SADETTİN MOLLA BU İKİ GENCE KIZILELMA’NIN NASIL BİR YER OLDUĞUNU ANLATIR

SADETTİN MOLLA BU İKİ GENCE KIZILELMA’NIN NASIL BİR YER OLDUĞUNU ANLATIR

Sadettin Molla bu iki gence Kızılelma’nın nasıl bir yer olduğunu anlatır. Kızılelma’nın Türklerin tarih boyunca ulaşmak istedikleri yer, ideal olduğunu söyler. Dinlediklerinin etkisi altında kalan Ay Hanım, idealist biri olduğu için aşkını ikinci plana atar ve bu ideali gerçekleştirmenin yollarını arar. Bu idealin gerçekleşmesinin tek şartı ona inanan ve uygulayan bir gençlik yetiştirmektir. Ay Hanım, bu düşünceyle hürriyet olmadığı için Bakü, Kazan veya İstanbul’da kurulamayacak olan okulunu Lozan yakınlarında açar. Burası bir “Türk Beldesi’dir ve adını da Kızılelma koyar. Kızılelma bir ilim şehridir ve bu girişimi duyan Türk gençleri buraya akın eder. Burada aldıkları fen, ziraat, ticaret ve sanat eğitimiyle bu gençler Türk dünyasını canlandıracaktır. Bir bakıma onlar Türklük dünyasını yeniden yaratacak “yeni Âdem ve yeni Havvalar” olacaklardır. Ay Hanım, Turgut’u unutmak için buranın işleri üzerine yoğunlaşır. Turgut ise hâlâ Kızılelma’yı aramaktadır. Bir gün Lozan’da kurulan Kızılelma’nın ilânını görür, buraya gelir ve resim hocası olmak için başvurur. Ay Hanım Turgut’a görünmez çünkü aşkının alevlenmesinden korkmaktadır. Turgutla, Ay Hanımın yardımcısı Tomris Hanım ilgilenir. Turgut, Tomris’i daha önceden hayal meyal gördüğü Ay Hanım sanarak âşık olur. Ancak Tomris Ertuğrul adlı bir gence âşıktır. Onların evleneceklerini duyan Turgut, intihara karar verir. Son anda Ay Hanım ortaya çıkarak durumu anlatır, sevgilisini ölümden kurtarır ve evlenirler (Özdemir, 2008,506).
Ay Hanım, sosyal yönü, kültürlü olması, kendini adadığı bir idealinin bulunması ve sevdiğini koruyan ve kurtaran yönleriyle ideal bir kadın tipidir. Turgut ise şairliğinden gelme bir özellik olarak romantik bir kişilik sergiler. Sadettin Molla da idealist, bilgili, veli bir kişilik olarak çizilmiştir. Mehmet Kaplan, Sadettin Molla için şu tespitleri yapar. “Sadettin Molla, cezbesi ile Türk – İslâm tarihinde çok önemli bir yer tutan velilere yaklaşır. Fakat o kendisini sadece Allah’a adayan eski tip veli değil, Gökalp gibi toplumun kaderi ile çok yakından ilgili bir fikir adamıdır. Gökalp’in deyimiyle o, bir -içtimaî mutasavvıf- (sosyal mistik) tir” (Kaplan, 1999, s.554).
1912 yılında yayınladığı Altın Destan şiirinde Türk milletinin içinde bulunduğu kötü durumu gözler önüne seren Gökalp, ondan bir yıl sonra yazdığı Kızılelma’da ise Türk milletine kurtuluş yolu olarak Kızılelma ideali altında birleşmeyi göstermiştir. Fakat Türk milletini kurtaracak, yükseltecek bu Kızılelma nedir? Kızılelma neresidir? Sadettin Molla,
Kızılelma yok mu? Şüphesiz vardır;
Fakat onun semti başka diyardır…
Zemini mefkûre, seması hayâl
Bir gün gerçek, fakat şimdilik masal.. diyerek, Kızılelma’nın bir hayal olduğu, sadece düşüncede mevcut olduğunu, hayalden hakikate geçmenin imkânsız olmadığını anlatır. Ay Hanım işte bu masalı gerçekleştirmek ister. Kızılelma’nın hayalden hakikat durumuna geçmesi için eğitime önem vererek Türk kimliğine sahip çıkan bir gençlik yetiştirmek gerekmektedir (Özdemir, 2008,507).
Türklük, tarih boyunca kendisine yabancılaşarak millî benliğini yitirmiştir. Ay Hanımın kurduğu okul ile yeni bir nesil yetişecek ve bu benlik tekrar kazanılacaktır. “Kızılelma’da ideolojik bakımdan dikkati çeken iki nokta vardır. Bunlardan birincisi Sadettin Molla’nı Turgut’a açıkladığı ana fikirdir. Türk ırkı, Kızılelma diye yüzyıllar boyunca ülkeden ülkeye koşmuş, fakat aradığını bulamamış, tam tersine, kendisini başkaları için yok etmiş, kendi benliğine yabancılaşmıştır. Bunun sebebi, Türklüğün özelliğini kendi içinde değil, dışarıda aramasıdır. ikinci önemli nokta ise, Ay Hanım’ın Sadettin Molla’nın fikrine dayanarak, İsviçre’de Lozan civarında kurduğu Türklük Beldesi, İlim Sitesi veya Kızıl Elma’dır” (Kaplan, 1999, s.555-557).
Gökalp, Türklerin Kızılelma ideali altında birleşip ortak dil, ortak duygu kısaca ortak hayata sahip olmalarını ister. Ziya Gökalp, Türklere Kızılelma’yı ulaşılacak olan bir ideal olarak gösterir ve Türk birliğinin sağlanması, nihaî hedefidir.
Maksadı gitmektir birliğe doğru,
Millî düşünceye dirliğe doğru,
Bilir bir gün millî irfan doğacak,
Yeni Orhun, yeni Turfan doğacak.
İçtamî bir yurt, kavmî bir tarih
Edecek Türklüğü taklitten tenzih.
Mısralarıyla Kızılelma’nın amacını belirtir.
Kızılelma motifi bu şiirde çöken bir devletin ve milletin yerine, bütün Türklerin bir araya gelerek kuracakları Turan devleti olarak ele alınmıştır. İkinci Meşrutiyetten sonra özellikle Ziya Gökalp’in ve Türk Ocağı’nın çalışmalarıyla “her tarafta çatırdayan imparatorluğun Türk unsuruna milliyetçilik fikrini aşılamak, onları geniş bir Türklük dünyasından haberdar etmek çabaları, bir noktada aşırıya gidiyor ve asıl sarınılması gereken ana vatan kavramı uzak Türk illerini de içine alan meçhul ve mevhum bir belde hâline geliyordu.” (Enginün, 1995, s.152) Ziya Gökalp’in Kızılelma şiirini yazış amacı, ortaya koyduğu düşünceler ve Kızıelma sembolüne yüklediği anlam bu doğrultuda ele alınabilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

1 Yorum

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi