MEŞRUTİYET  AYDINLARI

MEŞRUTİYET AYDINLARI

Meşrutiyet (Bir hükümdarın başkanlığında parlamento yönetimi) Aydınları deyince aklımıza ilk gelen isimlerden biridir. Ziya Paşa Adı genellikle Namık Kemal birlikte anılır. Ziya Paşa 1829 yılında İstanbul’da doğdu. İlköğretim ve daha sonraki eğitimlerini İstanbul’da tamamlamıştır. Arapça ve Farsça öğrenerek bir süre sadrazamlıkta katip olarak çalıştı. Ayıca özel dersler alarak edebiyatta ustalığını ilerletti. Sadrazamlıktan ayrıldıktan sonra yurdun çeşitli bölgelerinde mutasarrıflık yaptı.
“Yeni Osmanlılar” cemiyetine katılarak yönetimi eleştiren yazılar yayınlamaya başladı. Daha sonra Namık Kemal, Ali Suavi ve Ağah Efendi ile birlikte Avrupa’ya oradan da Londra’ya geçerler. Londra’da Namık Kemal ile birlikte Hürriyet Gazetesini çıkarırlar. Bu gazetede muhalif yazılarını yazarlar. Memleketin geleceği konusunda da fikir yürütürler. Ziya Paşa Londra’da çıkardıkları Hürriyet gazetesinde medreselerle ilgili bir rapor yayınlar. Raporda Medreselerin durumundan bahsederek bu kurumlardaki en büyük engelin eğitim dilinin Arapça olduğunu belirtir. Öğrenciler on üç yılda doğru dürüst Arapçayı öğrenemiyorlardı. Bu durum eğitimin gerilemesine neden oluyordu. II. Abdülhamit’in medreseleri bir kat daha geriye götürdüğünden bahsediyordu.
Medreselerde eğitimin düzeltilmesini isteyenler vatan hainliği ile suçlanıyordu. Beş yüz yıllık Maarif tarihimizdeki isimler Molla Hüsrev, Ebussuud, Cevdet Paşa, Evliya Çelebi, Katip Çelebi gibi isimlerden ibarettir. Dünya bilim tarihinde Farabi gibi filozofları, İbn-i Sina gibi filozof ve tıp uzmanlarını Osmanlı Toplumu beş yüz yılda yetiştirememiştir. Bilim ve sanatta, gemicilikte ve denizcilikte çağların gerisinde kalındı. Eğitim dilinde Türkçeyi, toplumsal yaşamda Türklüğü dışlamanın sonucunda Osmanlı Devleti dağılıp gitmiştir. Arapça hastalığı Osmanlı-Türk kültürünün de gelişmesini engellemiştir. Kelam güya felsefe dersi olarak okutuluyordu. Osmanlının bugüne bıraktığı bir felsefe eseri yoktur. Biz Türkçe konuşan ve okuyan dünyada laik Cumhuriyeti kuran bir İslam toplumuyuz. Osmanlıyı çağdaş bir tarafsızlıkla değerlendirmeliyiz. Tarihi geriye çevirmek zordur. Bugün nasıl kağnı ile silah taşımıyorsak medreseli eğitime de dönemeyiz.
Ziya Paşa’nın şiir ve sözlerinden örnekler.
Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz,
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.
Açıklaması: Kişinin aynası yaptığı işlerdir laflarına bakılmaz çünkü kişinin aklının seviyesi yaptığı işlerle ortaya çıkar.
Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez,
Boran yerine dürrü güher yağsa semâdan.
Açıklaması: Gökyüzünden yağmur yerine inci ve mücevher yağsa talihsiz olanın bahçesine bir damlası bile düşmez.
Asude olam desen eğer, gelme cihana,
Meydana düşen kurtulamaz seng-i kazadan.
Açıklaması: Eğer mutlu ve rahat olmak istersen bu dünyaya hiç gelme, çünkü bu hayat meydanına bir defa düşen ızdırap verici dertlerden kurtulamaz.
Bed-asla necabet mi verir hiç üniforma
Zer-dûz palan vursan da eşek yine eşektir.
Açıklaması: Kötü yaradılışlı birine üniforma ya da gösterişli, pahalı giysiler soyluluk verir mi hiç, eşeğe altın işlemeli semer vursan da eşek yine eşektir.
Keşke bu şiirleri açıklamasız okuyup anlayabilseydik. Bunun için Türkçe konuşup Türkçe yazalım.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi