler, cinsel tecavüzler, cinsel intikamlar gelir ve daha ileri seviyelerde ise mazoşist sapık cinsel davranışlarla karşılaşırız. Bütün bunlar Şeytanın Avukatı’nın büyük bir haz ile gerçekleştirdiği şeytanlığı savunma görevleridir, bu görevin kendisine has cümlesiyle sohbetleridir.
ŞEYTANIN AVUKATLIĞI
KONUŞMADAN DA SÜREBİLİR
– Şeytanın avukatı bir şey söylemek için ağzını açmasa da, onun avukatlığı devam etmektedir. Sessiz olarak, sadrından konuşmaya yani avukatlığa devam ediyordur ki, bunu önleyememektedir. Sorsanız size; “Bir türlü düşüncelerimi durduramıyorum” der.
– Şeytanın avukatının bir konuşma dili vardır ki, buraya kadar sıraladığımız ve burada bahsedilmemiş olan bütün tarzları içeren bir paket program cümleler yapısıdır ve bu cümleler Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası’nın hayat tarzını oldukça iyi yansıtır.
Avukatın şeytanlığı savunduğu bu konuşma tarzının ana fikri, birisinin meziyet sayılacak bir davranış biçimini o kişinin zayıf noktası olarak görüp, bu noktaya hamleler yapan cümleler kurmaktır.
MEZİYETLER ZAYIF NOKTAYA DÖNÜŞEBİLİR
Bir kişide meziyet sayılabilecek davranış Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası sahibinde de olabilir ki, bu davranışı meziyet kabul eden de Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası sahibi birisidir, çünkü bu aslında sözde meziyettir. Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası’na sırtını dönmüş “Amentü Billahi” demiş bir haniyf kişide de meziyet bulunur ki; bu davranışa meziyet diyen Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası sahibi de olabilir, ama Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası sahibi olmayan için bu davranış, “Amentü Billahi” demenin gereğidir zaten.
Konunun anlaşılması için vereceğimiz örneği evli çiftlerden seçelim.
Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası’na uygun hayat tarzını benimsemiş evli bir çift kendi anlayışlarını birbirlerinde meziyetler olarak görüyor, birbirini karşılıklı olarak bu meziyetlerde tamamlıyor ise, kendilerince huzurlu bir evlilik yaşarlar ve bu huzuru koruyan, besleyen cümleler kurmaya özen gösterirler.  Bu hallerini de “ben ona saygılıyım” diye ifade ederler. Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası kapsamında bir hayat tarzı olduğu için bu huzurun bir sevabı ve ahirette güzel bir karşılığı olmayacaktır. Yapılan şudur: Dış nefretleri paylaşıyorlar, birbirlerine olanı ise gizlemeyi başarıyorlar.
Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası‘na uygun hayat tarzını benimsemiş evli bir çift birbirlerinden nefret ettiklerini fark ettiklerinde meziyet gibi görünen davranışları gözlerine batmaya başlar ve artık onlar meziyet değil zayıf nokta olarak görülür.
Aslında doğru veya yanlış olarak bir davranışı meziyet kabul edin, o bir zayıf nokta değildir. Bir meziyetin zayıf nokta olarak algılanması orada bir zalim var demektir. Zalim hücum edeceği, üzerine planlar kuracağı bir meziyeti fark etmiştir. Bu meziyet üzerinden zulüm yapacağı için dişine uygun bu noktaya zayıf nokta etiketi yapıştırır ve hamle içeren cümlelerini bu zayıf noktaya zulüm olacak şekilde seçer, alay eder, küçümser, onun erkeklik veya kadınlığıyla ilişkilendirir, çünkü o artık bir Şeytanın Avukatı’dır.
Bu evli çiftin her iki tarafı da zalim çıkmışsa, bunlar birbirlerinin zayıf noktalarına hücum ederek bir hayat tarzı oluştururlar. Bu çiftin evinde tartışma, kavga, gürültü, haksızlık, suiistimaller hayatın normalleri haline gelir. Böyle bir tarz hayatın konuşma şekli de bu pozisyonu besleyen cümlelerle bu çiftin alışkanlığı olur. Bu tür birlikteliklerde açığa çıkan zayıf noktanın korunması ancak karşınızdakine ancak sizin daha zalim davranmanızla sağlanabilir. Dolayısıyla dayanabildikleri noktaya kadar birbirlerine zulüm planlarını geliştirerek, uygulayarak hayata devam ederler. Bu zulüm planlarının cümlelerinin, küfürlerinin havada uçuştuğu ortamda da çocuk yetiştirmeye çalışırlar; genellikle o çocukların da geleceğin zalimleri olma ihtimalleri yüksektir.
Örnek verdiğimiz evlilikteki taraflardan birisi meziyetini koruyabilmek için karşısındakinden daha zalim davranamıyorsa, bu ailede kedinin fareyle oynama yaşantısı başlar ve zalim olan taraf bütün stresini bu zayıf noktaya hücum ederek, buna uygun cümleler kurarak atar, karşısındakinin bu meziyeti zalimin stres topu olmuştur. Zalim işi ileri götürerek karşısındakinden kurtulma planlarını da bu zayıf nokta üzerinden gerçekleştirir. Daha zalim davranarak meziyetini zayıf nokta olmaktan kurtaramayan kişi ise mali vaziyeti uygun ise psikolog ve psikiyatrlarla çare bulmaya gayret eder. Ve şöyle düşünür: Evlenmeden önce nasıl da sağlıklıydım…
Eğer kişi Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası’na sırtını dönmüşse ve böyle birisi Müstakilen Varım ve Muhtarım İddiası sahibi birisiyle evlenirse, şimdi seyreyleyin zulüm çeşitlerini…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi