Hayriye Caner
Hayriye  Caner
hayriyecaner@kocatepegazetesi.com
MECLİS-İ MEBUSAN
  • 0
  • 361
  • 21 Aralık 2019 Cumartesi
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

21 Aralık 1918’de Padişah Vahidettin, Meclis-i Mebusan’ı feshetmişti.
Hey’et-i Meb‘ûsan olarak da adlandırılan Meclis-i Meb‘ûsan, 23 Aralık 1876’da yürürlüğe giren Kānûn-ı Esâsî’nin öngördüğü Meclis-i Umûmî adlı Osmanlı Parlamentosu’nu oluşturan iki meclisten biri olup halkın seçtiği mebuslardan meydana gelmekteydi. Parlamentonun diğer kanadı padişahın tayin ettiği üyelerin oluşturduğu Meclis-i A‘yân’dı. Anayasaya göre meclislerden biri diğeri kapalı olduğunda toplanamazdı.
Kānûn-ı Esâsî, her 50.000 erkek nüfus için bir mebus seçilmesini, mebusların otuz yaşını doldurmuş, medenî haklarını ve itibarını kaybetmemiş, yabancı devlet imtiyazına sahip olmayan, Türkçe bilen Osmanlı uyruklular arasından gizli oyla belirlenmesini, seçimlerin yapılış tarzı için ayrı bir kanun çıkarılmasını; seçimlerin dört yılda bir yapılmasını ve vilâyet halkından seçilecek olan mebusların seçim bölgesini değil bütün Osmanlılar’ı temsil etmesini öngörüyordu.
İstanbul ve taşra için ayrı ayrı seçim esasları belirlendi. Seçimler taşrada 29 Ekim 1876 tarihli geçici tâlimata göre yapıldı. Tâlimatın şartları anayasada belirlenen ilkelerden biraz farklıydı. Nitekim anayasada yer alan 50.000 kişiye bir mebus oranı uygulanamadığı gibi otuz yaş zorunluluğu da yirmi beşe indirildi; cinayetten veya siyasî bir suçtan mahkûm olma hali seçilmeye engel kabul edildi; ayrıca mebusların memleketlerinde emlâk sahibi olmaları şartı getirildi. Mebus sayısı sekseni müslüman, ellisi gayri müslim olmak üzere toplam 130 olarak belirlendi ve kontenjanları vilâyetlere bildirildi. Mebusları halk değil daha önce halkın seçmiş olduğu vilâyet, sancak ve kaza idare meclisleri üyeleri seçti. Üyeler, adayın ismini yazdıkları pusulayı kapalı ve mühürlü bir zarfa koyarak kazada kaymakama, sancakta mutasarrıfa, vilâyette valiye teslim edecek, vali daha sonra vilâyet ileri gelenlerinden bir meclis oluşturarak seçilen şahısları belirleyecekti. En fazla oy alan seçilecek, eşitlik durumunda kazanan kurayla tesbit edilecekti. Seçim prosedürü, her mebusun seçim evrakının Meclis-i Meb‘ûsan’da tek tek incelenip kurallara uygun olduğu genel kurulun onayından geçtikten sonra tamamlanmaktaydı.
Meclis-i Umûmî, 19 Mart 1877’de Dolmabahçe Sarayı’nın Muayede Salonu’nda yapılan, II. Abdülhamid, devlet erkânı, ulemâ, ruhanî liderler ve yabancı misyon şeflerinin katıldığı bir merasimle açıldı. Açılış nutkunu padişah adına Mâbeyn-i Hümâyun başkâtibi Küçük Said Paşa’nın okuduğu törene ülkenin uzak yörelerinden gelen bazı mebuslar yetişemedi. Mebuslar ertesi gün mecliste padişaha ve vatana sadık kalacaklarına ve anayasa hükümlerine uyacaklarına dair yemin ederek göreve başladılar.
Meclisin esas görevi kanun yapmak ve yıllık bütçe kanununu inceleyip kabul etmekti. Yeni kanun teklif etme veya eskileri değiştirme hakkı hükümete ait olup mebusların bu hakkı kullanabilmeleri padişahın iznine bağlıydı. Teklif öncelikle Şûrâ-yı Devlet’e havale edilir, burada gerekli işlemler yapıldıktan sonra hükümete / mebuslara gönderilirdi. Hükümet / mebus teklifi meclis başkanına, başkan da ilgili komisyona havale ederdi. Komisyondan tekrar başkana gelir ve o da genel kurula sunardı. Tasarı burada iki defa görüşülürdü. Birinci görüşmede genel hatlarıyla incelenir, maddeleri okunur ve konu hakkında söz almak isteyenler belirlenirdi. Beş gün sonra yapılan ikinci görüşmede maddeleri tek tek müzakere edilirdi. Bütçe tasarıları fasıl fasıl tartışılır, ardından da kanun veya bütçe tasarısının tamamı oylanırdı. Mecliste kabul edilen tasarı Hey’et-i A‘yân’a gönderilir, burada da görüşülüp onaylandıktan sonra padişahın tasdikiyle kanunlaşırdı. Reddedilen tasarılar ise o yıl içinde tekrar meclis gündemine getirilemezdi.
Değişik dinî grupların temsilcilerinin bulunmasından dolayı cuma ve pazar günlerini tatil olarak belirleyen meclisin birinci faaliyet devresi 28 Haziran 1877’de sona erdi. ikinci dönem mebusları da yine geçici tâlimata göre seçildi ve meclis 13 Aralık 1877’de sade bir törenle açıldı. Anayasanın kendisine verdiği yetkiye dayanan II. Abdülhamid’in 13 Şubat 1878’de meclisi süresiz olarak tatil etmesiyle son buldu. Yaklaşık otuz yıllık bir aradan sonra 23 Temmuz 1908’de Meşrutiyet ilân edildi ve anayasanın yeniden yürürlüğe konularak Meclis-i Umûmî’nin açılacağı kamuoyuna duyuruldu.
İttihat ve Terakkî Cemiyeti ile Ahrar Fırkası’nın katıldığı 1908 seçimlerini İttihatçılar ezici bir çoğunlukla kazandı. 17 Aralık 1908’de yapılan görkemli bir açılış töreniyle Meclis-i Meb‘ûsan tekrar faaliyete geçti.
Çoğunluğu elinde bulunduran İttihatçılar, kendilerine karşı muhalefetin gittikçe artması üzerine konumlarını güçlendirmek ve muhalefeti sindirebilmek için 18 Ocak 1912’de meclisi feshederek erken seçime gitti. İktidarın gücünü ve imkânlarını kullandıkları gerekçesiyle bu seçim muhaliflerce “sopalı seçim” olarak nitelendirildi. Hürriyet ve İtilâf Fırkası etrafında kümelenen muhalefetin seçim sonuçlarına yaptığı itirazlar geçiştirildi ve sadece altı muhalif mebus meclise girebildi. Meclis, bütün bu sorunların gölgesinde 18 Nisan 1912’de ikinci dönem çalışmalarına başladı. Ancak İttihatçılar’ın uygulamalarından rahatsız olan muhalefet gittikçe güçlendi. Yeni kurulan Gazi Ahmed Muhtar Paşa hükümetinin programında, geçen seçimlerin kanunlara uygun yapılmadığı ve memurlarla askerlerin politikaya karıştığı şeklindeki ifadeler mecliste büyük tartışmalara sebep oldu. Ahmed Muhtar Paşa bu gerilim üzerine Meclis-i A‘yân’ın oluruyla 4 Ağustos 1912’de meclisi feshettirdi.
Balkan Savaşı yüzünden 1914 yılına kadar seçim yapılamadı. Bu arada İttihatçılar, 23 Ocak 1913’te Bâbıâli Baskını olarak adlandırılan bir darbeyle iktidarı ele geçirdi. 14 Mayıs 1914’te açılan ve I. Dünya Savaşı yıllarında muhalefet olmaksızın bir savaş meclisi olarak faaliyetlerini sürdüren meclis pek çok geçici kanun çıkardı. Mondros Mütarekesi’nin ardından 21 Aralık 1918’de Padişah Vahdeddin tarafından feshedildi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM