Agah Bıyıkoğlu
Agah  Bıyıkoğlu
OĞLUMUN ANTRENÖRÜNE MEKTUP
  • 0
  • 181
  • 02 Ağustos 2019 Cuma
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Hemen her yıl olduğu gibi bu yıl da futbol yaz okullarına, takımların alt yapılarına akın akın gidiyor çocuklar, gençler… Bu çok yararlı spor etkinliklerine katılan gençlerin nasıl eğitilmeleri gerektiğini düşünür, beyin fırtınası yaparım zaman zaman… Bu nedenle kendimi bir futbol takımında forma giyecek bir çocuğun babası yerine koyarak, empati yaparak bir mektup yazmaya karar verdim.
Yirmi yıldan fazla öğretim görevlisi olarak çalıştığım AKÜ Meslek Yüksek Okulu ve derslerine girdiğim İİBF öğrencilerine, ABD’nin ünlü başkanlarından Abraham Lincoln’ün bir mektubunu okuturdum her ders yılı içinde… Lincoln, bu mektubu oğlunun öğretmenine yazmış. “Öğret ona ki” diye başlayan ünlü mektubun giriş bölümü şöyle: “Öğrenmesi gerekli, biliyorum; tüm insanların âdil ve dürüst olmadığını/ Fakat şunu da öğret ona, her alçağa karşılık bir kahraman/ her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır.” Ben de yıllar önce âdeta ezberlediğim bu mektuptan esinlenerek bir futbol takımında forma giyecek oğlumun antrenörüne yazdığım mektup şöyle:
“Öğret ona Hocam ki futbol oynayan her çocuk yıldız olamayacak biliyorum, fakat spor çocuklar için hem fiziksel gelişme ve bedensel sağlık, hem de iyi bir kişilik oluşması ve ruh sağlığı yönlerinden çok yararlı ve gerekli bir etkinliktir. Futbol takımlarında başlayan arkadaşlıkların bir ömür boyu süreceğini de öğret ona… Ve Hocam zaman alacak biliyorum ama kaybettiği zaman kaybetmenin dünyanın sonu olmadığını, kazandığı zaman da rakiplerini üzecek derecede sevinmemesini öğret… Maçlarda hata yapmanın rakibe saygısızlıktan, hakemi kandıran davranışlardan çok daha onurlu olduğunu da… Antrenörüne, yöneticilerine rakip takımların antrenör ve futbolcularına, tanıdığı futbol adamlarına nazik ve saygılı olmasını öğret Hocam… Evet, hemen olmaz ama antrenman ve maçlara sürekli ve zamanında geldiği takdirde, fiziksel, zihinsel ve duygusal yönlerinin gelişeceğini öğret ona… Kulüp ortamının yarı formal bir eğitim süreci olduğunu biliyorum Hocam ve öğret ona ki başka okulardan, başka mahallelerden hattâ köylerden gelen futbolcu arkadaşlaryla dayanışma, kaynaşma ve birlikte olmanın yaratacağı sinerjiyi… Ve hocam, oğlum zaman zaman yedek kulübesinde oturabilir; fakat çok ünlü futbolcuların da yedek kaldığını isimler vererek öğret ki yedek kalmak ayıp değildir… Ve bilmeli ki oğlum Hocam, futbolda torpil yoktur, iyi olan girer takıma… Ve şöyle düşünmelidir ki “benim antrenörüm deneyimlidir, bilgilidir, ondan öğreneceklerim var.”
Ve biliyorum Hocam, onun teknik-taktik-kondisyon-psikolojik kapasitelerini geliştirecek, onlardaki kazanma duygusunu ön plana çıkaracaksın ve yine eminim ki ona “ne olursa olsun kazan” demeyeceksin. Ve Hocam, oğlum özgüven kazandıkça daha başarılı bir futbolcu olacak. Hemen olmayacak doğallıkla bütün bunlar, öğrenecek zamanla, taşı delenin suyun gücü olmadığını, damlaların sürekli olmasından taşın delindiğini… Ve görecek o da yetenekli ve yıldız adayı arkadaşlarının daha üst liglere gittiğini, kendisinin de daha üst liglere gidebileceğini ve ona göre çalışması gerektiğini kavrayacak zamanla…
Yaşam süreci içinde dürüstlük kavramının ne denli önemli olduğunu iyi bilirsin Hocam eminim.. Dürüstlük insan ahlakının temelidir. Biliyorum Hocam, herkesin harcı değildir dürüst olmak.. Yalan dolan, hile, kandırma iki yüzlülük… Örnekleri pek çok. Elbet okullarda okutuluyor bunlar, bir kez de sen anlat Hocam; dürüst olmak, her zaman her koşulda doğru bildiğinin yanında olmaktır.
Çanakkale Savaşı sırasında şehit olan futbolcu büyüklerimizi, Anadolu’ya silah kaçıran ünlü futbolcularımızı tanıt Hocam ona… Ve yurt severliği, “mesut, muvaffak ve muzaffer Türkiye Cumhuriyeti’”nin bir yurttaşı olmaktan gurur duymasını, “Ben sporcunun zeki çevik ve ahlaklısını severim” diyen Atatürk’ün sözünü kılavuz edinmesini öğret ona…

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM