NAMAZ HER HAL VE ŞARTTA KILINMALIDIR

NAMAZ HER HAL VE ŞARTTA KILINMALIDIR

Muharrem Günay 12 Ocak 2011 Çarşamba 02:00:00
  Hiç bir şey, iş, ticaret, savaş dahil namazı terk et-meye mazeret olamaz. Bu konuda Yüce Allah, şöyle buyurur:
“Birtakım insanlar (Allahı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alış veriş onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz..”(Nûr,24/37)
Dinin direği ve mü’minin miracı olan namaz borcunun yerine getirilmesi için her türlü kolaylık sağlanmıştır:
“Su bulamayanlar teyemmüm ederek (Miade,5/6):
“- Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.” (Maide,5/6)
Bir tehlikeden korkanlar veya at, deve,uçak, gemi vb. binit üzerinde iken veya yürürken kılarlar:
“Eğer bir korku hâlindeyseniz, yaya veya binekli olarak giderken kılın…” (Bakara,2/239)
“O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde hep Allah’ı zikredin. Korkudan kurtulduğunuzda namazı tam erkânı ile kılın. Çünkü namaz müminlere belirli vakitlerde yazılı bir farzdır.”(Nisa/103)
“Yolcular, seferi olanlar, dört rekatlı farzları ikişer rekat olarak kılarlar.” (Enes. İmam Suyuti, Camiu’s-Sağir, Aydın Yayınevi: 1/674)
— Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki
“Şüphesiz Hz. Allah, misafirlerden oruç tutma ve namazları dört rekat kılma zorluğunu kaldırmıştır.” (Enes. İmam Suyuti, Camiu’s-Sağir, Aydın Yayınevi: 1/674)
Zaruret ve ihtiyaç halinde öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazlarını öğle veya ikindide, akşam veya yatsı vaktinde birleştirerek kılabiliriz. (Müslim, Salatül Müsafirin,52,I,490, Buhari, Taksirü’s-Salati, 13,II,39 Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Cem bir ruhsat ve kolaylaştırmadır; gerektiğinde bu ruhsattan istifade edilmelidir. Sünnî fıkıh mezheplerine göre kural, her namazın kendi özel vaktinde kılınmasıdır. Ancak geçerli bir mazeretin olması durumunda cem yapılabilir. Namaz dinin direği kabul edildiği için, hiçbir mazeret nedeniyle terkine izin verilmemiş, fakat kılınabilmesi için birtakım kolaylıklar getirilmiştir. Bu bakımdan olağan dışı durumlarda, alışkanlık haline getirmemek kaydıyla ve belirli şartlarla cem yapılabilir. Sabah namazının cem edilmesi ise mümkün değildir.(Bu konu ileride ayrıca işlenecektir)
“Sevgili peygamberimiz, yolculukta öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı bir arada kılardı.” (Buhari. İmam Suyuti, Camiu’s-Sağir, Aydın Yayınevi: 1/674)
“Savaş halinde olanlar nasıl güçleri yetiyorsa o şe-kilde” (Nisa,4/102)
“Sen onların aralarında bulunup da onlara namaz kıldırdığında içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında diğer bir kısmı arkanızda beklesin. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. Kâfirler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Eğer size yağmur gibi bir eziyet erişir veya hasta olursanız silahlarınızı bırakmanızda bir vebal yoktur. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayın. Kuşkusuz Allah kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.” (Nisa/102)
Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki: “Namazın mümkün olduğu kadar ayakta kılınması daha büyük sevaptır. Şayet buna güç yetmiyorsa, oturarak da kılınabilir. Buna da güç yetmiyorsa, uzanarak veya yan yatarak kılınmalı.” (Buharı. İmam Suyuti, Camiu’s-Sağir, Aydın Yayınevi: 1/688)
Ayakta durmaya güçleri yetmeyen hasta, yaşlı ve özürlüler oturarak, buna da güçleri yetmiyorsa, yatarak namazlarını kılarlar. (Al-i imran,3/191) Hatta gözlerle bile namazı kılmak zorundayız.
Kadınlar özel hallerinde namazı kılmaz ve kaza da etmezler. (Özel hallerinde tutamadıkları orucu kaza ederken, namazı kaza etmezler.)
Kadınlar dilerlerse camide cemaatle namaza iştirak edebilirler. Fakat evlerinde kılmaları daha uygundur. Resulullah (s.a.v.) buyuruyor ki: “Kadınların namaz-larının en efdali kendi evlerinde kılacağı namazlardır.” (Taberani. İmam Suyuti, Camiu’s-Sağir, Aydın Yayınevi: 1/722)
İmanı kalbine yerleşmiş ve gerçek mümin niteliği kazanmış bir Müslüman’a namaz kılmak ağır ve zor gelmez. Müminler namazlarına müdavimdir. (Mearic,70/22–23) ve namazlarını büyük bir haz ve istekle kılarlar.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi