ÖZGÜRLÜĞE EVET. SOSYAL TERÖRE HAYIR

ÖZGÜRLÜĞE EVET. SOSYAL TERÖRE HAYIR

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile ailesine yönelik çirkin kampanya sosyal medyadaki küfür, hakaret, yalan, iftira ve itibar suikastlarını bir kez daha gündeme getirdi.
Pek çok vatandaş tarafından gerçek manasına uygun bir şekilde “sosyal” meselelerde kullanılan Sosyal medya, aynı zamanda Türkiye’nin en kritik zamanlarında operasyon merkezi ve terör örgütlerinin aracı haline de gelebiliyor.
Ülkemizde son günlerde hakim olan tartışmalara baktığımızda bazı kesimler sosyal medyaya hukuki sınırlar çizecek her düzenlemeyi ‘demokrasi’, ‘ifade özgürlüğü’ gibi söylemlerle karşılıyor.
Oysa bu mecralar Türkiye’yi hedef alan kaos planlarında her zaman en önemli araç oldu. Gezi olayları, 17/25 Aralık kalkışması, Kobani provokasyonu, hendek operasyonları, 15 Temmuz darbe girişimi ve TSK’nın sınır ötesi operasyonları dahil birçok kritik dönemeçte kitleler sosyal medya üzerinden yayılan yalan/kasıtlı içeriklerle kışkırtıldı.
Adeta bataklığa dönüşen sosyal mecralarda Türkiye’nin durumu uluslararası raporlara bile girdi. Facebook, Twitter, Youtube ve Instagram’ın da aralarında olduğu tüm mecralar için 2018’de yapılan genel bir araştırma sonucuna göre Türkiye, ‘sahte habere en çok maruz kalan ülkeler’ kategorisinde yüzde 49 ile ilk sırada. Sosyal medyanın etkili bir manipülasyon aracı haline dönüşmesi hiç şüphesiz 2013 Haziran ayındaki Gezi kalkışması ile başladı. Gezi kalkışmasının ilk haftasında toplam 100 milyona yakın tweet gönderildi. Aynı günlerde dakikada atılan mesaj sayısı 3 bin civarında seyretti. Anadolu ise süreci daha çok diğer sosyal medya araçlarından birisi olan Facebook’tan takip etti. Kitleler özellikle bu iki mecrada paylaşılan yalan haber ve bilgilerle kışkırtılıp sokağa çekildi.
Gezi parkı sürecinde polisin bir vatandaşı ezdiğine yönelik haberin aslında yaşanan bir pervane kazası görseli olduğu ortaya çıkmıştı
Tüm Türkiye’nin yangın yerine döndüğü olaylarda gerçek ve sahte sosyal medya hesaplarından binlerce yalan haber üretildi.
Geçmiş yıllara, başka olay ve ülkelere ait fotoğraflar paylaşılarak “Polis bir genci panzerle ezdi”, “24 saat daha devam edersek AB kararıyla hükümet düşecek”, “Polis saldırısı sonucu hamile bir kadın bebeğini düşürdü”, “Taksim’e helikopterle özel harekât polisi indirildi”, “Taksim’de gerçek kurşunlar atılıyor”, “Lensi olanlar gitmesin, iki genç kız kör olmuş gazdan” gibi ifadeler yazıldı. Bu haberler olayların daha da büyümesine ve protestoların ‘sivil darbe girişimi’ haline dönüşmesine sebep oldu. Ayrıca o dönem de devlete, devletin neredeyse tüm birimlerine, o birimlerin yönetici ve sorumlulularına sosyal medya üzerinden sayısız kez küfür edildi.
MHP ve CHP yöneticilerine yönelik “kaset operasyonları”nda yine kullanılan maşa korsan internet siteleri ile sosyal medyadaki sahte hesaplar oldu.
Yargı ve Emniyet’e sızmış FETÖ’cülerin 2013 sonundaki 17/25 Aralık kumpasında sahnede yine sosyal medya vardı. Erdoğan ve ailesini hedef alan montaj ses kayıtları Youtube ve diğer sosyal medya aracılığıyla tüm Türkiye’ye servis edildi. FETÖ’cü polislerin düzenlediği korsan operasyonlarda sözde ayakkabı kutularının ve para sayma makinelerinin görüntüleri yayınlanarak kirli bir operasyona imza atıldı.
Terör örgütü PKK ve yandaşları da sosyal medyayı amaçları doğrultusunda kullanıyor. PKK’lı teröristlerin ‘özerklik’ ilanıyla başlayan ‘hendek/barikat’ olayları ve Selahattin Demirtaş’ın talimatıyla patlak veren Kobani eylemlerinde de sosyal mecralar kaldıraç işlevi gördü. Güdümlü sosyal medya, Türk Silahlı Kuvvetlerinin düzenlediği Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekâtları sırasında da Türkiye’ye yönelik karalama kampanyalarının merkezi oldu. Yemen, Gazze ve Mısır’da geçmiş yıllara ait vahşet görüntüleri paylaşılarak Türk askeri ‘katliam yapmakla’ suçlanırken, daha önce başka coğrafyalarda çekilmiş pek çok fotoğraf, Mehmetçiğe saldırı için yalan içerik üretenlerin malzemesine dönüştü.
15 Temmuz darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında sosyal medya etkin bin manipülasyon aracı oldu. Darbe akşamı sosyal medyada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa’ya kaçtığı iddiaları bile yer aldı. FETÖ’cü hainlere karşı destansı bir mücadele vererek vatanını teslim etmeyen kahramanlar 15 Temmuz sonrası sosyal medya aracılığıyla mahkûm edilmek istendi. Örneğin 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde linç edildiği söylenen bir askere ait olduğu iddia edilen fotoğrafın 2006 yılına ait olduğu ortaya çıktı. Yine köprüde bir askerin boğazının kesildiği şayiası ortaya atıldı. Özellikle bazı fenomenler tarafından servis edilen fotoğrafın geçmiş yıllarda devrilen askeri araçta yaralanan askerin fotoğrafı olduğu öğrenildi. Suriye ve Mısır’da yaşanan olayları ilişkin katliam görüntüleri de sanki Türkiye’de yaşanmış gibi servis edildi.
Sosyal medyada sahte hesap kullanıcıları; ‘kimseye yakalanmam, görünmem’ mantığıyla hareket ederek itibar suikastı, haksız kazanç, dolandırıcılık, terör faaliyeti, algı operasyonu yürütmekteler. Bu tip sahte hesaplar yalan yanlış yazılar yazıp, görüntü paylaşmakta, ayrıca gerçek kimliklerini saklayıp diğer insanlara zarar verebilmekteler. Bu dolandırıcılığa, sahteciliğe artık bir son verme zamanı gelmiştir.
Bunun sayısız örneğini ilimizde de görmek mümkündür. Sahte kimliklerle açılan internet sitelerinden millete iftira atıldığını, seçimlerin kaderiyle oynandığını unuttunuz mu? Sahte sosyal medya hesaplarından etrafı çamur saçıldığını görmediniz mi? Sahte haber, gerçek haberden 7 kat daha hızlı yayılıyor. Kim ne diyecekse, kiminle hesaplaşacaksa mertçe ismini, cismini ortaya koyarak yapsın. Buna kimsenin bir şey dediği yok. Hatta yapılan yasal düzenlemelerle bunun yolu açılır.
Bu işe çare bulmanın zamanı geldi de çoktan geçti bile…

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi