Kemal DEMİRKIRKAN
Kemal  DEMİRKIRKAN
kemaldemirkirkan@kocatepegazetesi.com
ONLARIN UMURUNDA MI?
  • 0
  • 1085
  • 06 Temmuz 2020 Pazartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Hepimiz, bir yandan kendimize ve ailemize yetecek bir gelire sahip olalım, çocuklarımıza iyi bir gelecek hazırlayalım, imkanlar dahilinde bir evimiz, bir arabamız olsun, diğer yandan çalıştığımız süre içinde yaptığımız birikimlerle emekliliğimizde rahat edelim isteriz. Bütün bu beklentiler için altmışlı yaşlara kadar da çalışırız. Peki, yaşadığımız dönemde bu beklentilerimiz karşılanıyor mu? Bu sorunun cevabı büyük bir çoğunluk için, “Hayır”. Ülke nüfusunun büyük bölümü hala sıkıntı içerisinde yaşıyor. Ne durumdayız birlikte bakalım.
Ülkemizde 2019 yılı itibariyle Kişi başı Milli Gelir 9346 dolar. Dünyada 85. sıradayız. Afyonkarahisar ise ülke ortalamasının daha altında bir değerle 8989 dolar düzeyinde.
Yıllık enflasyon TÜİK rakamıyla %12 ancak gerçek enflasyonun en az %30’dan daha az olmadığı herkesin malumu. TÜİK’e göre işsizlik oranı %13.8, genç işsizlik oranı %25.4. Küresel salgın sonrası işsizlik rakamlarının nerelere ulaşabileceğini önümüzdeki aylarda göreceğiz.
Bugün itibariyle ülkenin %30’u yoksulluk sınırı içinde yaşamını idame ettiriyor. Milli gelirin %47sini ilk % 20 alırken, en aşağıdaki %20’lik kesim ancak % 6’sını alıyor.
Türk-İş’in her ay yaptığı araştırmaya göre Mayıs ayında ülkemizde 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2438 TL, yoksulluk sınırı 7942 TL, bekar bir çalışanın yaşama maliyeti ise 2961 TL olarak belirlendi. Bu rakamları asgari ücretin 2324 TL olduğunu bilerek değerlendirin.
Resmi verilere göre, belediyeler dışında kamu kuruluşlarının sosyal yardım harcamalarından 17 milyon kişi yararlanmış. Kamu dışındaki yardımlar da hesaba katıldığında nüfusun %34’ü yardım alıyor. Yani ÜLKENİN ÜÇTE BİRİ ANCAK SOSYAL YARDIMLA GEÇİNEBİLİYOR. Kanunlarımıza göre aylık geliri asgari ücretin 1/3 ünden daha az olanlara Yeşil Kart veriliyor. Ülkemizde Yeşil kartlı sayısı 8 milyon 628 bin kişi. Yani diğer bir değişle bu ülkede 8 milyon 628 bin kişinin aylık geliri 852 liranın altında.
Ülkemizde bir yandan yoksulluk giderek artıp geçinebilmek günden güne zorlaşırken diğer yandan küresel salgın ekonomik sıkıntıların üzerine tuz biber ekti. İktidara gelirken “Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklar’ı yok edeceğiz” parolası ile yola çıkan AKP’de şimdilerle 3 Y’nin birisini bile hatırlayan yok. AKP’nin ülkeyi getirdiği durum bu. İktidar seçim dönemlerinde bol keseden vaadlerde bulunup seçildikten sonra sözlerini de unutuyor.
7 Haziran seçimlerinde CHP’nin asgari ücretin 1500 TL olması, emeklilere yılda 2 kez ikramiye verilmesi, taşeron işçilerin kadroya alınması vaadlerinin vatandaşta karşılık bulması sonrası, iktidar Kasım 2015 seçimleri sonrası nihayet emekçiyi hatırladı. AKP, son yıllarda gerçekleştirilen tüm genel ve yerel seçimlerde polis, öğretmen, hemşire ve din görevlilerini içeren 1.6 milyon memur ve memur emeklilerinin yakından takip ettiği 3600 ek göstergeyi hayata geçirme vaadi verdi. Tayyip Erdoğan, 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri öncesi, 24 Haziran seçiminde polisleri de şahit tutarak “90 gün içerisinde 3600 ek gösterge vereceğiz” dedi. Son olarak “sözümüzü tutacağız” demesinin üzerinden de 6 ay geçti.
Çalışırken yüzü gülmeyen emekçilerin emeklilik hayalleri de suya düşmek üzere. İktidar gündeme getirdiği kıdem tazminatı yasası ile çalışırken yüzü gülmeyen emekçilerin emekliliklerinde alacakları toplu paraya da gözünü dikti. Yasa tasarısıyla, esnek çalışma getirilerek kıdem ve ihbar tazminatlarının ortadan kaldırılacağı, Kıdem Tazminatı Fonu kurularak emeklilikte ele geçecek olan toplu para yerine, aydan aya maaşa eklenen düşük ücretler öneriliyor.
Ukrayna’ya, Filistin’e milyon dolarlar bağışlayan, Ağaoğlu, Cengiz gibi yandaş müteahhitlere milyarlar veren, içi geçmiş siyasilere saraydan milyonlarca lira maaş bağlayan, seyircisiz konser veren yandaş sanatçılara 30 milyon ücret ödeyen iktidar, sıra esnafa, işçiye, memura, emekliye geldiğinde “sabır” diliyor, “dua etsinler” diyor. İşin özü, işçiden, emekçiden, emekliden, çiftçiden yana tavır koymayan, tüm inisiyatiflerini sermaye sahipleri üzerine kullanan bir siyasal bakış açısı ile gelir dağılımında adaletin sağlanması mümkün değil. Bu kafayla zenginler daha zengin, fakirler daha fakir olmaya, bizler de şikayet etmeye devam edeceğiz.
Son Söz; “Zayıf daima adalet ve eşitlik ister, halbuki bunlar kuvvetlinin umurunda bile değildir” Aristotales

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM