ŞEHİR, ŞEHİRLEŞME, VE AFYONKARAHİSAR

ŞEHİR, ŞEHİRLEŞME, VE AFYONKARAHİSAR

Süleyman KARAKUŞ

(Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcısı)

 

Medeniyetimizde şehir sözcüğü “medine” ile eş anlamlıdır. Latince’de “civilis” kelimesi ve “civilisation/uygarlık” manasını içeren “şehir” zamanla bu manasını yitirse de bu damar şehir dokusunda, sessiz ve derinde yaşamaktadır. İnsanın evrilmesi, kemalatı ve bu dönüşümün sürdürülebilir olarak yaşanması için şehir bir vasattır, bir ambiyanstır,bir simgedir, bir anlam hiyerarşisidir, bir gönüllülük serüvenidir.

Hicret’le inşa edilen “medine/şehir” kavramı, özel ismiyle “Medine-i Münevvere: Aydınlık Şehir” bir konsepttir. Yaşantıyı her detayı ve tüm paydaşlarıyla bölücü olmadan ele alır ve bunu bir emanet bilir. Şehir, emanetine ve emniyetine aldığı insan, hayvan ve ekosistemi bozmadan geliştirerek evrensel genel doğrularla uyumlu bir yaşama alanı oluşturur. Şehir ile inşa edilen yaşantı görüntü duygusundan ziyade akıldan, merhametten, bilgelikten beslenir. Medinelileşmiş yani medenileşmiş yaşantı bilimsel ve ileridir, evrensel genel doğrularla uyumlu bir hayattır. Bu hayatı oluşturan en ileri akıl vahy aklıdır. İslam’da şehir ve şehirli, bu akıl kapsamındaki bilgiyi, duygu ve düşünceleri, hal ve davranışları yitik malı görür, ona “hikmet” der, onu arar bulur ve yaşantısına ikame eder. Medeniyetimizde bir şehri işte bu ileri akıl ve Rahmani sevgi inşa eder, ihya eder. Bu sebeple, Anadolu’da ve diğer İslam şehirlerinde inancı, kökeni, statüsü, vasfı ne olursa olsun yaşayanlar, şehre misafir olanlar ve şehir civarındakiler bölücü muamele görmezler, hatta böyle bir bakışı hiç bilmezler. Bu sebeple Afyonkarahisar da halkı müslüman diğer şehirlerde olduğu gibi her ırktan, dinden, sosyal sınıftan insanı hür, rahat ve “kendini kendi” hissederek yüzyıllarca yaşatmıştır, yaşatmaktadır.

Bir şehrin ileri akıl ve Rahmani sevgi ile inşa edilmesi, o şehrin “Besmele” ile yaşatılması demektir. Rahman ahlakı bölücü değildir, bütün kulları besler, donatır, kuşatır, geliştirir, sever ve yaşatır. Bu sebeple Anadolu irfanı “Besmele”deki manayı şehre ikame eden evrensel bir akıl olmuştur. Bu noktada, hemşerimiz Ahmed Şemseddin Karahisari merhuma ve onun özgün bir istifi, bir grafik tasarım örneği de olan “Besmele”sine değinmek yerinde olacaktır. Ahmed Şemseddin Karahisari’yi bir yazımızda özet olarak ele almak üzere anlaşalım. Ama onun gönlü gibi geniş, zarif ve bir o kadar da heybetli el yazması Kur’an-ı Kerim’ini ve Süleymaniye Camii’nin kapı ve iç mekânlarına nakşolmuş meşklerini lütfen internetten de olsa ziyaret edin; orada Afyonkarahisar’ın şehir, şehirli ve şehirlilik ruhunun Osmanlı’nın yükseliş dönemindeki bir fotoğrafını göreceksiniz. O zaman siz de “Bu şehrin kültür düzeyi yüksektir. Bu şehirde öyle bir ruhaniyet var ki, gelenlerin kalp gözü açılır. İnsan bağ ve bahçelerinde gam ve kederlerinden sıyrılır, âdeta yeniden doğmuş gibi olur” diyen Evliya Çelebi’nin hissiyatını yaşayacak, o zaman siz de “Bu şehir Medine’ye çok benziyor” diyen Prof. Dr. Yılmaz Dündar hocamızı hatırlayacaksınız.

Eserleri okumayı bilenler “Geçmiş zaman olur ki” diye başlayan cümleyi motivasyon ve misyon belgesi olarak görürler. Bu kapsamda, Karahisari’nin hala yaşayan eserlerini görmek, yaşatmak, güncelleştirmek mümkünse projeler üretmek, şehrimize, ülkemize ve insanlığa karşı bir sorumluluktur, bir vefadır. Karahisari’nin Besmele’sine dönelim, hatta onu akademik bir belge ile ele alalım. 18-19 Kasım 2011 tarihlerinde Bakanımız Sayın Prof. Dr. Veysel Eroğlu’nun himayelerinde Afyonkarahisar Valiliği, Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörlüğü, Afyonkarahisar Yerel Tarih Araştırmaları Merkezi (AYTAM) ve Afyonkarahisar Güzel Sanatlar Derneği işbirliğiyle Ahmed Şemseddin Karahisari Sempozyumu gerçekleştirilmişti. Evrensel genel doğruları özümsemiş sanatı ve sanatçıları barışa ve onura katkı sağlamak amacıyla motive edici unsurlar olarak yaşatmak, bireysel ve toplumsal yaşantıyı zarafet üzerine inşa etmek ve bunu Afyonkarahisar şehir kültürünün bir parçası haline getirmek hedefli bu sempozyumda üniversitelerden akademisyenler, hat ve tezhip sanatçıları, öğretim elemanları ve öğrencilerin katılımıyla bilimsel sunumlar ve açık oturumlar gerçekleştirilmişti. Özellikle Haliç Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Savaş Çevik’in “Hat Sanatımız ve Ahmet Karahisari” sunumu, Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nden Talip Mert Hocanın “Karahisari Hattı Besmele veya Hat Sanatımızın Nazar Boncuğu” konulu sunumu önemli tespitler içeriyordu. Sempozyum bildirisinde yer alan bu tespit ve önerilerden birisi, Karahisari’nin Besmele istifinin dünyada önemli bir grafik tasarım örneği ve ekol olduğu, üzerinde lisansüstü çalışmalar yapılması gerektiği, bu Besmele’nin Afyonkarahisar’da en güzel şekilde yaşatılması gerektiği idi ve bu kabul görmüştü. Bu noktada hemşerilerimize, belediye başkanımızın projelerinden olan bu Besmele’nin şehrimize inşa edilecek giriş kapılarından birinde ve şehrin etki alanı ve görselliği güçlü bir noktasında projelendirilerek yaşatılacağı müjdesini vermek isterim.

“Şehir, Şehirleşme ve Şehirli Olma” medineden medeniyete bir süreçtir, bu kavramlar aslında mekân ve zamanla kısıtlı da değildir. Zamanı ve mekânı kimliklendirme açısından bir dönüm noktası olan Efendimiz (SAV)’in hicreti, hayatın tümüne bilimsel ve Rahmani olarak dokunan yeni bir süreci başlatmış ve İslam şehirlerinin oluşum süreci ve bunun için gereken idrakın inşası başlamış, kendisine benzemeye çalıştığımız Medine-i Münevvere ilk evrensel şehirleşme sürecine ev sahipliği yapmıştır. “Şehir, Şehirleşme ve Şehirlilik” açısından Medine, şehir kavramının rol modeli olmuştur. “Şehir” bu yüzden bazı kaynaklarda Efendimiz Hazreti Muhammed (SAV)’e nispet edilen O’nun isimleri arasında sayılmış, “meşhur, kâinatın şanı, şerefi” gibi anlamlarıyla “Şehir” Efendimiz (SAV)’in manasının yaşa(n)dığı yer olarak algılanır olmuştur.

İslam düşüncesinde şehir, şehirli ve şehirleşme, öncelikle madden ve manen sürdürülebilir kalkınmaya dayalı, etik, şeffaf, cazip bir hayat tarzını işaret eder. Günümüzde bilgi teknolojileri, yapay zekâ ve hızlı iletişim ile tanışan şehir ve hayat, etik bir kalkınma ve rekabetle daha iyi noktaya gelecektir. Madden çok önemli mesafeler kateden şehirlerimizin sonraki aşama olarak insan odaklı kalkınma modeli ile çok daha iyi mesafeler alacağı kesindir.

Afyonkarahisar’ımızın yaşayan dokusu, yukarıda tanımladığımız manada şehir ve şehirli olmanın gereklerini taşımaktadır, hafızamız da bu evrenselliktedir. Buna rağmen insanlık olarak temiz ve sürdürülebilir tutmakta zorlandığımız hava, su, toprak elbette bizleri üzmektedir. Hatta geçen hafta sosyal medya hesaplarımızda ve basında da paylaşılan, yollar, parklar, ortak kullanılan kamusal alanlardaki hoş olmayan görüntüler ve bırakılan miraslar, şehrimizi tarif eden “Bu şehrin insanı ankadır, kültür düzeyi yüksektir” cümlelerine uymamaktadır. “Bu şehir Medine’ye çok benziyor” tanımlamasına yakışmayan fotoğraflar bu şehrin normali değildir. Medine menşeli saf ve temiz medeniyet damarından beslenen Afyonkarahisar halkının yaşantısı ve şehirlilik geleneğinin kendini daha güçlü ve etkin olarak göstereceğini bilmek bize umut vermektedir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi