Köylerden gelenler Afyonlu değil mi?

Köylerden gelenler Afyonlu değil mi?

Onur Bayram 7 Mart 2013 Perşembe 15:15:44
  Kış şartlarının sert olduğu, her zaman kar yağmasa da yağmurun sıklıkla görüldüğü Afyonkarahisar’da, neden köy ve beldelerden gelen insanların dönüş yolunda kullandığı durak olarak kullandığı indi-bindi noktalarına, kapalı duraklar konulmaz anlamakta güçlük çekiyorum. Belediye kent içinde bazı yerlere kapalı duraklar yerleştiriyor ancak köy ve belde sakini Afyonkarahisarlılar, dönüş yolunda uzun süre ayakta beklemek ya da yağmurda ıslanmak zorunda kalıyor.
Afyonkarahisar’ın pek çok şehre oranla en önemli özelliklerinden biri gün içinde şehre giriş çıkış yapan büyük bir kalabalığa sahip olması. Peki şehrin ekonomisine en büyük katkıyı sağlayan, gün içine dönen sıcak parayı getiren köy ve beldelerden gelen insanlara yeterli önem ve değeri gösteriyor muyuz? Afyonkarahisar’a her gün belde ve köylerden gelen binlerce insan var. Hastanelere, alışverişe, pazara, tapuya, nüfusa ya da adli işlemler için her gün Afyonkarahisar’a taşınan bu insanların öneminin ne kadar farkındayız?
Termal turizimin başkentiyiz diyoruz, şu kadar yatak kapasitemiz var diyoruz ama Afyonkarahisar’a gelen termal tatilcileri şehre çekmeyi başaramıyoruz. Bu başarısızlığa rağmen, kalkınma ve ekonomik gelişme için sık sık, “tatilcileri şehre nasıl çekeriz?” konuşmaları yapıyoruz. Oysa her gün Afyonkarahisar’a gelerek, para kazandıran insanları nasıl mutlu edeceğimizi hiç düşünmüyoruz. Geldikleri köy ve beldelerin toplu taşım araçlarından indiği andan itibaren Afyonkarahisar’da toplu taşım araçlarını kullanmayı başlayan bu insanların, Afyonkarahisar’ın en büyük ekonomik kaynaklarından olduğunun farkında değiliz. Oysa en az kent merkezindekiler kadar Afyonkarahisarlı olan bu insanlar gün içinde minibüsçüden lokantacıya, fotokopi çeken kırtasiyeden beyaz eşya hatta mobilya satan mağazalara kadar hemen her sektöre katkı sağlıyor.
Şehrin ekonomik dinamosu olan bu insanlardan örneğin Antalya, İzmir ve Kütahya yönündeki ilçe, belde ve köylere gidenlerin kullandığı durak Maliye Kavşağı’nda. Ancak bu noktada kapalı bir durak olmaması bu yöne giden insaların yerlere oturmalarına, yağmur ve kar altında ıslanmalarına neden oluyor. Kendi başlarına işlerini halledebilenler neyse de yanlarında çocuklu ve bebekli kadınlar ya da yaşlılar gördüğümde içim parçalanıyor. Maliye önünde yaşanlara benzer bir durum da eski otogar karşısında yaşanıyor. Burada da hem ilçe, belde ve köylerin minibüsleri hem de şehir içi toplu taşıma araçları indi bindi hizmeti verse de bir kapalı durak bile bulunmuyor. Oysa eski otogarın ve yıkılan Halil Ağa Semt Pazarı’nın önündeki kapalı duraklar kullanan olmamasına rağmen yerli yerinde duruyor. Belde ve köylere gidenler için sadece Gazlıgöl-İhsaniye yönüne gidenler ve Ankara yönüne gidenler için de Otogar Camii önünde kapalı bir durak bulunuyor.
Üstelik sorun sadece durak eksikliğiyle de sınırlı değil. Emir Murat Özdilek Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nin önünde yapılan çalışmalar kaldırımı bir hayli bozdu. O bölge Ankara ve Konya yönünden gelenlerin, devlet hastanesi ya da üniversite hastanesine giderken şehir içi toplu taşıma araçlarını kulllandığı durak. Ancak yapılan çalışmaların taamamlanmaması küçük kazalara yol açabiliyor. Bu konuya örnek olarak geçen hafta zor yürüyen bir yaşlının gözlerimin kaldırım çalışmalarından kalan taşa takılarak yere düşmesini anlatabilirim. Başını yere çarpan yaşlının, kanayan elini oradaki seyyar simitçinin döktüğü suyla yıkadık. Kıssadan hisse biz fark etmesek de bu şehirde insanların sıkıntı çektiği pek çok yer var. Tüm şehir İkinci Dumlupınar Caddesi’nden ibaret olmadığı çevremize için görmek için bakmalıyız.
Bu insanların halini gördükçe, “Acaba köy ve beldelerden gelen insanları Afyonkarahisarlı olarak mı görmüyoruz, yoksa belediye seçimlerinde nasıl olsa Afyonkarahisar merkezde oy vermeyecek olmaları dolayısıyla mı önemsenmiyorlar” diye düşünüyordum. Oysa Belediye Başkanı Burhanettin Çoban’ın bu konulardan tamamen habersiz olduğuna eminim. Kendisi nin Belediye Başkanı olmadan önce de iyi bir işe sahip olması belki de kendisinin hiç toplu taşımayı kullanmamasına neden olmuş olabilir. Zaten böyle küçük bir konuyu da belediye başkanının düşünmemesi gerekir. Çünkü belediye yönetmek bir ekip işidir. Başkan da bir ton protokol telaşesi ve talep arasında ancak önüne gelen sorunlarla ilgilenir. Bu nedenle bu konuda Başkan Burhanettin Çoban’ı eleştirmenin haksızlık etmek olduğunu düşünüyorum. Ancak Trafik Komisyonu üyeleri ne işe yarar, Kent Konseyi üyeleri ve konseydeki çalışma grupları hiç mi çevrelerine bakmaz merak ediyorum.
Gelecek yıl yerel seçimler var. Yoğun ve telaşeli bir kış geçireceğiz. Hatta belki yaz aylarının sonlarında seçim hazırlıkları başlayacak. Tekrarlamak gerekirse Başkan Çoban’ın bu sıkıntılardan habersiz olmasına rağmen, seçim hazırlıkları içinde geçecek yaz mevsiminde bu sıkıntıları çözeceğine eminim. Bir sonraki kış gelmeden bu insanların mağduriyetini giderilmesini gerekiyor. Unutmamalı ki Rabi İbn Ziyad el-Harisi’nin, Hz. Ömer’e söylediği “Fırat kenarında bir koyun kaybolsa, Kıyamet günü senden onun mutlaka sorulacağını bil” sözleri tüm yöneticiler için de geçerlidir.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

E-Gazete Arşivi