Nevruz değil Newroz muş! – Kocatepe Gazetesi

Nevruz değil Newroz muş! – Kocatepe Gazetesi

Onur Bayram 24 Mart 2011 Perşembe 02:00:00
  -Kürtleşen İstanbul’dan izlenimler-
Kendi ülkenizde ve vatanınızda, kendinizi hiç ezilmiş, itilmiş hissettiniz mi? Bölücü terörün en yoğun olduğu doğuda değil de batıda Türk olmanın, bölücü olmamanın korkusunu yaşadınız mı? Ben yaşadım. Hafta sonu İstanbul’da kendini Kürt bir ülkeye tatile gitmiş, bir Türk gibi hissettim. İstesem de istemesem de yüzüme vuran sarı, yeşil, kırmızı bez parçalarının arasında ‘biji apo’ sloganlarına duymak zorunda kaldım.
Hafta sonunu bu mevsimde o bölgede pek görülmeyecek hoş bir havada İstanbul’da, geçirme fırsatı buldum. Ben unutsam da geçen Pazar günü Nevruz’muş. Farslar, Kürtler, Zazalar, Azeriler, Anadolu Türkleri, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikler, Özbekler, Kırgızlar, Karakalpaklar, Kazaklar ile beraber neredeyse tüm kuzey yarımküre doğanın uyanışı ve bahar bayramı olarak kutlanan Nevruz, ya bizim sahip çıkmamızdan ya da ‘açılım’ gibi politikalarla ‘Bölücü söylem ve eylem manzaraları bayramına’ dönüşmüş.
Nevruz’da olanları, yakılan yıkılan yerleri, polise taş atan gençleri televizyonlarda hep birlikte izledik. Hatta her ne kadar henüz açıklamasa da ‘açılım’ın sahibi Başbakan’ın ‘densiz’ dediği baş komisere tokat atan, kadını hep birlikte sinirlerimize hakim olamayarak izledik. Milletvekili demeye bin şahit isteyen bu kadınla ilgili terbiye sınırları içinde bir yazı yazmam mümkün olmadığı için bir şey yazamayacağım. Ancak sanırım tehlikenin farkında değiliz. Bu yüzden Türkler’in de bahar bayramı olan Nevruz günü, Türkiye’nin en büyük ve en güzel şehri İstanbul’da yaşadığım olayları, ‘Kürt İstanbul’ izlenimlerini sizlerle paylaşıyorum.
Bir zamanlar bitme noktasına gelen terör son yıllarda yeniden hortladı. Terörden aldıkları cesaret ve basiretsiz yöneticiler yüzünden şımarık ve terbiyesiz bir halk kitlesi oluştu. Önce Türkiye’nin doğu bölümü bizim diyen bu bölücüler, şimdi ‘açılım’lardan mıdır bilmem ‘doğu bizim, Türkiye hepimizin’ söylemleriyle her gün onlarca istek açıklıyor. Hatta bırakın istek adı altında devleti tehdit etmeyi ‘sivil itaatsizlik’ diyerek Arap Yarımadası ve Afrika’daki isyan ateşlerini ülkemize de sıçratmak istiyor.
İstanbul’u bilmeyenler için açıklayayım Tekirdağ yönünde İstanbul’un güneyindeki Halkalı, Avcılar, Florya, Yeşilköy, Kanarya gibi semt ve ilçelerine ulaşmanın en kolay ve en hızlı yolu Sirkeci-Halkalı tren hattıdır. Bu nedenle yanımdaki arkadaşlarım ve akrabalarımla birlikte Sirkeci’den Halkalı’ya gitmek için Pazar günü Banliyö trene bindik. Sirkeci’de sakin görünen tren, Kumkapı’dan itibaren Kazlıçeşme’de BDP’nin düzenlediği Nevruz kutlamasına gitmek için trene binenlerle gergin ve sevimsiz bir ortama kavuştu. Tam insanlar bugün ne bu kalabalık derken, Cankurtaran ile Kumkapı arasında büyüklüğü kutu içeceklerden daha büyük bir taş bulunduğum vagonun camına geldi. Cam tuzla buz olurken, bir kısmı da kırılıp o bölgede oturan insanların üstüne döküldü. Camın taşın hızın kesmesi ve kimseye isabet etmemesi büyük şanstı.
Kumkapı, Yenikapı, Kocamustafapaşa ve Yedikule’de trenlere onlarca hatta yüzlerce ellerinde sarı, kırmızı, yeşil bez parçaları ve poşular bulunan insan bindi. ‘Başkanımız apo’ anlamına gelen ‘biji apo’ sloganları atan 7’den 70’e kadar yüzlerce bölücü örgüt yanlısı Kürt, treni Kürt tribünlerine çevirdi. BDP bayrakları her yanda sallanırken, yaşları 10 ile 20 arasında değişen her genç trenin her iki yanındaki her kapıya 3’er 4’er kişi olarak dağıldı. Elleriyle İngilizler’in orta çağda Zafer anlamına gelen 2 işareti yapan gençler, dışarıya bayraklarını sallamaya başladılar. ‘Dişe diş, kana kan’ çığlıkları atan gençler, güvenlikçilerin söylediğine göre bazı vagonlarda bebek katili bölücü başının fotoğraflarını da açmışlar.
Bölücü terör yanlısı Kürtlerin, büyük kısmı Kazlıçeşme’de indi. Ben uzun zamandır, hatta Afyonkarahisar’daki hiçbir mitingde böyle bir kalabalık görmemiştim. Tren ilerlerken binlerce kişinin milyonun üzerinde Kürt’ün toplandığı Kazlıçeşme’ye doğru ilerli-yordu. Trenler, otobüsler ve yürüyenler… Ulaşım şekli değişse de ellerindeki bayrak ve dillerindeki söylemler hep aynıydı.
Kazlıçeşme’de vagonlar boşalıp her vagonda yaşları genelde 10-15 olan 15-20 genç kalmıştı. Bu gençler kapıları açıp, ağızlarına doladıkları sloganları atıyor, bayrak sallayıp eliyle zafer işareti yapıyordu. Birkaç kişi düşeceksiniz, üşüyoruz bahaneleriyle gençleri kapılardan uzaklaştırmak istedi. Gençlerin sözleri ise tüyler ürperticiydi. Kapısından o üç renkli bez parçalarının sallanmadığı vagonların taşlanacağını söyleyen neye hizmet ettiklerini bilmeyen bu gençler, “biz sizi korumak için sallıyoruz bayrakları. Yakında sizin bayrakla bizim bayrak yan yana dalgalanacak. O güne kadar bu bayraklara sizi böyle alıştıracağız” diyorlardı. Vatandaşlar ya da güvenlikçiler ses çıkarmaya çalıştığında bir anda 100-200 Kürt çocuk bir anda toplandığından herkes bitsin artık şu yolculuk diyordu.
Hayatımın belki de en zor günlerinden biriydi. Kendimi hiç bu kadar ezilmiş ve çaresiz hissetmemiştim. Yaklaşık 45 dakika süren yolculukta, polise hareket çekenleri, bayrağımıza ve devletimize küfredenleri gördüm. Melodisi 10’uncu Yıl Marşı olan telefonum çalmasın diye sesini kıstım. En zoru da her şeye rağmen susmak zorunda kaldım. Ben tüm bu acıyla dudaklarımı ısırırken, ne olduğunu anlamayan bir kadın, Kürt çocuklardan birine, “oğlum bugün ne” diye sordu. “Çocuk bugün newroz” diye cevap verirken kadın, “haa nevruz” diye bir tepki verdi. Kadının tepkisine çocuk, “Nevruz değil teyze newroz. Bu gün burası Kürt İstanbul” diye tersledi.
Türk halkı ses çıkarmadıkça, yöneticiler bölücüleri şımarttıkça durum daha da vahim bir hal alıyor. İstanbul, İzmir, Ankara ve memleketim Trakya resmen ele geçirilmiş. Bu konuda Afyonkarahisar çok şanslı. Bizde bölücü terörün temsilcileri yok. Var olan Kürt vatandaşlarımız onlara prim vermiyor.
Bu nedenle bölücülerin temsilcileri ilimizde il teşkilatı bile kuramıyor. Ama siz siz olun Afyonkarahisarlı hemşerilerim, kime ev sattığınıza, kime ev kiraladığınıza dikkat edin. Bir kere gelip, çoğaldılar mı geldikleri yeri ele geçiriyorlar. Pazar günü şunu anladım Afyonkarahisar’dan başka bir yerde yaşanmaz artık. Ancak bu şehri korumak, şehrimizi steril tutup ‘açılıp’ saçılmamak bizim elimizde.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi