Program saatleri, ulaşım, tramvay – Kocatepe Gazetesi

Program saatleri, ulaşım, tramvay – Kocatepe Gazetesi

Murat Arısoy 15 Haziran 2010 Salı 03:00:00
  Afyonkarahisar’a özgü bir gelenek olmuş sanırım artık bu. Önceden belirtilen ziyaretlerin, basın açıklamalarının, toplantıların saatleri, hiçbir zaman belirlenen saate uymuyor. En erkeni, 10 dakika gecikmeli başlıyor.
Saat 10.30’da başlayacağı duyurulan etkinlik, saat 12’ye doğru başlıyor örneğin. Saat 17’de başlayacaksa bir program, o zaman işiniz daha zor. Çünkü o saatler, gazeteler için en dakik olunması gereken zaman dilimi içine giriyor. 17’de başlayacak program, 17.30’da başlıyorsa o haberden dönüş, haberi yazış, haberi teslim ediş en az bir saat aldığına göre 18.30’dan önce haberle ilgili bir görüşe sahip olunamıyor.
Burada anlatmak istediğim konu, “gazetecilikte zaman önemlidir” mesajı değil. Aslolan, programlara uymak, programların gereğini yerine getirmek.
Madem katılmayacaktı,
neden ismi yazıldı?
Örneğin bir toplantıya milletvekili katılacaktı. Toplantı başlayalı 1 saat olmuş, yetkililere soru-yorum: “Milletvekili nerede?”
Aldığım cevap şu: “Saat 22’de aramıza katılacaklar…”
Neyse saat 22 oluyor, gelen giden yok. Aksine salon git gide boşalıyor. Salondaki konuşmacı da kürsüde biraz fazla kalınca izleyiciler sıkılıyor. Sonra bir bakıyorum “Programımıza katıldığınız için teşekkürler” deniveriyor. Ardından hatıra fotoğrafları, çiçek-böcek takdimi.
E, nerede milletvekili?
Yok…
O zaman durup düşünüyorum: Milletvekililin ismi, sırf basın gelsin diye mi oraya yazılmıştı? Çünkü milletvekili demek, haber demekti. Tamam, bu seferlik başarılı olundu, ama bir dahaki sefere ben nasıl güveneyim, neden güveneyim de benzer toplantılara gideyim?
Bu sorumun yanıtını, milletvekilinin adını toplantının katılımcıları arasına yazıp milletve-kilinin gelmeyişine ilişkin hiçbir açıklama yapmayanlar iyi düşünmeli. Çünkü bir iletişimde güven olmazsa, hiçbir şey olmaz.
ANS-Maliye arası 25 dakika
Zamandan bahsetmişken başıma gelen bir olayı aktarayım.
Haftasonu, Ahmet Necdet Sezer Kampusu’nde bir programa gittim. Hoş, bacağımın boyunda köpekler geçit vermedi etkinliğin yapıldığı binaya girmem için. Gerçekten korktum. Her taraftan köpek çıkıyor. Saldırmıyorlar, hatta belki aşıları yapılmış da olabilir. Yine de bakışları ile “gelme” diyorlar.
Neyse. Etkinliğin yapıldığı binaya giremeyince Kampüs’ten çıktım. Dolmuş beklemeye başladım. Bir dolmuş geldi, bindim hemen. Saat 19 dolayları idi. Ben bindim, dolmuş şoförü indi. Tekerleklere baktı. Gezindi. Biraz daha bekledi. Sonra dolmuşa binip minibüsü çalıştırdı. ANS’den Maliye’ye -saatte kaç kilometre kattettiyse bilmiyorum artık- tam 25 dakikada gelebildik. Halbuki aynı dolmuş, Maliye’den ANS’ye 10 dakikada varmıştı. Bunda bir terslik yok mu? Ya da müşteri yoğunluğuna göre hız da artıyor, düşüyor mu… Anlam veremedim doğrusu.
Tramvay hayalim var
Afyonkarahisar’da ulaşım söz konusu olduğunda hep tramvayı hayal ederim. Ahmet Necdet Sezer Kampusü’nden başlayacak, şehir merkezine gelecek, Anıtpark’ın önünden Özdilek’e kadar devam edecek tramvay hattı. Hatta bu gü-zergah içinde iki hat tahsis edilip Anıtpark merkezli aktarma da yapılabilir. Tabii Cezaevi, Fatih, Harb-İş bölgelerine ayrı hatlar çekilebilir.
Bu, şimdilik bir rüya. Çünkü bu önerinin maliyetinin yüksek olduğu söyleniyor. Hem altyapı bakımından, hem de “maliyetin kurtarılması” bakımından. Söylediğim güzergahlarda Afyon Kocatepe Üniversitesi tatil sezonuna girdiği zaman tramvayın boş seyahat etme ihtimali var. Bu da Belediye ya da tramvayı hangi kurum işletecekse o kuruma büyük bir külfet getirecek.
Fakat benimki hayal işte.
Akarçay’ı bitmiş, Spor Kompleksi’ni tamamlamış, Kent Meydanı’na kavuşmuş, 2’nci Dumlupınar Caddesi trafiğe kapanmış, Osmanbey Kampüsü’nde eğitime başlanmış, İzmir Karayolu termal merkeze dönüşmüş bir Afyonkarahisar’a tramvay hayali yakışıyor bence.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi