MİRAS

MİRAS

Nuşirevan adında İran’da 531 ile 579 yılları arasında hükümdarlık etmiş, adaletiyle ünlü bir şehzadeye babasından büyük bir miras kalmıştı. İkram dolu elini açtı ve cömertlik yapmaya başladı. Halkına ve askere çok miktarda iyilikte bulundu.
Kutusunda duran misk, dışarıya koku vermez. Amber gibi ateşte yakıp ağzını açmak gerek? Büyüklük istiyorsan ikram et. Tohum ekilmeyince yerden bitmez.
Düşüncesiz arkadaşlarımdan biri ona nasihat etmeye başladı ve dedi: “Senden önceki padişahlar çok emek ve gayret sarf ederek bu hazineyi oluşturmuşlar ve önemli işler için burada saklamışlardır. Bu işten vazgeç, önünde çok önemli işler çıkabilir. Yoksa daha sonra pişman olursun.”
“Eğer bir hazineyi halka dağıtmaya kalkarsan her eve ancak bir pirinç düşebilir. Fakat her evden bir arpa kadar gümüş toplarsan her gün bir hazine meydana getirirsin.”
Şehzade bu sözleri beğenmedi ve onlara kızarak dedi ki: “Allah beni bu mülke vâris kıldı, istediğim gibi yerim ve yediririm. Onu koruyan bir bekçi değilim ki?”
Nuşirevan halkına çokça yardımda bulundu, fakir insanların evlerinde güller, çiçekler açtı.
Kırk hazine sahibi olan Karun helâk olup gitti. Nuşirevan ise ölmedi, hep iyi şanıyla yaşıyor.
Şadi Şirazi

SAYGI

Çevrede olumlu izler, etkiler bırakabilmek ne güzeldir… Ken­di işini saygıyla, heyecanla yapabilmek, insanlara Allah rızası için hizmet etmenin hazzını duyabilmek ne güzeldir. Bir san’atta ustalığa ulaşan kişinin bu ustalığı onun her hareketine yansır. İşini yaparken mutlu ve huzurlu olanlara hep gıpta etmişimdir. Her iş önemlidir. İşin basiti olmaz. Hepimiz birbirimize muhtacız. Bazı işlere burun kıvıranlar, hayatın mânâsını anlamayanlardır. Hamlar, olgunların halinden anlamaz. Özenle, itina ile, edep ve saygı ile yapılan her iş, o insanı ruhen geliştirir, yüceltir, arıtır, temizler. Onlar mutluluğun tafrada, gösterişte değil, sadelikte bulunduğunu; içte, kalpte bulunamayan mutluluğun hiçbir yerde olamayacağını anlamış, irfanlı insanlardır…
Efendim, hikâyeyi bilirsiniz. Rabia Sultan, bir gün evinin etra­fında dolanmakta, yerde bir şeyler aramaktadır. Konu komşu yardıma gelirler.
– Ya Rabia, aradığın nedir, söyle ki biz sana yardımcı ola­lım. Rabia Sultan:
– Eksik olmayın, der. Sağolun. Evde iğnemi kaybettim. Bir türlü bahçede bulamıyorum. Bir komşusu:
– İlâhi Rabia Sultan, der.
Hiç evde kaybolan iğne bahçede aranır mı? Koca Sultan bu anı beklemektedir. Niye hayret ettiniz der, sizin yaptığınızı yapı­yorum. Siz de kalbinizde kaybettiğiniz huzuru ve mutluluğu dışarıda aramıyor musunuz? Ne farkımız var? Komşular dona­kalır. Rabia kulübesine girer.
Sabri Tandoğan

Fizikî bir kanun icabı
terazi icat edilmiştir ki:
Hakk’ın adil olduğunun,
fizik kanunu şeklinde
görünmesidir. Terazilerini
doğru tartınız demek, Allah’ın
EL ADLÜ esmasına hürmet edin!
Hak terazide tecelli ediyor demektir.
Hile sokarsanız şirk içinde olursunuz. Adil-ADLÜ esmasına fiilen hakaret olur.
Aman dikkat edin!..
Yanlış tartanlara yazık olsun, onların hâli çok müthiştir.
Dr. Münir Derman (k.s.)

GÖĞE BAKMA

İstanbul’da gün geçmiyor ki devasa bir bina ile karşılaşmayalım. Korkarım bu gidişle göğü bile göremez hale geleceğiz, bir ‘göğe bakma durağı’ gerekecek göğü görmek için. Güneşi ve göğü bizden saklayan bu devasa binalar, kuşların göç yollarını da bozuyor.
Öyle sokaklardan geçiyorum ki yeni ve tıkış tıkış yapılmış binalar, adeta yolu ve insanı yutmuş. Beton tabiatı yutuyor, insanların kutsalı en tabii haliyle içlerine çekecekleri, İlahi olanın ruhun gözeneklerinden içeri sızabileceği tabiat parçaları ufak ufak yok oluyor.
Her tahribat çocuklarımızın geleceğinden çalıyor. İstanbul ve diğer şehirlerimizde yeşil alanların korunması ve çoğaltılmasına dair acil bir planlamaya ihtiyaç var. Basit bir öneriyle bitireyim müsaadenizle: Başta belediye başkanları olmak üzere, şehirle ilgili her türlü icra ve tasarruf makamında bulunan kişiler keşke ‘insan ve tabiat’ üzerine zorunlu bir düşünce kursuna tabi tutulabilse. Keşke karar vericiler, verdikleri kararların metafizik boyutunu da düşünerek hareket etse.
Göğü açın efendiler ! Allah bize göğe bakmamızı emrediyor, siz onu plazalar, hanlar ve devasa alışveriş merkezleri ile kapamayın. Tabiat bize Allah’ın emanetidir, ona ihanet etmeyelim. Bir geleneği olmayan gelecek inşa edemez. Geleneği bilmeyen geleceği de tar ü mar eder. İnsanın göğe bakma ve kuşun gökte uçma hakkını Allah vermiştir, kimse gasp edemez.
Kemal Sayar

Geçmişe baktığım vakit, boşa harcadığım tüm anları, yaşam hakkındaki bilgisizliğim yüzünden yanılmalarla,
yanılgılarla, önemsiz işlerle yitirdiğim tüm anları düşündükçe bir kan damlası yüreğimi kaplıyor. En iyiye ulaşmak için değiştireceğim kendimi. Tüm umudum bundadır.
***
~Fyodor Dostoyevski

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi