KÜTÜPHANELER-KAHVEHANELER

KÜTÜPHANELER-KAHVEHANELER

Bugünkü meşguliyetlerimiz yarınımızı ve geleceğimizi belirler. Bunu hem kişi bazında ve hem de toplum bazında düşünelim. Okumamak, üretmemek, boşa zaman geçirmek maalesef toplumun kanayan yarası ve giderek daha da vahim tablolar ortaya çıkmakta. Oysa her konuda olduğu gibi meşguliyetler konusunda da ne ekersek onu biçeceğiz.
Bugün kahvehaneden çıkmayan bir milletin çocuklarının yarın kütüphaneden çıkmamasını beklemek sizce de biraz hayal ürünü olmaz mı değerli okuyucular?
Bizler bilmeliyiz ki; Fertleri kütüphanelerde vakit geçiren toplumlar geleceğini iyi inşaa ediyor demektir. Çünkü Okumak, araştırmak bir insana yarınlarda yapmak istediği ve yapabileceği hedefler açısından bilinçli şekilde iş yapmayı sağlıyor. Yani araştıran, bilgilenen ve öğrendiğini en güzel şekilde uygulamaya geçirenlerin üretim fabrikasıdır kütüphaneler. Bu demek oluyor ki bilinç ve icraatin sonucu hem maddi, hem de manevi yücelip yükselme buralarda gerçekleşiyor. Ancak, değişen teknoloji ve gelişmeye rağmen bizler hala bu durumu tam olarak idrak edebilmiş değiliz ne yazık ki. Acı bilançoyu ise yaşadığımız şehirde kaç tane kütüphane mevcut, kaç tane kahvehane mevcut ve doluluk oranları nasıl sorularını sorduğumuz da çok rahat görebilmekteyiz. Ortalama 200.000 nüfuslu bir şehirlerde en fazla üç-beş kütüphane olduğunu, buna karşılık 20-30 misli sayıda cafe bulunuyorsa biraz da şapkamızı önümüze koyup düşünmek gerekiyor dostlar.
Eski adı kahvehane veya kıraathane olan, yeni adına cafe dediğimiz her köşebaşında ve caddede onlarcasını görmek mümkün olan bu mekanlar sebebiyle insanımız özellikle de gençlerimiz tembelleşiyor, gevşiyor, araştırmıyor ve bilgisiz kalıyor. Hatta kimi zaman çocuklarımızı emanet ettiğimiz bazı eğitimcilerimizin bile kahvehaneleri doldurduğunu görmek bizleri son derece üzüyor. Aslına bakarsanız mıknatıs misali bu işler. Nasıl ki insan insanı sabahtan akşama kadar kahvehanede vakit geçirmek için etkileyebiliyorsa, kütüphaneye götürmek için de pekala etkileyebilir. Yani sözün özü; nereden başlasak kârdır. Yada zararın neresinden dönülürse kardır.
Bu konuda eğitimcilerden, yöneticilere kadar toplumdaki her insana görev düşmektedir. Bizler bu bilinçle hareket edersek değişimin ve ilerlemenin çok da uzak olmadığını göreceğiz…
Daha çok okuyan nesil, daha çok araştıran, üreten bir gençlik yetiştirmeliyiz.
Daha kalabalık kahvehaneler yerine daha kalabalık kütüphaneler görmek dileği ile…
Eğitim dönemi hayırlı ve uğurlu olsun.

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi