MAHALLEDEN DIŞLADIĞIMIZ “KURBAN” – Kocatepe Gazetesi

MAHALLEDEN DIŞLADIĞIMIZ “KURBAN” – Kocatepe Gazetesi

Ümit Demir 23 Eylül 2015 Çarşamba 03:00:00
  Bir yazı öncesinde “Müslümanların Modernlikle İmtihanını” anlatırken şöyle demiştim; “Din yani İslam sadece görünür olarak hayatın içinde kalmış ama dünyayı değiştirici bir güce dönüşmemiştir.”
Görünürlük hâlini kastederken aslında şunu demek istemiştim; markalı başörtülüler çoğaldı, umre-hacc ibadeti yaygınlaştı, sakallı genç erkekler sosyal medyada yer aldı. Bu tür bir görünürlüğün “görüntü var, ses yok!” cinsinden bir görünürlük olduğunu hepimiz kabul ederiz galiba… İçi boş, muhtevadan/anlamdan uzak.
Bugün ise bu görünürlüğe zıt bir durumdan bahsedeceğim; bir ibadetin görünmez kılınışından…
Farkında mısınız bilmiyorum ama kurban ibadetini görünmez kıldık. Çocukluğumdaki kurban günleri kayıp… O günlerde, her evin bahçesinden bir kurbanlık hayvan sesi gelirdi. Neyin, nasıl bir şeyin içinde olduğumuzun farkındalığı için bu sesler önemli değil mi peki? Oysa son yıllarda her kurban bayramı öncesi her yer ıssız şimdi…
Hijyen diyorlar, çocukların psikolojisi diyorlar. Tezat şu ki caddeler ve sokaklar trafik kazaları, cinayet ve kavgalarla dolu. Bunların görüntüleri ise “ana haber bültenlerinde” dakikalarca veriliyor. Yani yıllık bir ibadetin “olumsuzluğuna(!)” önlem alan modern insan, kendi ellerinden çıkan kötülüklerle günün her saatinde muhatap olabiliyor. Kaçılması gereken ise ibadet oluyor!
Günlük yaşamın dışına itiliyor her kutsal… Belirli yerlerde, belirli izinlerle, belirli şartlarda sadece! Günlük yaşamın dışına ittikçe de yani unutmaya çalıştıkça da “kendi hâlimize bırakılıyoruz” sanki.
Zaman zaman da ezan sesinden rahatsız olanlar gündeme gelir. Sabah ezanını “kişisel rahatsızlığa yol açan gürültü” olarak şikâyet ederler mesela. Peki, ezan sesini susturmayı istemek kadar tehlikeli değil mi kurban ibadetinin mahallemizden dışlanıyor olması? Ezana gürültü bahanesi, kurbana hijyen… Neyi idrak ettiğimizin farkında olmamak için mi kurban kesim yerleri mahallenin dışına atıldı?
Bir nesil, kurbanlıkların sesinden, niçin kesildiğinden, buna şahit olmaktan, o hayvana üzülmekten, onun üzerinden düşünmekten uzak bir şekilde büyüyor. Anlamdan kopuk… Marketteki etin nereden geldiğinden bîhaber. Onun bir “mal” olmasından ziyade bir canlı olduğundan habersiz. Malı cebindeki parayla almayı biliyor, ama dünyadaki tüm canlıların bir “değeri” olduğunu, bunu da parayla satın alamayacağını öğrenemiyor. “Malları” sonsuz sanıyor, çünkü ne zaman gitse markette hazır buluyor. Oysa etini yediği hayvanla muhatap olmadığı için bir gün bitebileceğini hesaba katmıyor.
Günümüz insanı çok tuhaf! Çoğu peygamberin mesleği olan çobanlığın büyükbaşı ve küçükbaşıyla ilgilenmek yerine kedi ve köpekle ilgilenmeyi tercih ediyor. Hani iblis “fıtratı bozmak” (Nisa 119) için çalışacağını söylemişti ya! Modern insan tam da bu tuzağa düşmüştür artık. Etinden sütünden faydalanacağı hayvan yerine cebinden para harcayacağı hayvan tercih ettirilmiştir modern insana.
Sadece koyuna, ineğe bakmakla utandırmadı bu tuzak bizi. Aynı zamanda da inanan insanı, yaptığı ibadetten utanır hâle de düşürdü. Hayvan sesi yok, kirlilik(!) yok, sokaklar bomboş… Tatil bölgeleri ve otoyollar ise curcuna. 90’ına yaklaşmış akrabam demişti, “Eskiden bayramlar böyle sessiz mi olurdu? Çoluk çocuk, herkes hep sokaklardaydı; şimdi gelen giden yok.”
Çocukluğumun kurban bayramlarını özlüyorum. Kentsel dönüşüm yüksek binalar dikmemişti henüz, evlerin çoğu bahçeliydi. Biz de kurban kesimlerini görmek için o bahçeden o bahçeye koşardık. Zehirlenmedik, ölmedik, psikolojimiz de bozulmadı!
Oysa şimdi, apartmanların kutu dairelerine sıkışmış, bahçesi olmayan konutlarda, bilgisayar oyununa/sosyal medyaya bağımlı yaşayan çocuklar antidepresan ilaç kullanırken hiç kimse ellerimizden çıkan bu “modern olumsuzlukları” hayatının dışına atmak istemiyor.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi