Muharrem Günay
Muharrem  Günay
SEFERİLİK NEREDEN BAŞLAR?
  • 0
  • 109
  • 09 Kasım 2019 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Sefer mesafesi bir yola çıkarken bulunduğu yerin son evlerinden itibaren seferiliği başlar. Şehire bitişik bulunan başka köyler varsa bunların son evlerinden başlayacağı Hindiye ve diğer fıkıh kitaplarımızda belirtilmiş ise de günümüzde ikamet ettiğimiz beldenin belediye hududunun bitişinden itibaren başlayacağı kabul edilmektedir.
– Vatan-ı Asli, Vatan-ı İkamet:
Kişinin oturduğu yer; ya doğup büyüdüğü ve halen yaşantısını sürdürdüğü yerdir. Buna Vatan-i Asli denir. Ya da işi, memuriyeti gereği doğup büyüdüğü yerin dışında yaşantısını sürdürdüğü bir yerdir ki buna da Vatan-ı İkamet denir.
Eğer kişi vatanı aslisinden başka bir beldeye göç edip orada yerleşmek üzere bulunuyorsa bunun asli vatanı önceki yeri değil artık son yerleştiği yer olmuştur. Böyle bir kişi önceki vatani aslisi olan yerde bazı bağ bahçe hatta durulamayacak derecede ev ahır gibi kalıntıları olsa bile oraya gittiği zaman 15 günden az kalacaksa seferiliği devam eder.
Ancak önceki beldesinde açıp gireceği, yatacağı ve kalmasına müsait kendine ait bir yeri varsa burası da onun için ikinci bir vatanı aslisi sayılır. Tıpkı başka bir beldede ikinci bir hanımının bulunduğu yer gibi.
Böyle kendine ait yeri olmadığı halde oğlunun veya babanın, kardeşinin bulunduğu yer o kişiyi seferi olmaktan çıkarmaz. ( Ömer Nasuhi Bilmen, Celal Yıldırım)
Açıklama:
İşi veya memuriyeti dolayısıyla ikamet ettiği yerden vatani aslisi sayılan doğup büyüdüğü yere sefer eden kişi oraya varınca seferi olmaktan çıkar ve namazlarını tam kılar. Bu kişi ana babasının evinde kalsın, yakınlarının evinde kalsın fark etmez mukim sayılır.
Bir kimse ikamet ettiği yerden en az 90 km uzağındaki iş yerine hergün gidip geliyorsa o kimse için her iki yer de vatanı asli sayılır. Her iki yerde de namazlarını dört rekât olarak kılar. Bu iki yer arasındaki yolculuk esnasında ise 4 rekâtlı farzları iki rekât olarak kılar. (G. M. Fetvalar. Diy. Yay)
Seferi iken kılamadığı kazaya kalmış namazlarını dönüşünde yine seferi hükümlere bağlı olarak dört rekâtlı namazların farzlarını ikişer rekât olarak kılar.
– Yolculukta Namaz:
Yolculuk esnasında namaz kılmak isteyen yolcu, vasıta mola vereceği yerde namazını şartlarına uygun olarak kılar. Mola vermeyeceğini bilmesi halinde arabada mümkünse kıbleye dönük olarak, değilse gidiş istikametine doğru imâ ile kılar. Yani secdeye eğilişi rükûya eğilişinden daha fazla olmalıdır.
Eğer arabada imâ ile kıldıktan sonra vakit içerisinde araba mola verirse o namazı tekrardan kılması gerekir. Zira kıldığı namaz kıyamsız, rükûsuz ve secdesiz bir namaz olmuştur. Önceki son çare olarak kılınan namaz idi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM