Şehitlere, şehitler mi ağlar? – Kocatepe Gazetesi

Şehitlere, şehitler mi ağlar? – Kocatepe Gazetesi

Onur Bayram 16 Ekim 2010 Cumartesi 03:00:00
  Her şehit cenazesinde yürekler dağlanıyor, şehit yakınlarının acısı ateşi içimizde hissetmemize neden oluyor. Hemen hemen her şehit cenazesinde aynı sloganlar atılıp, aynı sözler söyleniyor. Bir dönem son bulan terörür yeniden hortlaması bir yana şehit ailelerini ve vatandaşlarımızı belki de en çok devleti yönetenlerin tavırları rahatsız ediyor. Yaşananların da etkisiyle her cenaze daha büyük bir öfkeyle defnedili-yor. Sanırım bu gözlemlerimize sizler de katılırsınız. Ancak benim şehit cenazelerinde en çok dikkatimi çeken şey neredeyse hemen her şehit cenazesinde yağan yağmur oluyor.
Gazeteniz Kocatepe dün yağan yağmura da dikkat çekerek ‘Yeryüzündeki mateme gökyüzü ağladı’ manşetiyle yayımlandı. Ulusal basın Tunceli’de bölücü teröristlerin hain saldırısı sonucu şehit düşen Uzman Çavuş Yasin Mergen’in şehit haberini yine küçük gördü. Ancak bu kez ilimiz basını da bence şehit haberine yeterli özeni göstermedi. Birkaç gazetemiz hariç çoğu yerel gazetemiz şehidimizin son yolculuğuna gittiği, ailesinin düğünü olarak nitelediği bu önemli töreni tek sayfa olarak verdi. Oysa çoğu saçma sapan habere bile tek sayfa ayıran, basit toplantıları iki sayfa yapan gazetelerimiz, herhangi bir bakan geldiğinde sayfa sayfa yer verdikleri bakan haberlerine göre şehit haberini ne yazık ki tek sayfa ile geçiştirdi.
Ulusal basınımız küçük gördüğü şehidimizin haberlerinde yağmur altında toplanan binlerce kişiye vurgu yapmış. Hem cenazede de hem de haberleri okurken aklıma yine o soru geldi, ‘niye her şehit cenazesinde yağmur yağıyor?’ Henüz benim mesleğe başlamadığım, terörün en hareketli olduğu 90’lı yılların ortasında ulusal bir gazetemiz o dönemde bir şehidin haberini ‘Tanrı’nın gözyaşları’ başlığıyla haber yapmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam Bursa’nın bir ilçesinde şehit cenazesinin ilçeye girişinden, defnedilişine kadar aralıksız sağnak yağmur yağmıştı. Ertesi gün gazeteyi elime aldığımda gördüğüm o başlık, her şehit cenazesinden sonra yeniden gözleri-min önüne gelir.
Şehit cenazelerinde yağan yağmuru bense hep eski bir Türk inancıyla açıklamaya çalışmışımdır. Türk Milleti Müslümanlığı kabul etmeden önce Göktanrı inancına sahipti. Şamanlar’ın dini bilgin olduğu bu Göktanrı inancında şehitler diğer ölüler gibi hemen öbür dünyaya gitmiyordu. Şehitlerin dünyada gökyüzünde kaldığına inanan eski Türkler, savaş öncesi şehitlerden ve tanrıdan yardım isterlerdi. Yine bu inanışa göre şehitler, savaşlarda ölenlerin ardından gözyaşı dökerlerdi. Orta Asya’nın bozkırında bile şehit cenazelerinde yağmur yağar mıydı bilmiyorum ama İslamiyet’ten çok sonra bile bu inancın izleri kendini gösteriyordu. Birçok ozan ve şair kaleme aldıkları eserlerinde bu inanca vurgu yapıyor. Şehit cenazelerinde neden yağmur yağdığını sorduğum bazı kişiler ‘Allah şehide rağmetini gösteriyor’ diyorlar. Neden ve nasıl olduğunu bilmiyorum, ama yağan yağmur ateşi söndürmeye yetmiyor. Gözyaşları yağmurla yarışırcasına akıyor gözlerimizden….
Önceki gün cenazeyi aklımda bu düşüncelerle takip ediyordum. Bir taraftan fotoğraf kaçırmamak için dikkatli dikkatli çevreye bakarken, bir taraftan Türk Silahlı Kuvvetleri adına konuşma yapan Üstteğmen Murat Bastem’in sözlerini duymamaya çalışıyordum. Kahraman şehide hitaben konuşuyordu Üstteğmen Bastem, şehide hitaben konuşsa da her sözcüğü bizlerin boğazına düğümlüyordu. Şehidin artık vatan toprağına emanet olduğunu, Reşat Çiğiltepeler’le birlikte bu topraklarda şehadet mertebesiyle yatacağını söylerken gözyaşlarımı tutmak için dudağımızı ısırı-yorduk. Dikkatimi cenazeye katılanlara verip kulaklarımı dış seslere kapatmaya çalışıyordum. Gözlerimi çevirdiğim her yanda ise acı vardı. Önce Vali İmga’ya baktım göz ucuyla. Çok hızlı bir hareketle yüzünü siliyor, işaret parmağıyla burnuna dokunuyordu. Hemen yanımda İhlas Haber Ajansı Temsilcisi Satılmış Akkaş ise tutamamıştı. Akkaş, akan gözyaşlarını silerek görev yapmaya çalışıyordu. Protolün solunda bir Kıdemli Başçavuş gözyaşlarını siliyor. Bence günün en güzel, en anlamlı görüntüsü buydu.
Şehit cenazesinde dikkatimi çeken ya da vatandaşların bizleri uyardığı pek çok konu vardı. Örneğin Afyonkarahisar polisi, asker cenazesine gösterdikleri ilgi yoğun katılım ile asker-polis dayanışmasına en güzel örneklerden birini gösterdi. Daha önce asker cenazelerine sınırlı bir katılımla gelen polis, bu kez deyim yerindeyse tam kadro İmaret Camii avlusundaydı. Güvenlik önlemi alan polisler bir yana, saf tutan polisler, şehidimiz daha önlerinden geçmeden hatta camii bahçesine girer girmez selam durmaları da görülmeye değerdi.
İmaret Camii 6 yıldır sanırım en kalabalık gününü ve cenazesini Uzman Çavuş Yasin Mergen’in cenazesinde yaşadı. Kahramanı son yolculuğuna uğurlamaya gelenler camii bahçesine sığmadı. Cenaze safları camiinin ardında sokakta bile tutulmuştu. Tüm bu güzel görüntülere rağmen yine İmaret Camii çevresindeki neredeyse hiçbir iş yeri ve evin camında, kapısında Türk Bayrağı göremedim. Bunun yanı sıra Afyonkarahisar’ın yanı sıra TBMM’si ve Konya protokolünde de katılımlar olan cenazeye iş dünyası yeterli hassasiyeti gösterememişti. Vatandaşlardan bazıları camii çıkışında cenazede şu yoktu, bu yoktu gibi şikayetlerini ilettiler. Döndükten sonra fotoğraflara bir kez daha dikkatlice baktım. Hemşerilemiz haklıydı. İktidar Partisi İl Başkanı Mehmet Zeybek ile ana muhalefet partisinin İl Başkanı Ramazan Akgöz, İl Genel Meclis Başkanı Salih Sel protokoldeki yerlerinde yoktular. Programlara çok fazla katılmayan Cumhuriyet Başsavcısı Nihat Erol da Vali İmga, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, Garnizon Komutanı Veli Yıldırım, Jandarma Komutanı J.Alb. Okçin Akşit ile Emniyet Müdürü İsmail Türkmenli’yle birlikte cenazeye katılarak bu konudaki hassasiyetini gösterdi.
İlimizin pek çok programına iştirak eden, bakanların siyasi programlarına bile katılan iş dünyası ise bence şehit cenazesine gereken ilgiyi göstermemişti. Cenazede ATSO Meclis Başkanı Mustafa Hancıoğlu dışında iş dünyasından kimseyi göremedim.
Afyon Kocatepe Üniversitesi’nden de hiçbir temsicinin bulunmadığı cenazede, gazeteciler arasında MERSEM sempozyumu nedeniyle iş dünyası ve üniversiteden katılım olmadığı yorumları yapıldı. Oysa sanırım sempozyuma ya da oturumlardan birine yarım saat ara verilerek bu önemli törene katılım sağlanabilirdi.
Cenaze sonrası yolumu çevirerek gelmeyenleri şikayet eden vatandaşların haricinde bir de protokolü eleştirenler vardı. Bir vatandaşımız, cenazenin askerlerin omuzunda taşınması ve top arabasının 50-60 metrelik ilerleyişi sırasında protokol üyelerinin cenazenin arkasında yürümemesine içerlemiş hatta çok sinirlenmişti. Protokolün cenazeye göstermelik katıldığını söyleyen hemşerimiz, ‘protokol üyeleri millet adına can vermiş kahraman için, millet adına ve millet temsilcisi olarak cenaze sahibi sıfatıyla cenazenin arkasında yürümeliydiler’ görüşünü savunuyordu. Ben Vali Haluk İmga ve Başkan Burhanettin Çoban’ın bu konudaki hassasiyetlerini biliyorum. Hatta Vali İmga ilçe cenazelerinde bile defin işlemine bile katılıyor. O yüzden vatandaşımızın bu görüşünü yorumsuz olarak aktarıyorum.
Ülkenin içinde bulunduğu siyasi ortam nedeniyle ordumuz bence bir yıpratma kampanyasına maruz kalıyor. Arkası gelmeyen saçma sapan süikast iddia-larıyla devletin en gizli en önemli merkezlerine girilip, ordunun komutanları tetörist gibi gösteriliyor. Malum bazı ulusal basın organları canını ülkesi için vermeye hazır olan askerleri dinsiz ve vatan haini gibi göster-meye çalışıyor. Asker için her türlü komployu hazırlayıp, yalan haberlerini yalan belge ve ses kayıtlarıyla destekliyorlar. Ama bu basın kuruluşları dün cenaze öncesi askerin gösterdiği nezaketi görmüyorlar. Şehit Mergen’in cenazesinin hazırlıklarını yapan rütbeli su-bayların her şeyin dini açıdan doğru olması için hemen her şeyi imamlara danıştıklarına şahit oldum. Önceki gün İmaret Camii’nde her şeyi yapabilecek askerin, cenazenin tertibiyle ilgili pek çok konuyu imam kararına bıraktığını gördüm. Ama benim gördüğümü görmesi imkansız olan fesatların askerin namaz için saf tuttuğunu da avuç açıp dua ettiğini de görmeyeceklerine eminim.
Son olarak cenazeyi yüksek bir yerden fotoğraflamak için hemen İmaret’in karşısındaki bir kafenin çatısına çıktım. Çatı kattan cenazeyi gözyaşları içinde izleyen şehrimize yeni gelmiş üniversite öğrencileriyle vaktim olmadığı için uzun uzun sohbet edemedim. Ama helal olsun size gençler, helal olsun gösterdiğiniz duyarlılık ve hassasiyete. Her damlası için helal olsun, hiç tanımadığınız bir şehrin, hiç tanımadığınız kahramınına döktüğünüz yaşlara.
Bir vatan evladı daha dün kara toprakla buluştu. Siyasiler ne kadar üzerlerine alınır bilmem ama bu milletin artık dayanacak sabrı, gökyüzünde aralarına yeni katılan şehide gözyaşı döken şehitlerin dökecek gözyaşı kalmadı.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi