Polisten gazetecilere ‘hadi uzayın’ kibarlığı

Polisten gazetecilere ‘hadi uzayın’ kibarlığı

Onur Bayram 6 Ocak 2014 Pazartesi 02:00:00
  Güral Termal Otel’de önceki gün küçük çaplı bir yangın çıktı. Hatta belki alevlerin bile olmadığı bu yangında otelin bir katını basan duman tüm ulusal haber siteleri, televizyonları ve gazetelerinde yer aldı. Yangının ötesine geçen konu ise Güral Otel’de kraldan çok kralcı bir görevlinin basın mensuplarına tehditler yağdırıp, üzerlerine yürümesiydi. Ancak bu olayda basın mensuplarını en çok yaralayan o sırada gazetecilerin yardım istediği polislerin, gazetecilere karşı takındığı tutum oldu.
Antalya’da da çalışmış bir muhabir olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Antalya’da hiç bir zaman bomba patlamaz. Hiç bir zaman turizme zarar verecek bir habere yer verilmez. Ancak bir otelde bir zehirlenme olduğunda, bir ölüm olduğunda bunu yer verilir. Bu turizmin korunması için verilir. Eğer Güral Hotel’de yaşanan olayda basın görevini yapmasaydı, bu kulaktan kulağa çok daha abartılarak yayılırdı. Ancak Güral Hotel basınla daha iyi ilişkiler kurabilseydi, örneğin Afyonkarahisar’daki gazetecilerin kim olduğunu tanısaydı; olay olur olmaz muhabirleri arayıp bilgilendirebilirdi. Böylece geçilen ilk haberlerde olay büyük bir yangın olarak ulusal basına yansımazdı.
Yaşananlar sonrası basın mensupları ile bir kez daha konuştuk. Arkadaşlar; ‘Güral’ı ne zaman arasak, bizi İstanbul’daki reklam şirketine yönlendiriyorlar’ diyor. Oysa bu arkadaşların hepsi reklam almak için iletişime geçmiyor. Otelin bu tavrıda basınla uzak bir görüntü sergiliyor. Basınla ilişkiler açısından bir kaç kez gazeteci arkadaşları yemeğe davet ettiler. Peki hangi gazeteciyle tanışmışlar, samimiyet kurmuşlar gerçekten merak ediyorum. Güral Hotel yangınla uğraşırken zaten hiç bir basın mensubu o alana girmemesi gerektiğini bilir. Otel yönetimi de basınla nasıl iletişim kurması gerektiğini bilseydi; bu olayı çok daha basit geçiştirebilirdi.
Olay olur olmaz olayla ilgili bilgi alabilsek, Budan Hotel’in önünden çekim yaparken daha insani bir dille ‘neden balkonda müşteri’ görüntüsünün çekilmesinin sakıncalı olduğu anlatılsa; eminim Afyonkarahisar’daki basın mensuları buna dikkat ederdi. O zaman da sadece yoldan giren çıkan itfaiye araçları, ambulans ve otelin üzerindeki duman görüntülenir; tüm haberlerde küçük bir duman basması olarak verilebilirdi. Tabii o tren kaçtı. Umarım bu olay hem Güral’a hem tüm termal otellere hem de basınla ilişkili olan tüm kuruluşlara ders olur. Basınla iyi ilişki kurar, bir olay olduğunda hemen bilgi verir, karşılıklı yardımlaşabileceğiniz bir görevli tayin ederseniz; yanlış anlama ve hata dolu haberlerle karşılaşmazsınız.
Gelelim olaylara, basın mensupları daha Budan Hotel tarafındaki otomobil show-roomunun önündeyken onlara hakaret eden, ‘çekmeyin demiyorum mu’ diye bağıran kraldan çok kralcı görevliyi sanırım dün tüm ulusal televizyonlarda izlediniz. Kendisi kabul etmese de bu görevlinin “sizi yaşatmam”, “sizi bitiririm” sözleri kameralarda mevcut. Bu görevli daha sonra resmen Erkmen Belediyesi’ne ait yan bağlantı yolu olan karayolundayken de üzerimize yürüdü. Ben görüntü çektiğim için biraz gerideydim. Ama üç arkadaşımla fiziki bir olay yaşadılar. Tüm bunlara rağmen otel yönetiminin sonraki tavrı ve özür dilenmesi nedeniyle otelle ilgili olayı uzatmama taraftarıyım.
Her 10 Nisan Polis Bayramı’nda ve 24 Temmuz Basın Bayramında, gazeteciler ve polisin gerçekleştirdiği ortak toplantılarında, kahvaltılarında gülücükler atılır, ‘basın ile polisin en yakın çalışma arkadaşları’ olduğu söylenir. Ancak son zamanda olan olaylarda bunun hiç böyle olmadığını görüyoruz. Aralarında ikili ilişkilerin çok iyi olduğu dostlar, özellikle trafik kazalarında bizi korumaya çalışan trafikçiler olsa da polis sürekli olarak basın mensuplarını engellemeye başladı. Kısa süre önce Ambaryolu Caddesi’nde yaşanan bir olayda da emniyet şeridi dışındaki bir basın mensubuna basın kartını göstermesine rağmen polis hakaret etmişti. Bunu Emniyet Müdürü Mustafa Uçkan’a ilettiğimizde bize, “olayı duydum ama gazeteci arkadaşlardan bir başvuru gelmedi. Gelirse inceler gerekeni yaparız” demişti.
Güral Hotel önünde de otelin ‘kabadayı’ görevlisi üzerimize yürüdüğünden İHA Temsilcisi arkadaşımız Gökten Ceylan, polisten yardım istedi. Araya girip, basın mensupları ile görevliyi ayıran polis basın mensuplarına, “uzayın hadi şurdan” diye bağırıyor. Polis saldırgan otel görevlisini uzaklaştıracağı yerde kamu adına görevini yapmaya çalışan gazetecileri itiyor. Gezi olayları sonrası “Medya-Polis İlişkisinde Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya Emniyet Genel Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Cihangir Baycan, Hukuk Müşavirliği’nden Şemsettin Alımcı ve Polis Akademisi Öğretim Görevlisi Yusuf Yüksel katıldı. Toplantı sonra Cihangir Müdür, tüm emniyet müdürlüklerine basın mensuplarına zorluk çıkarılmaması ve tüm kurum kartlarının kabulü yönünde bir yazı gönderileceğini açıklamıştı. Sanırım Afyonkarahisar Emniyet ya Emniyet Genel Müdürlüğü yetkililerinin açıklamalarını takip etmiyor ya da önemsemiyor.
Polis Bayramı’na yaklaşık tam 3 ay var. Eğer o tarihlerde söyledikleri ‘basınla polisin yakın çalışma arkadaşı’ olduğu yönündeki sözlerde samimiyse bu samimiyeti göstermelerini bekliyorum. Emniyet Müdürlüğü yetkililerimiz tüm birimlere ve ilçe emniyet müdürlüğü yetkililerine basının görevini yaparken zorluk çıkarılmaması için bir yazı gönderebilir. İlimizdeki tüm kurumlardan basın kartı örneği isteyip şehrimizde geçerli basın kartlarını tüm polislere dağıtabilir. Türk polisine yakışmayan “uzayın” gibi bir söylem içindeki polis arkadaşlarla ilgili hiç bir işlem yapılmasını istemem. Ancak isteyen herkes sosyal medyadaki afyon basın sayfasından bu görüntüleri izleyebilir.
Anayasamızın Basın Hürriyeti başlıklı 28’inci maddesi açıkça, “Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.” ibaresini içerir. Son zamanda yapılanlar basının haber alma görevi bizzat bunu korumakla görevli devlet görevlilerince engelleniyor. Bunun anayasal bir suç olması bir yana artık Afyonkarahisar basını patlama noktasına gelmiştir. Köprülerin atılmaması, yasal haklarımızı adliyelerde de aramadan önceki son durakta tüm yöneticileri göreve davet ediyorum.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi