MİRAS

MİRAS

“Bir ailenin çocuğuna bırakacağı en büyük miras, kız olsun, erkek olsun, onda bir sorumluluk duygusu uyandırmaktır. Bunu veremeyen aile, yarın evlâdına trilyonlar da bıraksa, kısa bir süre sonra onların çarçur olduğunu görür. Öğretmenlerin, öğ­rencilerine aşılayacağı en güzel duygu, sorumluluk olmalıdır. Sorumluluk duygusu olmayan insan bir hiçtir, bir sıfırdır. Aile ve toplum için utanç vesilesidir. Eğer bizler sorumluluk duygusuna sahip değilsek, asla adam olamayacağımızı bilmeli, kendimizi boş yere kandırmaktan kurtarmalıyız. Milletler, içlerindeki so­rumluluk duygusuna sahip insanların sayısı kadar güçlü olur, büyür ve yücelirler.
Sorumluluk, önce Allah’a ve Peygamber’e karşı olmalıdır. Ne için dünyaya gönderildiğinden habersiz bir insanın bir be­yefendi, bir hanımefendi olduğunu hayatta kimse görmemiştir. İt gibi yaşayanlar, sonunda it gibi ölürler.
Ne olur, niçin yaratıldığımızın, neden dünyaya gönderildi­ğimizin bilincinde olsak. Bir gül gibi yaşayıp, severek ve se­vilerek elimizden gelen her türlü iyiliği ve hayrı son nefesimize kadar yaparak, bir gül yaprağı gibi Hak’ka göçsek ne kaybe­deriz?
Duyuyor, biliyor, inanıyorum ki
Yaşamak sevgilerle güzel.
El ele tutuşup ilân edelim
“Aşk gelicek, cümle eksikler biter.”
Sabri Tandoğan

SERVET EMANETTİR

Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“…Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!”
(Tevbe, 34)
Rasûlullah (sav) buyurdular:
“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim bir kardeşinin ihtiyacını karşılarsa, Allah da onun ihtiyacını karşılar. Kim bir müslümanın herhangi bir sıkıntısını giderirse Allah da onun kıyâmet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyâmet gününde onun ayıplarını örter.”
(Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim,
Mülk gerçek mânâda ne fertlerin ne de toplumundur. Mülk ancak Allah -celle celâlühû-ındır. Kula ancak bir zaman dilimi çerçevesi içersinde tasarruf verilmiştir. Onu da istediği gibi kullanamaz. Mülkün sahibinin gösterdiği doğrultuda sarf edebilir, istifade ettiği dünya nimetlerinden muhtaçları ve muzdaripleri de istifade ettirmek mecburiyetindedir. Bir şâir, Efendimiz’in îsar hâlini ne güzel bir teşbîh ile îzah eder:
“Bir gün biri, Sen’i cömertlikte bulutlara benzetirse medhinde hatâ etmiş olur. Çünkü bulutlar verirken ağlar, fakat Sen verirken gülersin.”

“Ben, insan ölmüştür diyenlerden değilim. Asıl insan henüz mevcut değil. İster misiniz, onu var kılmaya çalışalım? Var olmaya çalışalım. Yani sebep sonuç zincirinde bir halka olmamaya, aksine daha sağlam güçlerin daha açık bir gaye ile her an ortaya çıktığı doğuş halindeki insanlar olmaya çalışalım.
Yoksulluğu doğuran bir zenginlik ekonomisine karşı, kısır bir politika, acınacak bir aşk, zavallı bir sanat, kuru bir bilim,
özü gitmiş bir dinden oluşmuş bu yaşantıya karşı, daha zengin bir hayat tarzı oluşturmayı deneyelim.
Aptalca bahse tutuşmalardan hoşlanmaz mısınız. Ben de öyleyimdir.
Ama başka seçimimiz yok:
Ya iman, ya hiçlik!”
Roger Garaudy

“Büyüyün ve çoğalın dedik, makineler de büyüyüp çoğaldılar. Bizim için çalışacaklarına söz vermiştiler. Şimdi biz onlar için çalışıyoruz. Gıda miktarını arttırsınlar diye icat ettiğimiz makineler açlığı çoğaltıyorlar. Kendimizi savunmak için icat ettiğimiz makineler bizi öldürüyorlar. Hareket etmek için icat ettiğimiz otomobiller bizi hareketsiz hale getiriyorlar. Buluşmak için icat ettiğimiz şehirler bizi yalnızlaştırıyorlar. İletişim kurmak için icat ettiğimiz büyük iletişim araçları, ne bizi dinliyorlar ne de bizi görüyorlar. Biz makinelerimizin makineleriyiz. Onlar masum olduklarını iddia ediyorlar. Ve bunda haklılar.”
Eduardo Galeano

ÇÖLDEKİ PENGUEN’DEN

Aşk başka bir vücutta kendini sevmektir.
Onda kendimizi arar ve kendimizi aradığımız için hep mükemmel olmasını isteriz.
İlk başlarda ufak bir elektrikle ışıldayan aşk ateşi, yerini keşfe bırakır.
Yeni bir ülke bulmuş gibi kısa sürede tanıyabilmenin sancısı yaşanır.
Benim gibi düşünüyor mu?
Benim gibi yaşıyor mu?
Tuttuğu takım, sevdiği sanatçı, etkilendiği yazar…
Hangi renkleri, nasıl giysileri giyiyor?
Sonuç pozitif ise sorun yok ama negatif sonuçlar varsa savaş başlıyor.
Elimizde çekiç, onun fazlalıklarını yontup atıyoruz.
Kopyamız oluncaya dek törpülüyoruz kimliğini. Sonunda oluyor istediğimiz.
Eserimizin karşısına geçip “tamam oldu” diyoruz.
Ya sonra?
Sonra monotanlaşıyor hayat. Polemik bitiyor. Konu bulamıyoruz.
Tüm ülkeyi avucumuzun içi gibi bildiğimizden bu şekilde yaşamanın anlamı kalmıyor.
Tekrar denizaşırı ülkeler kemiriyor hayallerimizi. Ondan bıkıyoruz.
“Sen eskiden böyle değildin” tartışmaları başlıyor.
Ve onunla olmanın yalnız başına kalmaktan farkı kalmayınca “hoşça kal” diyoruz.
Bir türlü anlamıyoruz nedense kendimizden bıktığımızı.
Tekrar yola koyuluyoruz “farklı insanı” bulmak için.
Aslında bi sevebilsek kendimizi, onu da seveceğiz, bunu düşünemiyoruz bir türlü, çünkü kendimizi sevmekten korkuyoruz.
Bülent Akyürek – Çöldeki Penguen

İnsanlar mutlu
olduklarında,
Mevsimin kış mı yaz mı olduğunu fark etmezler…
Aslında mevsimin ne önemi var,
Soğuk bakan
bir çift göz, yada kırıcı bir çift söz,
Dondurmaya yeter insanın içini
Gönüllere lazım olan bir tatlı söz..
İşte o söz ki, gönül
kışının güneşidir..

BUNLARI YAPMAYI UNUTMAYIN;

Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok ve fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
3 E ile yaşayın: Enerji, heyecan ve duygu paylaşımı.
Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.
7 saat uyuyun.
Her Gün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken gülümseyin.
Ailenizi sık arayın.
Her gün diğerlerine iyi bir şey verin.
Herkesi her şey için affedin.
70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız en az 1 kişiye “GÜNAYDIN” deyin.
Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü sizi ilgilendirmez.
Doğru şeyi yapın!
Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durun.
ALLAH her şeyi iyileştirir.
Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.
Sabah canlı olarak uyandığınız zaman, bunun için ALLAH’a şükredin.
Maneviyatınız daima mutludur. Öyleyse mutlu olun…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi