Muharrem Günay
Muharrem  Günay
muharremgunay@kocatepegazetesi.com
NAMAZIN SÜNNETLERİ (I)
  • 0
  • 294
  • 28 Aralık 2019 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Sünnet, Hz. Peygamberin devamlı olarak yaptığı ve bir mazeret olmaksızın terk etmediği veya mazeretsiz nadiren terk ettiği şeydir. Namazda Sübhâneke duasını okumak, eûzü çekmek bu mânada sünnettir. Sünnetin yapılmasına sevap olmakla birlikte terk edilmesine ceza (ikab) yoktur; sadece kınama ve sitem (itâb) vardır. Namazın sünnetleri, namazın vaciplerini tamamlar, onlardaki kusurları telâfiye ve fazla sevaba vesile olur. Sünnetlere riayet etmek ve devam etmek Hz. Peygamber’e muhabbetin bir nişanesi sayılır. Bununla birlikte sünnetin terk edilmesi ne farzın terk edilmesi gibi namazın bozulmasını (fesad) ve yeniden kılınmasını, ne vacibin kasten terk edilmesi gibi tahrîmen (harama yakın) mekruhluğu, ne de vacibin sehven terk edilmesi gibi sehiv secdesi yapmayı gerektirir. Fakat sünnetlerin kasten terk edilmesi “isâet” (yanlış ve kötü davranma) olur. îsâet, Hanefîler’in tanımlamasına göre tenzîhen (helale yakın) mekruhun üstünde, tahrimen mekruhun altında yer alır. Hz. Peygamberin devamlı olarak yapmayıp, yapılmasına teşvikte bulunduğu şeylere ise Hanefîler, mendup=müstehap adını vermişlerdir. Buna göre meselâ sabah namazının farzından önce iki rek’at namaz kılmak sünnet, ikindi ve yatsıdan önceki dört rek’at ise müstehap sayılmaktadır.
Edep (çoğulu âdâb) ise, Hz. Peygamberin devamlı olmaksızın birkaç kere yaptığı şeylerdir. Rükû ve secdede üçten fazla teşbih yapmak (yani rükûda üçten fazla “sübhâne rabbiye’l-azîm” demek) böyledir. Hanefî kitaplarında edep tabiri, mendub=müstehap anlamında da kullanılır. Âdâb sayılan şeyleri terk etmek, her ne kadar isâet sayılmaz ve kınamayı gerektirmez ise de bunlara riayet edilmesi daha faziletlidir (efdal). Esasen namazın âdabı, yüce yaratıcının huzurunda durulduğunun farkında olunarak, zahiren mütevazı bir halde bulunmaktır.
Buna göre Hanefîler’de namazın farz ve vacipleri dışında yapılması uygun görülen şeyler kuvvetliden zayıfa doğru şöyle bir sıralama takip etmektedir: Sünnet, mendup-müstehap, âdâb.
Diğer mezheplerde ise mendup, bir bağlayıcılık ve gereklilik söz konusu olmaksızın yapılması istenen şey şeklinde tanımlanmaktadır. Mendubun yapılmasına sevap olmakla birlikte terk edilmesine ceza yoktur. Fakat mendubu terk eden kişi, kınama ve sitemi hak eder.
Buna göre, cumhurun mendup tanımı Hanefîler’in sünnet tanımı ve an-layışlarıyla örtüşmektedir. Esas itibariyle namazın farz ve vaciplerinden olmayan, dolayısıyla eksikliği namazın aslına zarar vermeyen, bununla birlikte yerine getirilmesi hem Hz. Peygamber’in uygulamasına uyma hem de namazın şekil ve içeriğini tamamlama anlamına gelen şeylerin genel anlamda mendup olarak değerlendirilmesi, namazın sünnet, müstehap ve âdabının bu başlık altında düşünülmesi mümkündür. Bu bakımdan aşağıda namazın sünnetleri ve âdabı olarak sayılan şeyler genel olarak namazın menduplarıdır.
Her ibâdetin olduğu gibi namazın da sünnetleri vardır. Bunlar vâcibleri tamamlar, sevabın artmasına vesile olurlar. Sünnetlere riayet, Rasûlüllah’a muhabbet ve sevginin nişânesidir. Bununla beraber sünnetleri terk etmek, namazın bozulmasını ve iâdesini gerektirmez. Ancak tembellik ve lâkaydlıkla sünnetleri terk etmeyi âdet hâline getirmek, Resûlüllah’ın şefâatinden mahrum kalmayı netice verebilir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM