Muharrem Günay
Muharrem  Günay
MESBUK HAKKINDAKİ MESELELER
  • 0
  • 110
  • 25 Ocak 2020 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Mesbuk, bir rekât kılındıktan sonra imama uyan kimsedir ki, son oturuşta dahi imama uymuş olsa yine mesbuk sayılır. Mesbuk hakkında aşağıdaki meseleler ortaya çıkar:
• Mesbuk kaza edeceği rekâtlarda, tek başına namaz kılan gibidir. Örnek: Bir kimse sabah namazıın ikinci rekâtında imama uyacak olsa, mesbuk olmuş olur. Aldığı tekbirden sonra sükût eder. İmâmla beraber son oturuşta yalnız “Tahiyyat”ı okur. İmâm selam verince, kendisi ayağa kalkar ve imam ile kılmamış olduğu ilk rekâtı kılmaya başlar. “Sübhaneke ve Eüzü Besmele’den” sonra Fatiha suresi ile bir mikdar daha Kur’an-ı Kerîm okur. Bilindiği şekilde rükû ve secdelere gider. Ondan sonra oturup “Tahiyyatı, salâvatları ve Rabbenâ âtinâ’yı” okuyarak selam verir.
Akşam namazının ikinci rekâtında imama uyan kimse de birinci rekât hakkında bu şekilde hareket eder.
• Mesbuk, akşam namazının son rekatinde imama uysa, “Sübhaneke’yi” okur ve imamla beraber o rekâtı kılarak teşehhüde oturur. İmâm selam verdikten sonra kalkar, Sübhaneke, Eüzü Besmele, Fatiha ve bir mikdar daha Kur’an-ı Kerîm okur. Rükû ve secdelerden sonra oturur ve yalnız “Tahiyyat’ı” okur. Sonra “Allahü Ekber” diyerek ayağa kalkar, yalnız Besmele ile Fatiha ve bir miktar daha Kur’an-ı Kerîm okuyarak rükû ve secdeleri yapar. Sonra son oturuş yaparak selam ile namazdan çıkar. Bu halde üç defa Teşehhüde oturmuş olur. Bununla beraber mesbuk, ikinci rekatın sonunda yanılarak teşehhüde oturmayacak olsa, sehiv secdesi yapması gerekmez. Çünkü bu rekat, bir yönden birinci rekat yerindedir.
• Mesbuk, dört rekâtlı namazlardan birinin dördüncü rekatinde imama uysa, imam ile teşehhüde oturduktan sonra kalkar, Sübhaneke, Eûzü Besmele, Fatiha ve bir mikdar Kur’an okur. Rükû ve secdelerden sonra oturur. Yalnız “Tahiyyat’ı” okur. Ondan sonra kalkar. Besmele ile Fatiha’yi ve bir mikdar daha Kur’an ayetlerini okur. Sonra rükû ve secdelere varır, oturmaksızın kalkar. Yalnız Besmele ve Fatiha ile bir rekât daha kılarak son oturuşu yapar. Tahiyyat’ı, Salâvatları ve Rabbenâ âtinâ’yı okuyup selam vererek namazını tamamlar.
• Mesbuk, dört rekâtlı namazların üçüncü rekatinden başlayarak imama uysa, imamla beraber son oturuşta yalnız “Tahiyyat’ı” okur. İmâm selam verdikten sonra kalkar, Sübhaneke, Eûzü Besmele, Fatiha ve bir mikdar daha Kur’an okur. Rükû ve secdelere varır, sonra kalkar yalnız Besmele ile Fatiha’yı okur. Biraz daha Kur’an-ı Kerîm okur. Yine rükû ve secdelere gider. Teşehhüde oturur. Tahiyyat’ı, Salâvatları ve Rabbena atina’yı okuyarak selamla namazını tamamlar.
• Mesbuk, dört rekâtlı namazların ikinci rekatinde imama uyacak olsa, üç rekâtı imamla kılmış olur. Teşehhüdden sonra imam selam verince ayağa kalkar. Sübhaneke’yi, Eûzü Besmele’yi, Fatiha’yı ve ekleyeceği ayetleri okur. Rükû ve secdelere varıp son oturuşu yapar. Selam verip namazını tamamlar.
• İmâm rükûda iken, imama uyan kimse, o rükûa ait olan rekâta yetişmiş olur. Fakat imamı secde halinde bulan kimse, hemen secdeye varırsa da o secdenin rekâtına yetişmiş olmaz. Bunun için o rekâtı yukarda anlatıldığı şekilde kaza etmesi gerekir.
• Mesbuk, imam selam verdikten sonra “Allahü Ekber” diyerek ayağa kalkar ve noksan kalmış olan rekâtları tamamlar. İmâm selam vermeden mesbukun kalkıp noksan kalan rekâtları kılmaya başması uygun değildir Ancak namaz vaktinin çıkmak üzere olması ve insanların önünden geçme durumu olması gibi özürler sebebiyle selamından önce kalkar.
Bununla beraber imam, henüz selam ile namazdan çıkmamış olunca, mesbukun Teşehhüd mikdarı oturması lazımdır. Bundan önce kalkması caiz değildir.
•İmâm teşehhüdü tamamlamadan mesbukun kalkıp Kur’an okuması muteber değildir. Onun için mesbuk, birinci veya ikinci rekâtı kaza için ayağa kalkar da, imamın teşehhüdü bitirişinden sonra namaz caiz olacak kadar Kur’an okursa, namazı caiz olur. Fakat namaz caiz olmayacak kadar az okumuş olursa namazı sahih olmaz.
• Mesbukun kaza edeceği rekâtlarda başkasına uyması ve başkasının da bu halde mesbuka uyması caiz değildir. Mesbuk burada yalnız başına sayılmaz. Fakat bir mesbuk ne kadar rekât kaza edeceğini unutup da kendisi ile beraber mesbuk bulunan kimsenin ne kadar rekât kaza edeceğini yalnız göz önünde bulundursa, bununla namazı bozulmaz.
• Mesbuk, namazını yeniden kılmak niyeti ile tekbir alacak olsa önceki tekbiri ile başlamış olduğu namazı bozulmuş olur. Tek başına namaz kılan kimse böyle değildir; başka bir namaz kılmaya niyet etmedikçe, aynı namaza yeniden başlamak niyeti ile alacağı tekbir bu namazı bozmaz. Çünkü her iki namaz, tek başına namaz kılan için birbirinin aynıdır. Mesbuk ise, bir yönden tek başına namaz kılan gibidir, bir yönden de imama uyduğundan onun için aynı namaz değildir.
• Mesbuk, İmâm Azam’a göre Kurban Bayramı’nda Teşrîk tekbirlerini imamla beraber alır, sonra ayağa kalkıp geri kalan rekatleri tamamlar. Hâlbuki İmâm Azam’a göre, tek başına namaz kılan kimse bu tekbirleri getirmek zorunda değildir. Bunun için mesbuk, burada tek başına namaz kılan gibi değil, muktedi (imama uyan) yerindedir.
• Mesbuk, ayağa kalkması sahih olacak bir zamanda ayağa kalkıp da, imam henüz selam vermeden mesbuk namazını bitirerek selamda imama uysa, namazı bozulmuş olur.
• İmâm daha selam vermeden, mesbuk Tahiyyat’ı okuyup bitirmiş olsa, bir görüşe göre Şehadet sözünü tekrarlar, bir görüşe göre de susar. Burada sahih olan mesbukun Tahiyyat’ı yavaş yavaş okumasıdır.
Birinci oturuşta imamdan önce Teşehhüd’ü bitirmiş olan bir muktedi de susar, Teşehhüd’de bulunmaz.
• Mesbuk, cehren (aşikâre) okunan namazlarda imama uyunca, “Sübhaneke”yi okumaz. Geri kalan rekâtları kazaya kalkınca okur. Sahih olan budur. Buna yukarıda işaret edilmişti.
• İmâm yanılarak beşinci rekâta kalkınca, mesbuk da ona uyarak kalksa, bakılır: Eğer imam dördüncü rekatta oturmuş ise, mesbukun namazı bu kalkış ile bozulmuş olur. Fakat imam dördüncü rekâtta oturmamış ise, beşinci rekâtta secdeye varmadıkça, mesbukun namazı bozulmaz.
• Bir mesbuk lâhık da olabilir. Şöyle ki: İmâma sonradan uyan kimse, uyku veya abdesti bozan bir sebeble rükünlerden veya rekâtlardan bir kaçını imam ile kılamayıp kaçırsa, hem mesbuk olur, hem de lâhık olmuş olur. Bu durumda önce kaçırdıklarını kıraatsız olarak kaza eder sonra mümkün ise, geri kalan namazda imama uyar. Daha sonra da imama uymadan önceki rekâtları kıraatla (Kur’an okuyarak) kaza eder. Önce bunları kaza edip ondan sonra, namaz arasında kaçırmış olduğu rükünleri veya rekatleri kaza etmesi de caizdir. Fakat bunu yapmakla meşru sırayı gözetmemiş olacağından günahkâr olur. (Ömer Nasuhi Bilmen, B.İ.İ./188-191)

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM