OSMANLI PADİŞAHLARININ BAĞLI BULUNDUĞU  TARİKAT VE ŞEYHLER (III)

OSMANLI PADİŞAHLARININ BAĞLI BULUNDUĞU TARİKAT VE ŞEYHLER (III)

Sultan II. Abdülhamid, önceleri Nakşibendiyye’den Ahmed Ziyaeddin Gümüşhanevî’nin sohbetlerinde bulundu. Sonra Şâzelî şeyhi Zâfir Efendi’ye mürid oldu. Bunun vefatından sonra Kâdiriyye’den Yahya Efendi postnişini Abdullah Efendi ve Ebulhüdâ Rifâî’den de feyz aldı.
Sultan Reşad, Mevlevî idi. 186’da vefat eden Yenikapı Mevlevihanesi şeyhi Salâhaddin Dede’ye bağlıydı. Sultan V. Murad için de böyle bir rivâyet vardır. Hatta oğluna şeyhinin ismini vermişti.
Sultan Vahîdeddin, baba ve dedesi gibi Nakşibendî idi. Gümüşhanevî tekkesi şeyhi Ziyaeddin Dağıstanî’nin muhibbiydi. Şeyhin vefatında asasını hatıra olarak almıştır (Ekinci, 2012).
Fatih fetihten önce “İş hususunda onlarla istişare et” (Ali İmran/159) emri gereği ileri görüşlü vezirler ve işbilir akıllı insanlarla ve her zaman doğruyu gösteren faziletli âlimlerle istişâre ederdi. Onun İstanbul üzerine yürüyen ordusu içinde şeyhler, dervişler de bulunmaktaydı (Özsaray, 2018,s.107).
IV. Murad’ın Abdülmecid-i Sivâsî için “Eğer Padişahlara başkasından bîat mümkün olsaydı sana bîat ederdim.” dediğini nakletmesi, bu durumun hiç olmazsa IV. Murad’a kadar gelen Osmanlı padişahları için resmi bir teamül olarak devam ettiğini göstermektedir. (Nazmi, 1982, s. 143-144) Kaldıki, padişahların intisab etme istekleri de şeyhler tarafından pek makul karşılanmamış bazen geri çevrilmiştir. Sultan Fatih ve fetih deyince akla gelen ilk şeyh ise onun manevî hocası ve aynı zamanda İstanbul’un manevi fatihi sayılan Akşemseddin (ö. 1459) hazretleri idi.
Mesela Akşemseddin, kendisine iradet getirip, irşadlarından faydalanmasını rica eden Fatih’in teklifini kabul etmemiş ve: “Dervişlikte bir halet vardır ki eğer lezzet alınırsa saltanat umurundan el çekmek lazım gelir, memleketin işleri bozulur. O takdirde hem siz, hem biz vebale gireriz. Sultanlara lazım olan adalet ve doğruluk, şer’i şerife uymaktır. Bundan iyi meslek olmaz” (Hemdemi, 1297/1880. S. 200; Özsaray, 2018,s.107) demiştir.
Sultan Mehmed Han’ın Akşemseddin eliyle kılıç kuşandığına dâir rivayet de bulunmaktadır. Akşemseddin Hazretleri İstanbul’u muhasara düşüncesinde olan Fatih’in daveti üzerine pirdaşı Akbıyık Abdullah ile Edirne’yi teşrif edip sarayı ziyaret etmiştir. Muhasara ve fetih esnasında Osmanlı askerlerine muzaheret ve manevî yardımlarıyla beraber fetihten sonra Hazret-i Halid’in (r.a.) kabirlerini keşfetmiştir. Akşemseddin fetihten bir müddet sonra Göynük’e ve Akbıyık Abdullah ise Bursa’ya dönmüştür. Akşemseddin Ebû Bekir soyundandır. İstanbul’un fethi sırasında padişahın yanında bulunup ona bazı nasihatlar yapmış, manevî kemalatıyla herkese faydası dokunmuştur. Fetihten üç gün önce veya sonra Okmeydanı’ndaki çadırında Fatih kendisini ziyaret etmiş, bütün Gazi emirler elini öpmüşlerdir. Fetihten sonra ise daha çok saygı görmüştür. Yine fetihten sonra Fatih sabaha kadar şeyhin yanında bulunmuş, sabah namazını birlikte kılmış ve Eyüb Sultan elEnsarî’nin kabrinin keşfini ondan rica etmiştir (Özsaray, 2018,s.110).
Fatih Sultan Mehmed zamanında Eyüb Sultan Hazretleri’nin mezarının bulunduğu yerde bir cami, bir medrese, türbe ve bir de tekke inşa edilmiştir. Burada bahsedilen mezarın keşif işini ise Akşemseddin Hazretleri yapmıştır. Akşemseddin’in tayin ettiği mahal ile tarihlerin tayin ettiği mahal uyuşunca o yer kazılmış ve iki kulaç kadar derine inilince “hâzâ kabrü Eyyûb” ibareli bir taş çıkmış, oraya bir türbe ve cami inşa edilmiştir. Fetihden sonra kimileri şehirde mescidler yapmaya başlamışlar, kimileri de zaviyeler inşa etmişlerdir.
İstanbul’un fethine katılan zatlardan biri de Hacı Bayram Veli’nin halifelerinden Molla Zeyrek’dir. İstanbul’un fethine katılan Akşemseddin, Molla Zeyrek ve Akbıyıkla birlikte Bayramiyye tarikatı devlet nezdinde en üst seviyede muteber olduysa da Akşemseddin hazretlerinin Sultan Fatih’in İstanbul’da adına cami ve tekke yapma teklifini kabul etmeyip Göynük’e gitmeyi tercih etmesinin ardından başşehirde temsil edilmeyen tarikatın etkisi azalmıştır. Bununla birlikte devlete hizmeti geçen diğer meşayih gibi Akşemseddin hazretlerinin evladı ve dervişlerin de devlet nezdinde hep makbul tutulduğunu ve kendilerine vergi muafiyetleri sağlandığını görüyoruz (Özsaray, 2018, s.118).

Sosyal Medyada Paylaşın:
Sonraki Yazı

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi