Aziz Aslan
Aziz  Aslan
azizaslan@kocatepegazetesi.com
NEMELAZIMCILIĞIMIZ!
  • 0
  • 696
  • 25 Şubat 2020 Salı
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Aşağıda belki de birçok okuyucunun bildiği alıntıyı öneminden dolayı paylaşıyor ve yorumunu sizlere bırakıyorum.
Vaktiyle Bursa’ da bir müslüman, çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”
Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye..Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, ahalisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama.
Adam:
– “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin isbat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış:
– “Ne delili, ne isbatı?.. Sen fitne çıkardın, huzuru kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş.
Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:
– “Nedir gerekçen?..” diye sormuş.
Adam:
– “Bir tek Sultan’a derim…”
diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:
– “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir?
Adam, başı önünde konuşur:
– “Delilim vardır, lâkin isbat ister.”
– “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”
– “O zaman boynum, kıldan incedir.”
– “Eeee?!..”
– “Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rastgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…”
Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masûmdur, gerekirse kefâlet ödeyelim…”
Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:
– “Sultânım, artık bırakmak zamanıdır” demiş.
Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, Sultan’a teşekkürler.
Az zaman geçmiş ki, adam:
– “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultânım” demiş.
Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar âyininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk, sevinç gösterileri ve şükranlar.
Sultan:
– “Bitti mi?..” demiş adama.
– “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.
– “Şimdi nedir isteğin?..”
– “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimad edilen âlimini alınız minberinden…”
Ulucami imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler…
Ve ne olmuş bilin bakalım?..
Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa va’zı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış…
Geçmiş bir hafta, “nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Aptal ve câhil bir imam tâyin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:
– “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”
– “Kimbilir ne halt etti de tevkif edildi!..”
– “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”
Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olanları.
– “Eee, ne olacak şimdi?..
Adam:
– “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.”
“Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:
– “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lûtfen, böyle Müslümanlar’a su helâl edilir mi?..”
Sultan acı acı tebessüm etmiş:
– “Hava bile haram, hava bile!..” demiş…

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM