Himmet Kasal
Himmet  Kasal
H.kasal@kocatepegazetesi.com
SAYIN EROĞLU, YURDUNUSEVEN, ÖZKAYA, TAYTAK, KÖKSAL VE UYSAL’DAN DUYARLILIK GÖSTEREREK AÇIKLAMA BEKLİYORUZ!
  • 0
  • 111
  • 02 Haziran 2020 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Yine ısrarla İstanbul Sözleşmesi’ni gündeme taşımak gerektiğini konunun Türk Milletinin Vanlık ve bekası’nın tehlikeli bir şekilde yok edilmesine yönelik sinsi planların varlığından bahsederek haklı sebeplerle ortaya koyacağız.
İstanbul Sözleşmesi 14 Mayıs 2012’de onaylanıp 1 Ağustos 2014 ‘de yürürlüğe girmiştir. 246’ya karşı SIFIR oyla kabul edilmesini bir türlü kabullenemiyorum! Üstelik bu anlaşmayı Rusya bile sert bir şekilde reddetmişken aile yapımızı bozmaya yönelik kimler inceleyip meclis gündemine getirdi? Ve nasıl bir müzakere sonucunda ya da müzakeresiz oldu bittiyle gözlerden kaçırılarak kanunlaştı?
DEMOKRASİ’NİN NERESİNDEYİZ?
Geçen ay kutladığımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramın’na giden uzun ve çileli mücadele zihinlerden çıkmaması gerekirken maalesef ruh ve mana yönü unutturulmaya çalışıldı. Bu sene küresel güçlerin tezgahıyla olduğu dillendirilen Coronavirüs salgını nedeniyle çocukların yeterince kutlayamadığı bir şekilde geçti.
23 Nisan Amasya, Erzurum ve Sivas kongreleriyle devam eden çileli, şanlı yürüyüşün başlangıcından sonra yurdun dörtbir yanında seçilen ve MİLLİ İRADEYİ HAKİM KILMAK ESASTIR ilkesiyle çalışan GAZİ MECLİS’in açılış bayramıdır.
Birinci meclisin çalışma sistemi dikkate alındığında bugünkü meclisten çok daha Demokrat, müzakereci, katılımcı, tartışmacı, çoğulcu ve özgürlükçü olduğu kabuledilir. Mustafa Kemal bile gerektiğinde hesaba çekilir, kendisi de hesap vermekten kaçınmadı.
Esnaf’tan, askerden, müftüden, ağa’dan, çeteden, sivilden herkes ülkenin bağımsızlığını gerçekleştirmek için bir aradaydı.
Milletin kendini yönetecekleri iyi seçebilmesi için iyi eğitim görmüş yetişkin, sorgulayan duruma gelmesi gerekiyor. Bu olmazsa demokrasi otokrasiye dönüşebilir. Halk, ağzı laf eden, nabza göre şerbet veren güzel sözlü demogogları severse bunlar kötüde olsa başa geçebilirler. Ozaman Eflatunun değil “Adaletsizliklerin en büyüğü adil olmayıp Adil gibi görünmektir” lafı haklılık kazanır. Bizim, dünü bile değil yarını gören aydınlara ihtiyacımız vardır.
Günümüzde benimsetilmeye çalışılan anlayış; suçu görme, duyma, konuşma… yaşamdaki haksızlıklara, yolsuzluklara karışma, ses çıkarma. Yanlışa yanlış, doğru ya doğru deme. Dediğinde hemen ÖTEKİLER safına İTİL. Bu anlayış adil değil, hukuki hiç değil!
Ülkemizde milli bir anlayış ve milli irade esas alınırsa, iyi yönetilirse fırsatlar avantaja dönüşür, yönetilemezse hep ciddi problemlerle baş başa kalırız.
Coronavirüs tehlikesinden çok daha büyük salgınlar, bu ölçüde hürriyetleri kısmayan tedbirlerle aşılmıştır. İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’nin Türk Aile yapısına yapacağı tahribat aşırı büyük olacaktır. Bu anlaşmayı okumadan araştırmadan kabul edip de sonradan tehlikeyi gören iktidar partili vekilleri görünce hayretimiz artıyor. O halde bu anlaşma kapalı kapılar ardında bir oldu bittiye mi getirildi?
Vekillerimizden ısrarla bu anlaşmanın iptali konusunda çalışma yapmalarını beklemek bizim hakkımızdır. Ahlak, maneviyat, milliyetçilik, vatanseverlik bunu gerektirir. Allah, milletimizi korusun. Vekillerimize izan, basiret, cesaret versin.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM