Şehirde ve ülkede gürültü – Kocatepe Gazetesi

Şehirde ve ülkede gürültü – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy 22 Haziran 2010 Salı 03:00:00
  Afyonkarahisar’da evlerin penceresini açmak dert. Kışın “sis” veya hava kirliliği nedeniyle, yazın ise gürültü nedeniyle pencereleri açamıyorum.
Tam bir sohbete başlayacaksınız, “dat dat dat dat, daaaaaaaaaat” diye bir sesle irkiliyorsunuz. Sesin büyüklüğüne baksanız sanki uzay gemisi iniyor caddelere. Sesin arkasından çıkıyorsunuz pencereye, meğer motosikletmiş.
“Hadi geçti” diyorsunuz, bu sefer başka bir hırıltılı ses. Hırıltı dediysem, yanlış anlamayın, bildiğiniz gürültü aslında. Onun da arkasından baktığınızda kamyonet ve türevlerini görüyorsunuz.
Bu araçlar bende “özellikle gürültü yapılması” istendiğine dair bir izlenim bırakıyor.
Geçenlerde “motosikleti gürültülü” birisi ile konuştum. “Size Fuar Alanı’nda yer verilsin, istediğiniz gibi egzozunu açın, gürültünüzü yapın” dedim şakayla karışık. “Olmaz” yanıtını aldım. Mesele zaten şehiriçinde gezip o sesi çıkarmakmış. Şehir sakinlerinin ne hissettiğinin pek önemi yok o zaman. Fakat şehir, sadece “biz”den oluşmuyor. Bizim dışımızda da insanların olabileceğini bilmek ve ona göre hareket etmek, en güzeli.
“Acınızı paylaşıyoruz”
demek yeterli değil
“Empati” denilen kavram giriyor devreye burada da. Ancak empati, yalnızca şehirle ilgili kalmamalı. Ülkede yaşayan insanlar ne düşünür, ne konuşur, ne hisseder bilmek ve anlamak gerek.
Şu günlerde en çok konuştuğumuz konu, terör. Nereden gelirse gelsin teröre lanet okunması, acıları biraz da olsa dindiriyor. Fakat her şehit cenazesinden sonra “Acınızı paylaşıyoruz” mesajları yayınlamak hem ulusal bazda hem de yerel bazda yeterli değil, kanısındayım.
Terör olaylarında en ilginç haberler ise şu yönde:
Efendim, Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’ye istihbarat vermemiş…
Kendi işimizi kendimiz göreceğiz
İyi de bu haberlerde iki yönlü aksaklık var. Birincisi, Türkiye, 30 yıldır terör yaşayan ve ayakta kalan, bunun yanında köklü yönetim geleneği olan bir devlet. Yani tanım yerindeyse “dünkü çocuk”tan yeni bilgiler öğrenecek bir devlet değil. Türkiye, kendi işini kendi görecek, başka türlü çıkar yol bulmak mümkün değil.
İkinci aksaklık da şu: Defalarca ispatlandı ki Amerika Birleşik Devletleri ile bölücü örgüt PKK arasında bir bağ var. Hatta bu bağ, İran’ın toprak bütünlüğünü tehdit eden PJAK ile ABD arasında da mevcut. Bu bağı bile bile “ABD bize istihbarat vermedi” demek, kuru gürültü oluyor. Hem de şu pencereyi açamama sebebi olan motosikletlerden daha tehlikeli bir kuru gürültü.
Somut tepki verilmeli
Bir anlamda laf kalabalığı. Tıpkı İsrail’e ve-rilen anlık tepki gibi. Tepki mi koyacaksınız? İncirlik Üssü’nü kapatırsınız, ABD şöyle bir titrer. İsrail ile ilgili anlaşmaları gözden geçireceğinizi, hatta iptal edeceğinizi duyurursunuz. İsrail, “Neler oluyor” diye sormaya başlar.
Ortadoğu Birliği, Batı Asya Birliği gibi kulağa güzel gelen kavramları da hayata geçirirsiniz. İşte o zaman, terör belasını söküp atabilirsiniz. Suriye ve İran zaten PKK’ya karşı operasyonlarını sürdürüyor.
“Barzani Abi” ile terör bitmez
Bir de not: “Analar ağlamasın” kelime grubunun sloganlaşmasından bu yana oğlunu şehit vererek ağlayan anaların sayısı 100’ü geçmiş.
Terörün Irak’ın kuzeyinden kaynaklandığını bildiğimiz halde Irak’ın kuzeyinde kurulan Kukla Devlet’in yöneticisini “krallar gibi” ağırlayıp “Barzani Abi” dediğimiz müddetçe, söylemesi kolay değil ama, daha çok anamız ağlar.
Konu nereden nereye geldi.
Şehirde ve ülkede kuru gürültü var, hâsıl-ı kelâm. Şehirdeki kuru gürültünün önlenmesi için yetkililer devreye girerse bu sorun kısa sürede çözülür.
Ülkedeki kuru gürültü ise ABD yanlısı boş sözler olarak karşımıza çıkıyor. O konuda yetkili-ler ne yapıyor, bilinmiyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi