OSMANLI YENİLEŞMESİ ve MEDRESE-TEKKE DİRENİŞİ

OSMANLI YENİLEŞMESİ ve MEDRESE-TEKKE DİRENİŞİ

Ramazan Balkan 20 Nisan 2015 Pazartesi 03:00:00
  “Osmanlılarda Devlet ve Tekke Münasebetleri” isimli araştırmayı hazırlamış olan İrfan Gündüz, bu araştırmasında; ”bir devletin kuruluşuna katkı sağlayan kurumlar zaman içinde kendini yenileyemezse, o devletin yıkılışına sebep olurlar” tespitinde bulunmaktadır. Bu araştırma doktora tezi olup 1983 yılında Seha Neşriyat tarafından basılmış.
Yazara göre; Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş dönemlerinde medrese-tekke ikilisiyle Yeniçeri sınıfının katkısı yüksektir. Bu katkı, Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükseliş dönemlerinde birbiri ardınca gelen yetenekli padişahların medrese-tekke ile Yeniçeri sınıfını sıkı bir disiplin altında tutmasıyla en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Osmanlı kaynaklarında geçen; “na’makul fiillerde bulunan, ayende ve ravendeye hizmette kusur eden dervişlerin tedip edilerek memleket dışına sürgün edilmesi” bu disipline örnektir. Yani dervişe hürmet var ama umuma mugayir davranışı varsa cezalandırılmaktan da çekinilmez.
Bu araştırmadan ulaşacağımız sonuç; “Osmanlı Devleti’nin çöküşünde kendini zamana göre yenileyemeyen medrese-tekke ikilisinin etkisi önemlidir.” Yani bileşik kaplar misali; devletin kurumsal çöküşü ve medrese-tekkenin zihinsel çöküşü başa baş ilerleyen bir süreçtir. Yazar bu araştırmada daha çok sosyal bir kurum olan tekkeler üzerinde durmuş ve tekkelerin bozulma sebeplerini (s.165-169) şöyle sıralamıştır;
-tarikatların bilgili mürşitlerden mahrum kalınması,
-Medrese tekke mücadelesinin başlaması,
-Tarikatlar arası üstünlük mücadelesi,
-Tarikatlara bağlılığın siyasi ve ekonomik çıkarlara alet edilmesi,
-Tarikatlarda şeyhlik makamının verasete dönüşmesi.
Bu bozulmanın yanında en önemlisi de tekke-medrese ikilisinin bir müddet sonra Osmanlı Devleti’nin yenileşme hareketlerine ayak bağı olmasıdır. Klasikleşmiş bir bilgi olarak tekrar edelim; Osmanlı Devleti’nin güçlü dönemi 1683 II. Viyana yenilgisiyle son bulmuştur. Kısa bir bocalama geçiren devlet tekrar eski durumuna ulaşmak için 17. Yüzyıldan itibaren Genç Osman’la birlikte ıslahatlar sürecine geçer. Bu süreçte ıslahatlara direnen üç kurum olmuştur. Bunlar; saray, yeniçeri-ordu ve medrese-ulema kesimleridir.
Islahatlara direnişten ilk vazgeçen kurum “saray” olmuştur. Saray dediğimizde kastettiğimiz kurum; saray kadınları ve üst düzey memurlardır. Islahatlarla eski gücünü kaybedeceğini gören bu kurum kısa bir süre direnmiş örneğin modern anlamda ilk bütçeyi hazırlayan ve bu bütçede saray harcamalarını kısıtlayan Tarhuncu Ahmet Paşa’nın idamını hazırlamışsa da bir müddet sonra direnişi kırılmıştır.
Saraydan sonra ıslahatlara direnen ikinci kurum “yeniçeri” olarak tanımlayacağımız askeri sınıf olmuştur. Uzun süre direnen Genç Osman’la birlikte birçok devlet adamının canıma kasteden bu sınıf 1826’da ortadan kaldırılmıştır.
Islahatlara direnen üçüncü ve son kurum ise “tekke-medrese-ulema” olarak tasnif edeceğimiz sınıftır. En çok direnen ve dinsel otoriteyi temsil ettiği için üzerine gidilmesi zor olan bir kurumdur. İrfan Gündüz araştırmasında; Yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla birlikte o zaman ki şartlarda devletin tarikatları ortadan kaldırmayacağını bildiğinden ıslah etmeye yöneldiğini belirtiyor (s.133). Tanzimat öncesi ve sonrası ile meşrutiyet dönemlerinde bir takım düzenlemeler yapıldığı örneğin; “Meclis-i Meşayih” kurularak tarikat şeylerinin atanmasına müdahale edildiği aktarılmakta, “Evkaf-ı Hümayun Nezareti” kurularak medrese ve tarikatların vakıflarının devlet kontrolüne alındığı, amacı dışında kullanılan veya sahipsiz kalan vakıfların kaldırılarak mallarının devlete alındığı, belirtilmiştir. Yine ilginç olan; tekkelerdeki dervişlerin tekke dışında ayinler yapması veya tekke kıyafetleri ile dışarıda dolaşması yasaklanmıştır.
Bu araştırmada geçen; ”bir devletin kuruluşuna katkı sağlayan kurumlar zaman içinde kendini yenileyemezse, o devletin yıkılışına sebep olurlar” tespiti doğru olup, kendini zamana göre yenileyemeyen medrese-tekke ikilisi Osmanlı Devleti’nin yıkılışının birçok sebebinden birisi olmuştur. Osmanlı Devleti ıslahatlara direnen saray ve yeniçeri sınıfını ortadan kaldırmış ancak tekke-medrese-ulema sınıfını ıslah etmeye veya kaldırmaya ömrü yetmemiştir. Bu sınıfın gücünü kırmak Cumhuriyet dönemine kalmıştır. Dolayısıyla halkımızın Cumhuriyet döneminde yapılan ıslahatları dinsizlik gibi algılamasında bu tarihsel süreç yatar.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi