NEOCONLAR, DERSHANE VE ÇARPIŞMA – Kocatepe Gazetesi

NEOCONLAR, DERSHANE VE ÇARPIŞMA – Kocatepe Gazetesi

Talha Emir 29 Kasım 2013 Cuma 02:00:00
  Sevgili kaarilerim, eğitim dünyasının yoğunluğu ile sizlerden uzunca bir süre ayrı kalmak zorunda kaldık. Ama neyse ki yazdığımız köşe yazıları hâlâ tazeliğini koruyor.
Ben demiştim demek çok bayağı lâkin bir o kadar güzel! Hatırlarsanız vekil sayımızın düşmesi üzerine bir yazı kaleme almış ve orada iktidar partisine bir tüyo vermiş idim. Vatandaşa, “Siz 3 çocuk yapmazsanız tabi ki vekilimiz düşer” deyin demiştim ki sevgili Bakanımız tıpkısının aynısını söyleyivermiş.
***
Keza yine bir yazımızda Cemaat mi-AKP mi diye sormuştuk. Belki o günlerde çoğu kişi bize fitneci deyip kızmıştı ama gelinen nokta, kavganın o günlerden hatta daha da öncesinden başladığını gösteriyor işte.
Bununla alakalı olarak yine birkaç kelâm etmek vazifemiz oldu. Gerçi dershaneler bizim gündemimiz değil amma ve lâkin olayın karşılıklı olarak neden böyle öfke patlamasına dönüştüğünü analiz etmek üzerine düşünebiliriz.
***
Eğitim sistemi bu haldeyken iktidarın oldu bittiye getirecek tek iş/sorun olarak dershaneleri görmesi çok anlaşılır bir şey değil. Kapatmak yerine yasal düzenlemeler ya da öğrenciye sosyal yardım gibi pek çok şekilde maddi destek yolları bulunabilirdi. Ama demek ki mesele dershane değil…
***
Genel yorum olarak Gezi olaylarının -başında değil- ortasında ve sonunda olduğu gibi iki gücün bir birbirini yeme hamleleri olarak görülebilir.
28 Şubatla birlikte Gülen’in neoconların yörüngesine girdiğini az çok biliyoruz. En son BBC’nin geçtiği habere göre hizmet hareketi ABD’de Hillary Clinton’ın seçim kampanyasına önemli ölçüde para toplamış. (Libya’daki büyükelçinin öldürülmesinden sonra Fethullah Gülen’in gazetelere ilan verip Clinton’a taziyesini iletmesini de bir yere not edin). Clinton’ı da Suriye mevzuundaki ateşli savaş taraftarlığından biliyoruz. Davutoğlu ile birlikte Suriye’ye silahlı müdahale konusunda oldukça çaba harcamıştı. Hatta hizmetin medya organları -kendi ülkelerinde sokağa bile çıkmayı fitne sayarken nedense- Suriye’de iç isyanı/savaşı kışkırtan manşetlerini günlerce sürdürdü. Bu savaş tellallığına rağmen Başbakan, ılımlılar grubu olarak Obama ile birlikte Suriye’ye girme konusunda oldukça alttan almıştı hatırlarsanız.
***
Görünen o ki başbakanı istemeyen yahut istediği gibi kullanamayan küresel çetelerin bir kolu, onu tart etmek için mücadeleye devam ediyor.
Buna karşı hamle olarak da başbakan Şangay beşlisine girmeyi, Çin’den silah almayı, İran ile ilişkileri düzenlemeyi…vb. gerçekleştirmeye çalışıyor.
***
Dershane olayının içe/Türkiye’ye bakan tarafı ise iktidarın kendi tabanını oluşturma, başına iş açan grubun eleman yetiştirme yolunu tıkama çabası galiba… İktidar kendisine yakın olan ensar, ilim yayma, önder, ihh…vb. Gibi stklar ile kendi istediği gibi düşünen/konuşan/eylemde bulunan bir taban (dindar gençlik) oluşturmak istiyor. Ama karşısındaki oluşum kadar sistematik ve kökleri derinde değil. Saydığımız bu stklar bir tarikat ya da cemaat yapısından uzak olduğu için çeşitlilik ve çabuk dağılma özelliği gösteriyor. Bunu yoluna koyduktan sonra bu stklar vasıtası ile düzenlediği ücretsiz yardımcı eğitimlerle/çeşitli faaliyetlerle Gülen Cemaati’nin önünü tıkamak, kendine adam yetiştirmek ana amaç olabilir.
***
Bir marjinal değerlendirme daha yapacak olursak, yine bir yazımızda AKP, güneydoğuyu BDP’nin eline bıraktı demiştik. Bunu nasıl yapmıştı peki? BDP’nin adaylarının karşısına çok zayıf adaylar çıkararak… Haliyle BDP’nin oy oranı artmış, sanki güneydoğu ve kürtlerin tek temsilcisi BDP gibi algılanır olmuştu.
Bu misal, eğer hizmet hareketinin iddia ettiği gibi dershanelerin kapatılması bir Oslo görüşmesi isteği ise o zaman burada da tabanı PKK’ya bırakma tehlikesi var. Hadi daha iyimser bir deyişle BDP’nin oy potansiyeli etme handikabı var. Ki bu da gelecek açısından başka bir sorun oluşturur.
***
Söylediklerimizde hata olabilir mutlaka. Ne var ki hakikatin tarafını tutmakla mükellef olan bizlere düşen vazife, bir kaç adım sonrasının insanlık âlemine yararlı mı olacak, zararlı mı olacak bunun hesabını yapmak.
Eğer dershane mevzuunda birilerine taraf olursak yine gündemin karanlığına düşer, hakikatin ışığından uzaklaşırız. Aynı zamanda da tarafsızlığımıza gölge düşer, söylediklerimize/fikirlerimize hep ön yargıyla yaklaşılır, toplum nezdinde itibarımız azalır.
Bu nedenle yazımı kesin ve yönlendirici bir direktiften ziyade mukayese edilecek bir kısım bilgi olarak görürseniz sevinirim.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi